- Kategori
- Futbol
Beşiktaş’ın yönetimsel zaafları ( Beşiktaş yönetimine açık mektup )

Dün Mersin İdman Yurdu ile Beşiktaş arasındaki maçın yazısını yazmıştım. Bugün o yazıya devam ediyorum. Bu yazıda daha çok yönetimsel konulara değineceğim.
Öncelikle işin özünü söyleyeyim. Beşiktaş iyi yönetilmiyor. Bunu hem kulüp yönetimi hem de teknik kadro için söylüyorum.
Fikret Orman yönetimi bir enkaz devraldı. Bunu kabul ediyorum. Hem de öyle böyle değil, ciddi bir enkaz. Nitekim daha göreve başlar başlamaz kendilerini yurt dışında savunmada buldular ve Beşiktaş Avrupa kupalarından bir yıl men edildi.
Sekiz yıllık Yıldırım Demirören yönetimi zamanında kulüp ekonomik olarak da perişan hale getirildi. Fikret Orman yönetimi de bu sezonu FEDA yılı ilan etti. Bunun için onları kimse suçlayamaz.
FEDA kapsamında bazı oyuncularla yollar ayrıldı. İşte orada da hatalar başladı. Bazı futbolcular ücretlerinde futbol piyasasında komik sayılacak oranlarda indirime gitmedikleri için gönderildiler. Yerlerine ise genç yetenekler alındı. Ama Escude gibi nispeten pahalı sayılabilecek transferler de yapıldı. Fakat Escude ne hikmetse hiç göze giremedi. Oysaki tecrübeli bir isimdi. O zaman Egemen’i niye gönderdiniz diye de sormadan edemiyor insan.
Simao ve Quaresma sportif başarısızlığın baş aktörleri ilan edildiler. Simao hemen, Quaresma ise haftalar sonra bin bir olayla gönderildi. Oysa Guti’yi de sahipsizlikten kaybeden Beşiktaş, Quaresma konusunda daha farklı davranabilirdi. Sonuçta belli bir miktar indirimi o da kabul etmişti.
Teknik Direktörlüğe Samet Aybaba getirildi. FEDA sürecinde bu da doğal karşılandı. Fakat basına öyle bir FEDA anlatımı yapıldı ki sanki bütün takım gönderilecek sandık. Simao ve Quaresma hakkında zaten olumsuz konuşuyorlardı. Fakat Almeida ve Fernandes için de çanların çaldığı ima ediliyordu.
Nitekim teknik direktör arayış sürecinde Mustafa Denizli hiçbir maddi konuyu gündeme getirmemiş, sadece kadro garantisi istemişti. Fikret Orman yönetimi de bu garantiyi vermemiş ve hiçbir koşul ileri sürmeyen Samet Aybaba ile anlaşmıştı. Fakat bu anlaşmadan sonra Almeida ve Fernande de dahil olmak üzere temel kadroya pek dokunulmadı. Bu duruma göre Mustafa Denizli göz göre göre elden kaçırılmış oldu.
Ernst, Egemen, Simao, Quaresma ve Ekrem Dağ gönderilen isimlerde öne çıkanlardı. Yönetim Simao ve Quaresma’yı zaten hiç düşünmüyordu. Ama Ernst ve Egemen takımda tutulabilirdi diye düşünüyorum. Tabii Quaresma da kalabilse iyi olurdu.
Ancak Rüştü konusunda kesinlikle ‘’ se, sa ‘’ gibi ifadeler kullanmayacağım. Rüştü’ye çok açık bir şekilde ayıp edildi. Oynatılmasa bile en azından adam gibi çağırılıp konuşulurdu. Rüştü böyle gönderilmeyi hak etmedi. Kaldı ki, teknik kadro ya da altyapıda düşünülebilirdi.
Lig başladıktan sonra Beşiktaş kimsenin beklemediği bir şekilde zirveye yürümeye başladı. Fakat yönetimsel hatalar devam etti. Örneğin Aziz Yıldırım’ın başrolde olduğu futbol dünyasını sarsan skandallarda yanlış açıklamalar yapıldı.
Lig sürerken özellikle ligin ikinci yarısının sonlarına doğru Hilbert başta olmak üzere bazı futbolculara önümüzdeki yıl için FEDA önerildi. Bu da doğal olarak tepki çekti. Beşiktaş’ın şu ortamında canla başla mücadele eden futbolculardan hala feda beklemek ne kadar mantıklıdır? Üstelik puan mücadelesinin bu en kritik anlarında futbolcuların kafalarını karıştırıp motivasyonlarını düşürmek ne kadar doğrudur?
Burada elbette Samet Aybaba da suçludur. Olcay’ın saçını kestirten Samet Aybaba, futbolcuları belli bir kalıba sokmaya çalıştı. Lig devam ederken oyuncuları hakkında garip garip demeçler verdi. Oğuzhan gibi bir yeteneği kulübede çürütmeye çalışıyor. Holosko’yu da sezon başı kampına götürmemişti.
Bu sezon Beşiktaş’ın başına dert olan pek çok sakatlık da idman teknikleri ya da antrenman sahalarından kaynaklandı. Örneğin en son milli maçta oynayıp bir de gol atan Almeida, birkaç saat uykuyla geldiği İstanbul’da Samet Aybaba tarafından Tepecik’le yapılan hazırlık maçında oynatıldı. Yani Almeida daha 12 saat bile dolmadan yeni bir maça çıkartıldı. Ardından da Mersin’de ilk on bire çıktı ve 12.dakikada adalesi attı. Sonuç: 1 ay yok, sezonu bitirdi…
Gol yeme sorununa bir türlü çare bulunamadı. Takım öndeyken ileride top tutup gol yememeyi başaramadı. Bir sezon boyunca Samet Aybaba bunu takıma öğretemedi.
Kulüp yönetiminin yaptığı en büyük hatalardan biri de taraftarı küstürmek oldu. Kapalı tribün fiyatları oldukça fahiş bir şekilde arttırılarak bu kötü gününde takımının yanında olan taraftara darbe vuruldu. Ünü tüm dünyaya yayılan Çarşı grubu küstürüldü. Dünyada pek çok büyük takımın bile sahip olamadığı ve imrendiği bu taraftar grubu açıkça dışlandı, istenmeyen adam ilan edildi. Böylece Beşiktaş yönetimi en ağır darbeyi yine Beşiktaşlıya indirdi.
Stat konusu ayrı bir hikaye. İnönü Stadı yıkılamadı. Nihayet işler tamamlandı ve proje belli oldu. Fakat yine hata yapılıyor. Çünkü yönetimin planına göre gidilirse Beşiktaş 1 değil en az 1,5 ya da 2 yıl dışarıda yani Olimpiyat Stadında oynamak zorunda kalacak. O Stat da başlı başına başarısızlık nedeni.
Peki neden böyle olacak? Beşiktaş kendi sahasındaki son maçını 12 Mayıs’ta oynayacak. O maçın hemen ardından stadın yıkımına başlanabilirdi. Fakat İnönü Stadında 30 Mayıs’ta Rihanna, 26 Temmuz’da da Iron Maiden konserleri var. Bu durumda stadın yıkımı Ağustos ayını bulacak. Beşiktaş böylece neredeyse üç ay kaybedecek. Kış aylarında da inşaatların yavaş ilerlediği düşünülürse Beşiktaş’ın 1 yıl sonra İnönü’ye dönmesi hayal olacak.
Bu örnekleri arttırabiliriz. Çıkan sonuç ise belli, Beşiktaş kulüp anlamında da teknik anlamda da iyi yönetilmiyor. Fikret Orman televizyonlarda sürekli birilerini azarlar gibi konuşuyor. Beşiktaş başkanını daha bir gün güler yüzlü görmedik.
Beşiktaş’ın sorunları büyük olabilir. Bu sorunları çözme yöntemleriniz insanları tatmin etmedi. Cefakar taraftar FEDA dediği için ağzını açmıyor. Sayın yönetim kurulu üyeleri, kulübün başına umut olarak geldiğinizi unutmayın. Böyle politbüro şeklinde davranmaya devam ederseniz başkalarının umut olacağını da unutmayın. Taraftarın da maaşlı elemanınız olmadığını bilin. Burası Beşiktaş kulübü. 110 yıllık bir camia asla acz içinde değildir. Çözüm sizin işiniz. Fakat gelecek perspektifinizin olup olmadığı konusunda kuşku uyandırıyordunuz. Unutmayın ki iktidar, gelecek konusunda kuşkuyu kaldırmaz!