- Kategori
- Güncel
Beykoz Belediye'sinde arama kurtarma güdüklüğü

Biz, yumurtası kapıya dayanması gereken bir milletiz. Önceden hazırlık falan hak getire! Her konuda olduğu gibi, deprem konusunda da aynıyız. Yazmayayım, sabırla bekleyeyim diye epeydir bu yazıyı geciktiriyorum ancak artık cana tak etti. Geçen senenin kış aylarında başlayan Beykoz Belediyesi Arana Kurtarma Gönüllüsü sevdam, deyim yerindeyse kursağımda kaldı. Temelden başlayan 1 haftalık bir eğitimin sonrasında, Belediye’miz donanımlı bir arama kurtarma arabası satın aldı. Alkış! Tabii, bunda AB fonlarının desteği var… E biz bir deprem kuşağı memleketiyiz ya… canla başla eğitimler almamız gerekirken, aylardan Haziran, Belediye cephesinde gönüllü eğitmek noktasında tık yok!
Sorsan, gazetelerin önünde bir tatbikat yaptılar; Beykoz Belediyesi arama kurtarma ekibini duyurdular. Gelgelelim, kıyafet giydirip, hareketli gençleri bir yere sokup çıkarmak ve adına “ büyük tatbikat yapıldı” demekle olmuyor bu işler efendiler! Ben diğer arama kurtarma ekiplerini bizzat izliyor, takip ediyor ve hatta bu konuda özel olarak eğitimler alıyorum; yani sizin kaplumbağa hızındaki keyfinizi beklemiyorum! Beykoz Belediyesi, üzülerek söylüyorum, güdüksün. Kendini bir an önce toparla, zira İstanbul bildiğin gibi deprem bölgesi. Bu işin şakası yok. Sen Beykoz’da 2 bin 500 gönüllü toplayacağım diye bekleyeduracağına, elinde çoğu kendi personelin olan ve sayısı 300’ü bulmayan gönüllülerini adam gibi eğitimlerden geçir.
Üzerindeki ölü toprağını şöyle bir silkele! Seçim dedik, seçim sonrası dedik; bekledik. Geçtiğimiz günlerde İstanbul sallandı; ha şimdi uyanırlar inşallah dedik ama efendiler cephesinden hâlâ en ufak bir tık yok!
Uyarıdır bu efendiler, eleştirmemek için çok sabrettim ancak bu milletin iyiliği için tekrar uyarmak zorundayım… Elinizdeki gönüllüleri artık adam gibi eğitme zamanı geldi de geçiyor…
Bugün bu yazı öncesinde sorumlu kişiyi tekrar bir arayayım ve herhangi bir eğitim düşünüyorlar mı bir sorayım istedim. Belediye’yi 444 661 nolu hattından arama gafletinde bulundum! 4 dakikaya yakın bekledim. İlk aramamda, ilgili kişi yerine Başkanlık’a bağlamış santraldeki kişi. Soğuk bir sesle bunu belirtti; bağlayacağını söyledi; telefon kapandı. 2. aramamda bu sefer bir erkek sesi açtı telefonu. Tam 4 dakika bağlanmayı bekledim. Sonuç, “ilgili kişiye ulaşamadık.”
Yani, anlayacağın sayın okuyucu, bir gönüllü olarak Arama Kurtarma birimini ben sıkıştırmak zorundayım! Ne kadar gönüllüyüm sen anla! “ Ne var, ne yok?” eğitim falan yapmayı düşünüyor musunuz yakın zamanda?”
Bu arada, bu bağlamda yeri gelmişken, efendim, bundan 15 yıl önce çalıştığım iş yerinde dahi şirket içi telefonlar nereye gitsek yanımıza alabileceğimiz cinstendi. Yani, şirket içinde gittiğimiz yerde de çalardı ve konuşurduk. Yani masada bulunmadığında ulaşılamama durumu diye bir şey yoktu. Belediye’de bir yetkiliyi arayıp da ona ulaşamamak ne demek? Bu konu üzerinde de bir kafa yorun efendiler…