- Kategori
- Anılar
Benim hikayem

Yeni Yıl sadece büyümek ve yaşlanmak olmasın.
Hayatınızda birşeyler ters gidiyor olabilir, bu yarınların da aynı olacağını göstermez. Her şart altında umudun yitirilmemesi gerektiğine inananlardanım. En azından dün geceye kadar böyleydi...
Mevlana'nın "Dün dünle geçti gitti, bugün yeni bir gün, yeni birşeyler söylenmeli" sözü ile dün biten 2008 yılını unutmamız ve 2009 yılında yeni beklentilere kapılmamız gerekir mi?
Yeni bir gün dediğimiz eski günün bir ertesi mi? Evet, öyle. O zaman hayatımda ne değişebilir ki?
2008 yılına girerken, 20 yıllık evlilik hayatımda ilk kez eşimden, çocuklarımdan ayrı Mardin'deki evimde yapayalnız geçirmiştim. Abartısız yarım saat geçmeden telefonum çalıyordu. Eşim, çocuklarım, annem, abim, arkadaşlarım sırayla arıyorlar ve kendimi yalnız hissetmemem için bana moral veriyorlardı. seneye herşey farklı olacak diyorlardı, bende epeyce kendimi kaptırmıştım bu fikre...
Dün kötü girdiğim 2008 yılının üzerinden 365 gün geçti ve ben bir koca yıl umutla beklediğim , hayal ettiğim yılbaşı günümü yine aynı şekilde geçirdim. Yıllık iznim olmadığından evime gidemedim, sağlıklı iken göstermelik rapor alanlardan da olmadığımdan sessiz sedasız tek başıma koca evde oturdum.
İşin ilginç tarafı ise geçen yılbaşını özlemle andım. En azından elektrikler vardı. Bu yıl Mardin yılın son gününü müthiş bir karla geçirdi. Evim Mardin'den onbeş km. daha aşağıda İstasyon denilen belde içinde ve Mardin'e göre mahrumiyet bölgesi. Saat 17.30 gibi eve geldiğimde elektrikler kesikti. Telefonun ışığıyla ve elimde çantalarla 4 kat merdiveni kazasız belasız çıkarak eve ulaştım. O kadar soğuk vardı ki, evin içinde değilde balkonda dolaşıyor gibiydim. Mumu bulabildim ama ortasında bulunan ipi yoktu, telefonumun şarjı bitmesin diye küçük tüpü salonun ortasında yaktım. Onun verdiği ışıkla sobayı kömürle doldurdum ve yaktım.
Yemek pişirmeye çalıştım, ama tüpüm bitti. Sobanın üzerinde pişmesi tamamlanan yemeği tek başıma yedim. Saat 19.00 da elektrik çok düşük voltla geldi, mum ışığı gibiydi. Sürekli gidip gelen elektrikle elimde Tv kumandası nnöbet tuttum.
Saat 21.30 da dışardan gelen seslere camdan baktım. Lojman komşularım bahçede su kuyusuyla uğraşıyorlardı. Elektrik olmadığı için sularda akmıyordu. Evinde çoluk çocuğu, misafirleri olan komşularım susuz kalmıştı. O sırada Tedaş görevlileri geldi. Allah kuvvet versin böyle günlerde de çalışanlara. O soğukta ve yağan kara rağmen direğe çıktılar. Üzerinden 5 dk.geçmeden elektrik tamamen gitti. Saat 22.00 gibi normal bir şekilde geldi.
Balkona çıktım, Mardin ışıl ışıldı. Her akşam gerdanlığı andıran görüntüsü yağan karla beyaz bir gelinliğe benziyordu. İçeri girerek Tv. izlemeye devam ettim, yapacak başka bir şansımda yoktu.
Yılbaşı beklentim de yoktu. Bir gecede hayatımda neler değişebilirdi ki? Sabah güneş doğduğunda bambaşka bir ülkede mi gözlerimi açacaktım. Hayır, yine aynı evimde uyanacak, aynı olan ve değiştirmeyi beceremediğim hayatıma devam edecektim. Keşke, en azından Adana'daki evimde uyanabilseydim ve çocuklarım kapımı tıklatsaydı. Küçük oğlum yatağıma gelerek bana sarılsaydı, Büyük oğlumu fırına sıcak pide almaya yollasaydım ve güzel kızımın hazırladığı sabah kahvaltısını uzun sohbetlerle yapsaydık ; 2009 yılına onlarla uyansaydım.
Bütün olumsuzluklara ve yalnızlığa inat, umut etmeyi bırakmıyorum. 2008 Yılına veda ederken yeni başlayan 2009 yılını çabuk eskitmek istemiyorum. Hayatıma yön verecek olan , yeni alacağım kararlar, çocuklarıma karşı duyduğum umutlar, belki iş hayatımla ilgili yaşayabileceğim yenilgiler, ama, en önemlisi ailem ve sevdiklerimle yaşayacağım mutluluklar olacaktır.
Mevlana'nın sözüne yeniden dönmek istiyorum. Dün geçti, bugün yepyeni bir gün ise; bugün yaşadığımız gün de yarının dünü olacaktır. Bir daha geri gelmeyecektir. O zaman bugünü eskitmeden yaşamalıyız.
Bugünlerin değerini bilelim ve yarınlardaki günlere güzel anılarla bırakalım.