- Kategori
- Bilgisayar
Bilgisayar teknolojisi
Sizin de benim gibi şaşırdığınız oluyor mu bilmiyorum ama bilgisayar çağının gelişmiş teknolojisi hakkında dehşete düşüyorum ne zaman yavaşlayacağını da dur denileceğini de merak ediyorum.
Hemen her gün yeni bir sistem yeni bir cihaz geliştiriliyor biri diğerini aratmaya başlıyor. Hele bilgisayar ve cep telefonlarındaki sınırsız gelişme ve sunum insanları ayak uydurmada zorluyor. Yeni aldıkları bir cihazın ya da sistemin en fazla iki ay içerisinde eski durumuna düşmesi durumunda kimse kayıtsız kalamaz biliyorum. Ben sinirleniyorum ama yapacak bir şeyim olmadığı içinde boynumu büküp onların eski durumuna düşürdükleri cihazımın keyfini çıkarmaya başlıyorum. Hemen eskiyen(!) bu cihazların sonunun gelişen teknoloji nedeniyle azalan insan gücünün nereye varacağını doğrusu ben merak ediyorum…
…
19. yüzyılda yaşayan bir İngiliz demiryolu mühendisi geliştirdikleri buharlı tren sisteminin yararlarını hızlarını göstermek için geniş arazilere büyük insan kitlelerine sahip ÇİN’e gitmeye karar verirler. İlk önce görevlileri ikna etmeye çalışırlar ama bir türlü ikna edemezler. Bunun üzerine İmparator ile görüşme kararı alırlar. Önerdikleri demiryolu sisteminin ne kadar yararlı ne kadar ekonomik ve hızlı bir sistem olduğunu İmparatora tek tek ve özenle anlatırlar. İmparatorun da tıpkı görevliler gibi kafası karışır. İmparator, bu trenleri bu denli iyi yapan şeyin ne olduğunu basit birkaç sözcükle anlatır mısınız? diye sorar.
Mühendislerden biri soruya bir soru ile yaklaşır ve “Pekin’den Şanghay’a gitmek ne kadar zamanınızı alıyor?
İmparator etrafındakilerle görüştükten sonra “Yaklaşık 30 gün” diye yanıtlar.
Mühendis kendinden ve söyleyeceklerinden emin gülerek ekselansları bu süre “bir güne inecek” deyince imparator derin bir sessizliğe girdikten sonra gözleri fal taşı gibi açılır ve şaşkınlıkla sorar “Peki, geri kalan 29 günde biz ne iş yapacağız?”
…
Bizim nesil gerçekten çok şaşırıyor zaten yeni nesil bu teknoloji ile doğduklarından ve yenilenen her cihazı kucaklarında bulduklarından farkında değiller. Bankada çalışırken yazılacak 5 sayfalık bir mektup için sayfalar arasına koyduğumuz karbonları atıp dilediğimiz kadar suret çıkarmaya ya da fotokopi kullanmaya başladığımızda bir şaşkınlık yaşamış ardından faks denilen bir alet ile mektup göndermek yerine bunları kullanmaya başlamıştık. Tam alıştık derken ne faks kaldı ne ankesörlü telefon ne de koca alanlar işgal eden bilgisayarlar. Her köşe başına açılan internet kafeleri her kesin elinde son model cep telefonları görünce inanın insanın aklı duruyor. Her şey küçülüyor ve hızlanıyor, insan gücünün yerini bilgisayarlar ve dijital veri kaynakları alıyor. İnsanların yerini robot alacak dediklerinde kimse inanamamıştı ama şimdi havaalanlarında ulaşımda haberleşmede iletişimde yaşanan hıza ayak uydurmak gerçekten baş döndürücü boyutlarda.
Otellerde kullanılan sistem iş yerlerinde devlet dairelerinde geliştirilen sistem akıllara durgunluk verecek hızda ve yenilikte. Bakalım daha neler göreceğiz tabi yaşarsak!
Bir yazar eserlerinde dünya da iki toplum oluşacak bu iki toplum arasındaki teknolojinin durumu ne olacak diye soruyor ve anlatıyordu.
Birinci toplum “kalabalık kentlerde yaşıyor ve teknolojiye ısrarla karşı çıkıyorlar, kullanmak istemiyorlardı”
İkinci toplum ise “İnsanlar birbirleriyle hiç konuşmuyorlar geliştirdikleri robotlara tüm işlerini yaptırabiliyorlardı. Hatta yeni doğanları bile robotlar yetiştiriyordu. O yüzden ÇIT çıkmıyordu.”
Dikkat ettiyseniz ikinci toplum bize daha yakın durumda ve maalesef bu toplumla felakete doğru büyük bir hızla gidiyoruz.
Yine bir dünyanın geleceği üzerine eserleri olan konferanslar geziler düzenleyen akil bir bilim adamı dünyanın yakın gelecekte yukarıda ikiye ayrılan toplumların savaşı yüzünden çok kötü günler yaşayacağını söylüyordu…Makul bence olacağı da bu galiba…
Aslında bana sorarsanız dünyayı döndüren teknoloji değil insan iletişimidir. İnsanlar olmadan teknolojinin beş kuruşluk değeri yoktur. Hala her türlü teknolojik cihazların sistemlerin kullanıcısı olabiliriz ama insanı insan yapan en büyük özelliği kalbi ve içinde barındırdığı sevgidir…
İçten sevgi ve saygılarımla;
Erdoğan Özgenç