Bilge adam toprağını içinde işleyebilendir. Dünyalar böyle oluşur. / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '17

 
Kategori
İlişkiler
 

Bilge adam toprağını içinde işleyebilendir. Dünyalar böyle oluşur.

Bilge adam toprağını içinde işleyebilendir. Dünyalar böyle oluşur.
 

BİLGE ADAM TOPRAĞINI İÇİNDE İŞLEYEBİLENDİR


Kişi dışarıdaki hayatına belli ölçülerde hükmedebilir. Belli ölçülerde çünkü tüm koşulları oluşturmak bizim elimizde değildir. Üst güç (doğanın gücü) tarafından bize verilen koşullar çerçevesinde elimizden geleni yapmaktır bize düşen. Hayatımızı şekillendirmemiz bize sunulan bu çerçeve ile sınırlıdır. Koşulları bizim üstümüzde bir gücün oluşturduğu inkâr edilemez bir şeydir. Doğanın düzenine baktığımızda bunu yaşamımızın her yerinde görürüz. En basit örneği, hangi ailede, ne zaman ve nerde doğacağımız bizim kontrolümüz altında bile değildir, mevsimleri değiştiremeyiz, bir gün aniden işe giderken arabamızın önüne biri atlasa ve ölse, bu da bizim elimizde değil (tabii ki belli ölçülerde, eğer bunun için davetiye çıkarmadıysak) veya en yakınlarımızın ölümü ve buna bağlı olarak yaşamımızdaki belki birçok şeyin ve kendimizin zorunlu değişimi vs.

Akıllı bir insan elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra gücünün sınırlarının daha ötesine gitmediği bir durumda mevcut şartlara boyun eğendir, kendinden daha üst bir gücün planına boyun eğebilendir. Bu O’na güvenmeyi, O’nun yüceliğini ve planlarını kabullenmeyi ve kendini O’na teslim edebilmeyi gerektirir. Bunu yapabilen kişi mutludur. Öte yandan, ego denilen şey en son bir an veya çaba bile bırakmamacasına her şeyi yok eder. Kişi bütün hikmet kendinde zanneder, tüm koşulları, şartları, başka kişileri kendi kontrol etmek ister. Kendinden üst bir gücün varlığını unutturur kişiye, her şeyi yönetebilecek kudrette olduğunu zanneder ve başardığı her şeyin kendi başarısı olduğunu düşünür. Büyüdükçe küçülür. Sonunda kendine mutsuzluğu ve umutsuzluğu getirir. Kazandığı hiçbir zaferin ona mutluluk getirmeyeceğini çok sonra fark edecektir. Yediği onca şeyden sonra hala midesini ve hazzını bomboş hisseden obez insanlar gibi.

Bilge bir kişi mutluluğun kişinin içinde olduğunu bilir ve mutluluğu dışarıda değil, kendinde arar. Daha kendini bilmese bile, aradıkça zamanla kendini de başkalarında bulur. Ve şu anlayışa gelir, başkalarında gördüğüm tüm eksiklikler ve hatalar aslında bende de var. Aynı zamanda kendimde gördüğüm tüm yücelikler ve güzellikler de başkalarındadır. Buradan kendisinin dışında gördüğü her şeyin aslında içinde olduğu ve her şeyin aslında bir olduğu anlayışına varır.

Ego kişiye kesinlikle bunu göstermek istemez. Kendisi en iyidir, tüm başarılar ve erdemlikler kendindedir. Tüm doğrular kendinde, tüm hatalar da başkalarındadır. Bu şekilde büyüdüğünü zannedersin. Halbuki kendindeki tüm eksiklikleri görebilmek büyütür adamı. Başkalarının güzelliklerini ve erdemlerini görebilmek de büyütür adamı, çünkü bilir ki onlardaki aynı zamanda kendindedir.

Tüm çirkinlikleri ve güzellikleri içinde barındırdığını, tüm dünyayı ve doğayı içinde barındırdığını bilen adama ne mutlu. Doğanın kanunlarını idrak etmiş kişi tüm sistemi görmeye başlar ve kendini de, doğanın bir parçası olarak, ekip biçeceği bir tarla haline dönüştürür. Ekmek, işlemek istediği tüm güzellikleri alır, istemediği tüm gereksiz otları da söküp atar ve yerine meyveler ve çiçekler eker. Her şeyi içinde görebilen kişinin ekip biçeceği tarlası ufak bir alan olmaktan çıkar ve kendinden kocaman, güzel bir dünya yapar. Böylece içinde yaşamaya değer bir dünya yaratmış olur. İnsanlar dünyayı güzelleştirmek istiyorlar fakat değişimi hep dışarıda yapmaya çalışıyorlar. Her bir insan kendi dünyasını verimli bir toprağa dönüştürseydi, her birimizin dünyası ve bir bütün olarak tümümüzün Dünyası bugün çok daha farklı olurdu.

 

Alacakaranlık'ta Aşk

Göğsü Çimen kokusu yar

Gözlerim keşfinde, diyar diyar

Sabahın 5'inde çise,

Dağılmış boncuk boncuk üstüne

 

Sen üşüme,

Güneş olur, açarım bedeninde.

Eksem bir tohum gönlüne,

Büyütür müsün hayallerimi içinde?

Ç.M.

 

 

Sonbaharın renkleri

Çalıyor saçları kızıla bu sonbahar da

Yeni yıkanmış, Nergis kokuyor her yağmurda

Gözlerinin yeşili de dönmüş sanki elaya

Mahçup, düşürmüş bakışlarını toprağa

 

Örtmüş güneş sarısı, sümbül moru bir şal çıplak omzuna

Bırakmış kendini rüzgârın dalgasına

Hayatımı renklendirdin bir bakışta

Sonra savrulup gittin Poyrazla

Beklesem, yine gelir misin bir başka bahara?

Ç.M.

 

 

 

 

İnci Tanem

Göster artık yüzünü inci tanem, 

Bulutların narin boynunda.

Sana çevirdim yüzümü, bekledim.

Sar beni sıcağında.

 

Gözlerim kamaştı parlaklığında,

Anladım ki bugünün hediyesiydin bana.

Kop gel, dokun bana

Sevginin kararında.

 

Önce dudağımın kenarına,

Sonra yuvarla tüm tanelerini, rüzgârla avucuma.

Takayım seni biraz da,

Toprağın koynuna.

Ç.M.

 

 

Derininde Hazine

Ne coştun bugün yine

Yetmedi mi dün geceki kükreme

Akıttın tüm gözyaşlarını üstüme

Demedim mi sana, kullanmam şemsiye

 

İçime kadar işledi damlaların

Fazla geldi, döküldü yere, şıkır şıkır pulların

Hadi gel, dansa kalkalım

 

Ama artık sen çok oldun

Taştın Göl oldun

Bense daldım, balığın oldum

Derininde saklı bir inci buldum

Ç.M.

 

 

Çağla Meydan

 
Toplam blog
: 31
: 314
Kayıt tarihi
: 29.12.16
 
 

Amerika'da finans yönetimi üstüne master eğitimimi tamamlayıp finans ve muhasebe sektöründe, 9 yı..