- Kategori
- Güncel
Beş senede nasıl Newyork'lu olunur?

Suyu başka güzel, havası başka güzel memleketimin insanı da hiçbir diyara, hiçbir insana benzemez; kendine has, özel mi özeldir. Tükürüşündeki rahatlık, bıyığını buruşundaki fiyaka, hayvanlara tekme atma dürtüsü hiçbir memleket insanına benzemez.
Gittiğim kaldığım tatil yerlerinde anası, babası çok değil on beş sene önce ekmek parası kazanmaya gurbete gitmiş gençler Türkçe konuşmuyor. Büyük bir fiyaka ile Almanca, Fransızca ya da İngilizce konuşuyorlar. Havaalanlarında, uçaklarda hep böyle. Biz on beş yılda asimilize olduk Yunanlılar beş yüz yılda olmadı.
Bizim, kaç bin yıldır beraber yaşadığımız doğulu yurttaşlarımızın çoğu Türkçe bilmiyor. İnşaat işçilerini, yol işçilerini sigara içerken görüyorum hep Kürtçe konuşuyorlar. Yurt dışında iki bilemediniz üç sene kalmış bir Türk görürseniz eğer memleket hasretinden delirdiğini ama orada gördüklerinden de vazgeçemediğini görürsünüz. İki senede bozulmuş Türkçeleriyle; size bu ülkenin neden adam olmayacağını anlatırlar.
Amerika’da beş sene kalmış birisini tanıyorum, sizinde vardır böyle bir tanıdığınız, aynı mahallenin çocuğuyuz.. Kendisine Newyork’lu diyor. İstanbul’a geldiğinde bir New-york’lu olarak gözlem yapıyor. Babası onu Ankara’lı yapamamış ama elin oğlu Newyork’lu yapmış. Kendisini eleştirenlere "ayrılıkçı komünist" diyor. Ata’ya mektup yazıyor ama Rotary kuruluşlarında görev alıyor. Yüce Ata’nın o kuruluşları "kökü dışarıda olan nasıl milli olur!" diye bir gecede kapattığını bilmiyor. Liberallikten bahsediyor tüm Amerikan papağanları gibi. İnsanların aç kalmasının Kapitalizmde doğal bir sonuç olduğuna inanıyor.
Verdiğimiz eğitimi sorgulamalıyız. Demokrasiyi, özgürlüğü yeniden sorgulamalıyız. Bu ülkenin kaynaklarıyla okuyup, bu ülkeye hiçbir şey vermeyen yüz binleri dert etmeliyiz. Kolejler ve İngilizce eğitim yediğimiz en büyük kazıklardan biridir ve maalesef artık ulusal bir milli eğitim bakanı getirmek çok zor bir iştir, görünürde gelmesine de olanak yoktur.
Resmi olarak, iki yüz elli bin haini olan ülkemizde artık şapkayı önümüze koyma zamanı gelmiştir. Türkler itilip kakılacak bir millet değildir ve bize layık görülen bu muameleye gün gelip birileri gereken dersi verecektir.
Damarlarında asil kan olan birileri, bir ara, birilerine anlatacaktır ayı, yıldızı…