Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '10

 
Kategori
Güncel
 

Beyni dilinin efendisi olmayandan devlet adamı olmaz!

Beyni dilinin efendisi olmayandan devlet adamı olmaz!
 

Haddini bilmezliğin bu kadarı fazla! Kabadayılık, pervasızlık, argo tabiri ile “racon kesmeler”, efelenmeler… Devlet adamlığı aynı zamanda nezaket, genel kültür ve terbiye gerektirir. Kendine saygısı olan insan, icraatları ile bu saygınlığı pekiştirir, konuşma ve diyaloglarında ki ölçü ve seviye ile de toplumu yönlendirici, yapıcı, uzlaşmacı bir görüntü sergiler! Devlet adamı tarihine, kültürüne, ayrımcılık yapmamaksızın sahip çıkar. Devlet adamı tutarlı olur! Diktatörlüğü eleştirirken diktatörlük, komünizmi kınarken Nazım’dan, Sivas Katliamının sorumluları firardayken, Madımak oteli müze yapılacağına altına et lokantası açılıyorken Aziz Nesin’den şiirler okumaz!

Özgürlük, demokrasi derken, halk dinlenme kuşkusu içerisindeyse, ben bu gün bu yazıyı yazarken söylemek istediklerimi açık bir şekilde aktaramıyorsam, editör bu yazıyı ya da haberi yayınlarsam başım derde girer mi diye düşünüyorsa bir yerler de bir yanlış var ve siz kabul etmek istemediğiniz “sivil diktatörlüğü” yerleştirmeye çalışıyorsunuz demektir.

Hazırlanan Anayasa değişikliğini, partiler arası bir uzlaşı sağlamadan, uzlaşmak isteyenlere “hadiseyi sulandırıyor” şeklinde yaklaşarak, dayatarak, yargıyı siyasallaştırarak zaten diktatörlüğünüzü ilân etmiş durumdasınız! Oylamalarda ret oyu verenleri istifaya davet eden bir zihniyet demokrasiden söz edemez ! Parti içi demokrasinin olmadığı bir ülkede zaten demokrasi içi boş bir sözcükten öte anlam taşımaz.

Üniversiteler bir ülkenin aydınlık geleceğine açılan kapılar, orada okuyan gençler de o geleceğin neferleridir. Buralara giremeyen, sürekli protesto edilen, en üst düzey koruma tedbirleri ile ancak sokağa çıkabilen hükümet üyelerinin oturup biraz düşünmesi gerekir.

Halkından korkan, halkın içinde halktan biri olarak dolaşamayan insanlardan tarih bir gün hesap soracaktır. Çünkü halk, yüreğine nifak tohumları eken bu insanlara sevgi değil, nefret besliyor demektir! Ne acıdır ki yaşadığınız ülkenin bir şehrine Diyarbakır’a koruma ordusu ile gidiyorsunuz! Can korkusundan! Daha sonra o korkuyu salanların siyasi kimliklerini kabul ediyorsunuz hatta yetkinizi kötüye kullanarak teröristin ayağına Hukuk’u ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukçularını gönderiyorsunuz! Bu görevi suistimaldir!

Bu liste uzar gider… 2007 1 Mayıs’ın dan bir kare hatırlıyorum. O günün İstanbul Emniyet Müdürü elinde telsiz Taksim Meydanında sağa sola emirler yağdırıp, Yeniçeri Ağası pozlarında dolaşıyor! Arka sokaklarda insanlar tokatlanıyor, dövülüyor, yerlerde sürükleniyor… Korku imparatorluğu sonucunda da halk tarafından sevilmiyor… Gün gelip gidiyor, adı bile anılmıyor milyonluk şehirde..

2010 1 Mayıs’ı. Yer yine Taksim Meydanı. Geldiği günden beri halkı ile bütünleşen, denetleyici, takipçi, politize olmamış bir Emniyet Müdürü. Takım elbisesi, kravatı, tertemiz yüzü ile halkın arasında. Şiddet yok! Biz de çalışanız, biz de onlardan biriyiz diyerek elini kolunu sallayarak geziyor.. Halk Hüseyin Çapkın’ı seviyor!

Bu iki örneği veriş nedenim açık. Korkutarak, tepeden bakarak, halka eziyet çektirerek, gündem değiştirip terörü, dökülen kanların hesabını, işsizliği, sefaleti, ihale yolsuzluklarını, trilyonluk vurgunları, sağlıkta ki, eğitimde ki, ekonomideki çöküşü örtemezsiniz!

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, Atatürk düşmanlığınızı hazmedemezken buna bir de İsmet İnönü polemiğini eklediniz! Terbiyesizliğin bu kadarı fazla! Devlet adamları elbette ki eleştirilir. Ama bu, ucuz popülizm yada siyasi çekişmelerde malzeme olarak kullanılmaz. Devlet Adamlığı edep gerektirir. Öfke kontrolü gerektirir. Öfkeden kıpkırmızı olmuş bir suratla, beynin dilinin efendisi olamıyorsa ya konuşmayacaksın ya da derhal o koltuğu terk edeceksin!

İsmet Paşa’nın bu ülke için neler yaptığını çok iyi biliyorsunuz. Şeyh Said İsyanının bastırılmasında büyük rol oynamıştır... Belki bu yüzdendir mezarında rahatsız etmenizin nedeni. Hesaplaşamadığınız inanıyorum ki daha çok şey var… İntikam duygularınız, ihtiraslarınız ve en önemlisi kendi çizginize çekemediğiniz insanlara karşı duyduğunuz “eziklik” psikolojisi her geçen gün artıyor.

Türk Milleti cefakar olduğu kadar da vefakardır. 1. Dünya Savaşından itibaren Mustafa Kemal ile silah arkadaşı olan, Kurtuluş Destanını onunla birlikte yazan, Sevr Antlaşması ile Mondros Mütarekesini geçersiz kılan Lozan Antlaşmasını imzalayarak, yeni kurulan devletin bağımsızlığını ve egemenliğini onaylayan, Cumhuriyetin ilânına giden süreçte Atatürk’le omuz omuza olan, siyasal-diplomatik ve askeri dehası ile büyük başarılara imza atmış, halkı 2.Dünya Savaşına sokmamış İsmet İnönü’yü saygı ve rahmetle anabiliriz ancak !

Herkes haddini bilsin, iki kere düşünüp bir kere konuşsun !

Nur Zeynep Çelik

4.MAYIS.2010

 
Toplam blog
: 347
: 1365
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..