- Kategori
- Futbol
Beşiktaş-Wolsfburg maçından notlar ve arkaplan

Milliyet.com.tr
Komplike Denizli, Basit Veh!
Veh basit ama işe yarar bir plan yapmış. Takım savunması zayıf rakibine karşı oyunun başında baskı yapıp çok adamla üzerine gitmek, golü bulduktan sonra da tempoyu düşürüp, top kullanma becerisi olmayan rakibi zevkle seyretmek. Nihat ve Holosko'nun yokluğu da bu oyunu oynama konusunda onları cesaretlendirmiş olmalı. Muslimoviç’in şutu gol olmasaydı golu bulana kadar oynadıkları oyunu sürdüreceklerdi. Beşiktaş'ın maçın başındaki Wolsfburg baskısını kıramamasındaki ana unsurun kimin ne oynadığını ve oynayacağını biliyor olmaması olduğunu düşünüyorum; yenilginin olmasa da yaşanan çaresizliğin kaynağı bu. Ne oynadığı ve oynayacağını bilmeyen bir oyuncu grubuyla herhangi bir Alman takımına karşı başa baş oynayamazsınız. Beşiktaş şanslıydı. Niyetleri Beşilktaş’ı parçalamak olsa yapabilirlerdi.
Pratik düşündüler, gol attıktan sonra oyunu görece geride kabul etmeleri maçı kazanmış olmaları demekti, bunu yaptılar. Beşiktaş zaman zaman rakip kaleye yaklaştıysa da Veh’in tedirgin olduğunu sanmıyorum. Beşiktaş’ı yeterince izlemiş olmalı. Ne bitirecek olan belli, ne de getirecek olan, ne santrafor belli, ne sol açık, ne sağ açık. Takımın topla alışverişi en iyi oyuncusu stoper Sivok. Tabata Alex’in kötüsü. Oyunun içinde yok. Alex’in kötüsü olduğu için Alex’de olan ceza kesme becerisi onda yok ya da Denizlispor’a karşı var. Tempoyu oyunun tamamında Wolsfburg ayarladı, maçı istediği gibi götürdü, attığı golden sonra yani hemen hemen bütün maç aktif dinlenme yaptı. Ancak bu bölümlerde takım savunmasını yeterince iyi yaptıları söylenemez. Beşiktaş'ın rakip yarı sahada üç pası arka arkaya getirdiği her hücumda takım etkili göründü.
Ernst dışında eksik yoktu; bu oyuncular zaten hep ilk on bir oynayan oyuncular. Ernst’in her maç yaptığını bu maç Uğur yapmaya çalıştı. Bobo ortanın solunda beklerken Uğur’un, Tabata'nın santrafor pozisyonunda rakibi karşıladığı anlar yaşandı, plan buydu. Fink’in birkaç vuruşu oldu. Bunlardan biri gol olsaydı da değişen bir şey olmazdı; adamlar tempoyu yükseltir ve ikinci golü bulabilirdi. Veh Muslimoviç, Djeko gibi oyuncularını oyunun son bölümlerine kadar bu nedenle oyunda tuttu.
Aynı kadro bu kadar dağınık olmayan herhangi bir oyunla rakibiyle kafa kafaya oynamış olmayı sağlayabilirdi. Net bir kanıya varmak mümkün değil; çünkü rakibi sınamak için uygun bir ortam, rakibi zorlayıcı herhangi bir unsur yoktu. Mesela aynı kadro öne Bobo’yu atıp kalesine belirli mesafede beklese, rakip ikinci bölgeye yaklaştığında da baskı yapsa oyunu dengede götürebilirdi. Küçüğün büyükle oynarken takınacağı basit tavır. Yani komplike düşünce yerine basit düşünce oyunun devamında rakibin olası hatalarının da yardımıyla Beşiktaş’ın kazanmasını bile sağlayabilirdi. Fink de, Ekrem de, Özkan da baskı yapmayı bilen oyuncular. Tabata da bozabilen bir oyuncu; önlem esasına uyan bir oyun oynanabilirdi. Belki yine kaybedilirdi; ama rakip bir şey oynar, öyle kaybedilirdi, bu kadar ezilinmezdi. Almanya'da ezilinmemesinin nedeni önlem esaslı oyuna saygı duyulmasıydı.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır