​ Beşiktaşlılık bir sevdadır / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '13

 
Kategori
Spor
 

Beşiktaşlılık bir sevdadır

Beşiktaşlılık bir sevdadır
 

Beşiktaşlılık bir sevdadır


Futbolla ilgili, çocukluğumdan aklımda kalan en eski hatıra, misafir odasındaki büfenin çekmecesinde duran ve çalışmayan iki adet radyodur. Rahmetli Babamın, maç dinlerken Beşiktaş'ın gol yemesi üzerine, duvara çarparak çalışamaz hale getirdiği iki adet transistörlü radyo. Daha sonra dedemin sadece bir ineğinin sütünü içtiğimi, diğer ineklerinin sütünü içmediğimi anımsıyorum. O ineğin rengi, tahmin edebileceğiniz gibi siyah-beyazdı.

Memleketim Erdek ve daha sonra Bursa'da devam eden ilk öğretim (ilk ve ortaokul) yıllarımdan sonra, lise için İstanbul'a geldim. Gönül verdiğim takıma kavuşmuştum sonunda. Hepinizin çok iyi bildiği, binası boğazın incisi, milletimin gözbebeği Çengelköy'deki lisede okuyordum. Günlerim dersler dışında Beşiktaş peşinde geçiyordu. Hafta sonları maça gitmeler yetmez, yatılı ve sert disiplinli okulumuzdan hafta içleri de her şeyi göze alarak firar eder takımın Şeref Stadyumunda (nur içinde yat Ahmet Şerafettin Bey) yaptığı antrenmanlarını izlemeye giderdik. Şeref stadı o zamanlar kuru havalarda toz, yağışlı havalarda çamur deryasıydı. Fakat halkın stadıydı, beleşti. Herkese, her kesime açıktı. Şimdi yerinde sadece kaymak tabakanın gidebildiği, çok parası olmayanın su bile içemediği bir otel var.

Beşiktaş aşkı bazen derslerin bile önüne geçiyordu. Lise'de çok parlak bir öğrenci olmasam da derslerim genelde iyiydi. Dört yıl boyunca bir kere, sadece Coğrafya dersinden ikmale (bütünleme) kaldım. Coğrafya Hocamız Haneci (sağ ise uzun ömürler, öldü ise rahmetler dilerim) not yükseltme sözlüsü yapacaktı. Benim de not ortalamam 10 üzerinden dörttü, yani sözlüye kalksam büyük bir ihtimalle geçecektim. Fakat aynı gün Beşiktaş'ın Ankaragücü ile Türkiye Kupası maçı vardı. Ve ben maça gittim.

Beşiktaşlılık; rahmetli Babamdan aldığım emanettir, çocuklarıma ve torunlarıma devredeceğim...

Asalettir bazen Seba'da vücut bulan, fırtınadır sadece Metin'e yakışan, esprili yönüdür Feyyaz'la gelen, modernlik ve modadır Ali'de görünen, halk çocuğundan takım liderliğine götüren hırstır Rıza'da olup da diğerlerinde olmayan, büyük usta Yusuf, Sabri, Zafer, Ziya, Samet, Kadir, Ahmet, Recep, Fikret, Zeki, sonraları Sergen ve ismini hatırlayamadığım diğerleri. Hepsi aslında siyah ve beyaz kadar birbirlerine zıt, fakat siyahla beyaz kadar birbirlerine yakışan ve birbirini tamamlayan.

Bu Pazar günü favori olduğumuz maçta Galatasaray'a yenildik. Bu yenilgi ne ilk ne de son olacak. İzlemişsinizdir, maçın sonlarına doğru yüzlerce taraftar sahaya girdi.

Sahaya girenlerin bir an için Beşiktaş taraftarı olabileceğini sandığım için camiamızdan özür diliyorum. Hakkın ve haklının yanında olan Çarşı grubunun oynadığı rol dolayısıyla, Gezi'nin intikamı gibi bir görüntü var ortada.

Emin olunuz ki, Beşiktaşsız ve Çarşısız bir lig ve ülke kimseye tat vermez. Ülkenin her oluşumunu, her kulübünü, her odasını, her derneğini, her kuvvetini, her mahkemesini, her okulunu, her, her, her şeyini ele geçirmek zorunda değilsiniz. Düşünseniz ya, eğer Yaratan herkesin aynı olmasını isteseydi insanı yaratmazdı, melekler yeterdi.

1453, 1903'ün veya 1923'ün rakibi veya ikamesi değildir, anlayın artık. Geçen hafta oynanan Bursa-Beşiktaş maçında, tam İstiklal Marşı söylenecekken birileri, 'Ya Allah bismillah, Allah-u ekber' diye bağırmaya başladı. Ya arkadaş, ne alâka? Bırakın kardeşim bu milletin yakasını, bırakın tencere tava çalalım, bırakın sizin gibi olmayalım, bırakın gerektiğinde saçmalayalım, çapulcu olalım, bırakın Allah'ımıza inanalım. Bırakın; ATA'mıza, Bayrağımıza, dilimize, dinimize ve farklılıklarımıza sahip çıkalım. Bırakın bizi, bırakın bu ülkenin yakasını.

Anlamadın mı hâlâ arkadaş? Biz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün sevdalısıyız, Beşiktaş'ın aşığıyız. Hem de yalansız, riyasız, ihalesiz, gemiciksiz, holdingsiz, medyasız ve maddi çıkarsız.

Pazar akşamı sahaya girenler Beşiktaş taraftarı olamaz. Çünkü; Beşiktaş taraftarı 5 oyuncusunun kırmızı kart gördüğü (Samsun maçı) maçta bile sahaya inmedi. Çünkü; Beşiktaş taraftarı, takımı küme düşmemeğe oynadığında, yağmur altında ıslanıp, hep beraber ağlayıp şu şarkıyı söyleyebilen taraftardır (bizzat oradaydım):

Başın öne eğilmesin,

Aldırma Kartal aldırma,

Ağladığın duyulmasın,

Aldırma Kartal aldırma.

 

Sağlıkla ve adaletle kalın.

 

İZMİR, 25 Ağustos 2013.

 

 
Toplam blog
: 159
: 1303
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..