Benim izlediğim efeler diz çökerken bile dik duruyorlar! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '14

 
Kategori
Güncel
 

Benim izlediğim efeler diz çökerken bile dik duruyorlar!

Benim izlediğim efeler diz çökerken bile dik duruyorlar!
 

Yılmaz Özdil bu defa çark etmeye başladı...
 
Çünkü söylediği söz yenilir yutulur cinsten değildi...
 
Sonunda kendisi de farkına vardı...
 
Papucun pahalı olduğunu gördü.
 
Kaptan köşkünde oturmakta olduğu ve vazgeçmeyi göze alamayacağı amiral gemisinin patronundan esaslı bir uyarı gelmiş olabilir...
 
Belki de kader birliği ettiği arkadaşlarından kuvvetli azar işitti. Zira Soma'da yaşanan öylesine büyük bir dramı iktidar değişikliği aracı olarak kullanmaktayken ve bu konuda da bayağı bir yol alınmışken, bu söz bir 'takoz' gibi onların önlerine çıkmış ve Erdoğan'ın imdadına yetişmişti.
 
Erdoğan'a bu kadar büyük bir iyiliği bir hain, bir ajan, gizli bir AKP'li yapabilirdi.
 
Ya da; her fırsatta ve herkese karşı içinde taşıdığı nefret duygularını çekinmeden dışa vuran, yazan, söyleyen ve bu konuda idol olan biri, bu defa sözünün getireceği tahribatı hesaplayamamış ve baltayı taşa vurmuştu.
 
Yılmaz Özdil'in inkâr çabalarından bu ihtimalleri anlıyoruz.
 
Yani sözünün nereye gittiğini kestirememiş; kaş yapayım derken göz çıkarmıştı.
 
Halka 'Bidon Kafa' diyerek onları aptal olmakla suçlayan biri için ne hazin bir manzara!
 
Yılmaz Özdil ne kadar çırpınırsa çırpınsın artık gerçeği değiştirmeye gücü yetmeyecektir. Çünkü sözleri harfi harfine kayıtlara geçerek internet sayfalarında yerini almış bulunuyor.
 
Kendini savunma amacıyla yeniden Halk tv'ye bağlanıp "Bu çocukları madendeki ihmalleri nedeniyle öldürüp şimdi de Başbakan çıkıp, bu çocukların ölümünün normal olduğunu söylüyor. Bunun normal olduğunu söyleyenler bunun neredeyse müstahak olduğunu da söyleyebilirler. Ne diyeyim birebir budur. Bir kez daha yayınlarsanız bunları söylediğimi göreceklerdir. Aslında bunların ölümü müstahaktır diyen ben değilim bizzat Başbakan Erdoğan'ın bu ölümleri normaldir şeklindeki yaklaşımına isyanımdır. Ve Başbakan buna normaldir diyebiliyorsa, müstehak diyebilir diyorum." açıklaması yapması üzerine, konuyla ilgili bir yazı yazmış olan biri olarak kuşkuya kapıldım ve yeniden söylemiş olduğu sözleri okudum. Halk tv'de aynen şöyle demiş: 
 
“Maden kazasında ölen çocuklar, Tayyip Erdoğan’ın seçim mitinglerinde parayla taşıdığı işçiler. Ceplerine para koyup tezahürat yaptırıyorlar. Dolayısıyla Başbakan ‘Bu çocukların ölmesi normal’ diyor.. Normal demek gerçekten.. Çalışma Bakanı’yla CHP’li Özgür Özel arasında bu konuda bir polemik geçmişti; Bakan ‘Ne yani, bir maden sahibinin bir partiyi sevmesi yasak mı’ demişti.. Dolayısıyla burada ben Başbakan’a katılıyorum. Yani bu olan biten normaldir, hatta müstehaktır bile denebilir."
 
Yılmaz Özdil'in açıklamaları bunlar. Özdil ikinci açıklamasında bir şerh düşmüş ve ortalama zekâ seviyesi olan herkes ilk açıklamamı böyle anlayacaktır demiş.
 
İlk açıklamayı tekrar okuduğumda ben yine de Özdil'in ikinci açıklaması gibi anlayamadım. Demek ki benim zekâ seviyem ortalama seviyenin ya üstünde ya da altında olmalı!
 
Başbakan'ın yaptığı açıklama da talihsiz bir açıklamaydı. "Her gerçeği söyleme ama söylediğin mutlaka gerçek olsun" atasözüne göre gerçeklerin de bir söylenme yeri ve zamanı vardır. Çok iyi niyetle bir gerçeği yanlış yerde veya yanlış zamanda söylerseniz yanlış anlaşılabilirsiniz. Hele de sizin her söylediğinizi yanlış yerlere çeken, açığınızı kollayan onca kişinin pusuda beklemekte olduğunu bilmenize rağmen. 
 
Ama Başbakan'ın yanlışı buraya kadar. Başbakan'ın sözlerinden hiçbir şekilde 'müstehak' yani ölen işçiler ölmeyi hak etmişlerdi anlamı çıkmamaktadır. Ortalama zekâdan da vazgeçiyorum, ortalamanın çok altında zekâsı olan biri bile Başbakan'ın böyle bir şey demediğini anlar. Hatta ve hatta herkes Başbakan'dan böyle bir sözü kulaklarıyla duysa bile inanmaz, inanamaz. 
 
Oysa Özdil ne diyor? "Başbakan'a katılıyorum. Yani bu olan biten normaldır, hatta müstehaktır bile denebilir" diyor.
 
Sonra da, Başbakan bu olaya normal diyorsa müstehaktır da demek istemiştir şeklinde savunma yapıyor. 
 
Bu savunmanın kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır...
 
Birincisi; Başbakan'ın ne demek istediğini söylemek hem de acıların çok sıcak olarak yaşandığı bir anda "müstehak" gibi aşırı tepki çekecek bir sözcüğü Başbakan'a mal etmek hiç kimsenin haddi olmamalıdır.
 
İkincisi; Başbakan'ın talihsiz açıklamalarıyla sınırlı olarak bu sözler söylenmiş olsaydı belki bir noktaya kadar anlayış gösterilebilirdi. Ama Özdil'in, işçilerin AK Parti mitinglerine katılmalarından bahsettikten sonra yani bu öfkeyle bu sözleri söylemiş olması, kendi kızgınlığının dışavurumundan başka bir anlama gelmemektedir.  Anlaşılıyor ki, gösterilen tepkiler karşısında kendi nefret söylemine Başbakan'ı ortak etmeye çalışmaktadır.
 
Yılmaz Özdil bu defa sert kayaya çarpmış gibi.
 
Geri videse takıyor ama, araba patinaj yapıyor.
 
Bütün tarafsız hatta bazi CHP'li yazarları ikna edemiyor.
 
Bugüne kadar nefret söylemlerini Özdil çekinmeden söyledi. Karşı bir grubu hedef aldığı için kendi yandaşlarınca da desteklendi, hatta kahraman olarak görüldü. Ama bu defa karşısında gariban maden işçileri var. 
 
Ve Özdil, çok küçük bir azınlık dışında, destek bulamıyor.
 
Hiç kimse bu sözlerin getireceği siyasi faturaya ortak olmak istemiyor.
 
Ama söz ağızdan çıktı bir kere.
 
Meşhur bir Arap atasözü, "Sırrın senin esirindir; sırrını söylersen sen onun esiri olursun" diyor.
 
Özdil başkalarına çamur atarak, hatta hakaret ederek bu esaretten kurtulmaya çalışıyor. Bakın son yazısında neler söylemiş: 
 
"Susalım, pısalım, yazmayalım diye iftira üstüne iftira atıyorlar, kendi söylediklerini bize mal ediyorlar, sakalından utanmayanlar tescilli yalanlarıyla kim vurduya gidelim diye hedef gösteriyorlar. Topluca cevap veriyorum… Dünya tarihi sizin kadar ahlaksız bir medya kadrosu görmedi, biz sadece zeybek oynarken diz çökeriz, vız gelir tırıs gidersiniz.’”
 
Bu sözleriyle Özdil 'Efe' olduğunu ima ederek 'efelik' yapmak istemiş.
 
Doğrudur...
 
Efeler sadece zeybek oynarken diz çökerler ama...
 
Diz çökerken bile dik dururlar!
 
20 Mayıs 2014
 
Hasan Basri Özgen
 
 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..