- Kategori
- Eğitim
Bilinçaltımızda gezen psikolojik virüs Sezer Dikici
Film izlediğimizi zannederken aslında birileri bilinçaltımıza girip zihnimizi mi yönlendiriyor? Yoksa gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız ama beynimizin algıladığı mesajlar davranışlarımızı etkiliyor mu?
Saatlerce izlediğiniz bir filmi ya da beş dakika süren bir reklamı düşünün. O filme ya da reklama dair aklınızda kalan şey şüphesiz en can alıcı sahnesi. Bilinçaltınıza yer eden o sahneye ait görüntüler, günlerce aklınızdan çıkmadığı gibi zaman zaman rüyalarınıza bile girer. Ya izlediğiniz görüntünün içinde ilk anda göremediğiniz bir yazı ya da dinlediğiniz şarkının arka planında duyma eşiğinizin altında bir başka ses varsa? Bu görüntü ya da sesin beyninize aktarılması ve davranışlarınıza yön vermesi mümkün olabilir mi? Bazı uzmanlar ‘subliminal (bilinçaltı) mesajlara’ dayanarak, bu soruyu ‘evet’ diye cevaplıyor.
Subliminal mesaj (telkin), insanın ancak bilinçaltında algılayabileceği ses, görüntü dosyası hatta koku ve titreşim ile bile verilebilen yönlendirme amaçlı mesajların bütününe deniliyor. Bu sistem bir nevi psikolojik virüs gibi çalışıyor. Yakında ‘Subliminal İşgaller’ isimli kitabı çıkacak olan Gelişim Üniversitesi Öğretim Görevlisi eski gazeteci Sefer Darıcı, bu mesajların bazı görsel ve işitsel tekniklerle görüntünün ya da sesin içine gömülerek bilinçaltına ulaşıp, orada depolanıp bir süre sonra davranışlara yön vermeye başladığını düşünüyor. Darıcı’ya göre, insanların bu tarz mesajları baktığında görmesi mümkün değil. Zira görüldüğünde bilinç süzgecinden kolaylıkla geçemiyor. Akıl onun sakıncalı olduğunu kodlayıp geri çevirebiliyor.
Türkiye’de halk arasında fazla bilinmese de dünya kamuoyunda subliminal mesajların birçok alanda yaygın olarak kullanıldığına dair söylemler mevcut. Tarihin her döneminde aklı ikna için çeşitli yöntemler kullanıldığı biliniyor. Özellikle büyük markaların reklamlara ve sinema filmlerine farklı mesajlar yerleştirerek izleyiciyi manipüle edebilme yollarını denediği düşünülüyor. Ürün çeşitliliğine dayalı rekabetin artmasına piyasada tutunma zorunluluğu da eklenince ikna yöntemleri de zamanla farklılaşıyor. Varlığı hâlâ tartışılsa da, subliminal mesajların reklam dünyasının vazgeçilmez ikna unsuru olduğunu düşünenler hayli fazla. Hatta marka pazarlama sektörünün ürünlerin etkisini ve satışını artırmak için sıklıkla bu yola başvurduğu iddia ediliyor. Subliminal mesajların kullanılmasındaki en büyük faktör şüphesiz etkili olması.
Hipnoz uzmanı İsmail Kılınç’a göre, subliminal telkinde tekrar arttıkça, etkisi de o kadar fazla oluyor. Çünkü bir bilgi, görüntü, ses ya da kelime yediden fazla tekrarlanırsa insanda hipnoz etkisi yapıyor. Daha fazla tekrar ise kalıcı bir etki sağlıyor. İnsan bilinçaltına aşılanan o kavrama maruz kalabiliyor.
‘Nasıl mümkün olabilir?’ böyle bir şey diye soracak olursanız Uzman Psikiyatrist Dr. İbrahim Bilgen, bu görüntü ve seslerin insan farkında olmadan zihnine yön verebildiği cevabını veriyor. Bilgen’e göre bilinç düzeyinde algılanamayan bu mesajlar bilinçaltı tarafından kaydedilebiliyor. Gözbebeğinin hemen ardındaki fovea noktası (göz çukuru) bu görüntüleri beyne aktarıyor, yeri geldiğinde davranışları etkilemek için depoluyor. Beynin bu noktası akıl yürütemediği ve hayalle gerçeği ayırt edemediğinden kendisine gönderilen her şeyi gerçek gibi algılayarak kabul ediyor ve bedenin fonksiyonlarını kontrol edebiliyor.
Bilinçaltına etki amacı güden bu mesajlarda neden sürekli müstehcen içerik gizlendiği ise merak konusu. İbrahim Bilgen, bilinçaltımız özellikle doğum ve ölümle ilgili arketiplere daha duyarlı olduğu için subliminal telkinin daha çok cinsellik amaçlı reklamlarda kullanıldığını düşünüyor. Nitekim gizli mesajlar insan bilinçaltının umut, korku, suçluluk ve cinsellik gibi duygulara odaklı yapısından yararlanarak işleniyor. Bilgen, subliminal telkinlerin insanların bilinçlerini etki altına almakla kalmayıp, onların tercih, duygu ve düşüncelerini de organize edebildiğini düşünüyor.
Subliminal mesajlar ya varsa?
Subliminal mesajların var olması durumunda, bu yöntemden en çok çocukların zarar görebileceği düşünülüyor. Örneğin masum zannedilen çizgi filmlerin arasına pornografik resimler ya da şiddet içeren görüntüler koyulabiliyor. Bunlar çocukları olumsuz davranışlara yönlendiriyor. Özellikle 7 yaşına kadar olan sürecin önemli olduğunu belirten Dr. İbrahim Bilgen’e göre, birçok yeteneği bu dönemde gelişen çocuğun gelecekteki zihin sürecinin sağlıklı olması adına, önceden tedbir almak gerekebilir. Bu da farklı gizli mesajların verildiği yayınlardan çocukları uzak tutarak yapılabilir. Ancak evdeki işlerini rahat yapmak isteyen ebeveyn ya da bakıcılar, gün boyunca çocuğu televizyon karşısına oturtarak bilmeden onu büyük bir tehlikeye maruz bırakabiliyor. Bu sebeple henüz sanalla gerçeği ayırt edebilecek yaşta olmayan zihinlerin, izledikleri görüntülerin etkisiyle gelecekte daha karışık ve kirli bir düşünce dünyasına sahip olabileceğine inanılıyor.
Bu yaş grubundaki miniklerin daha önemli değerler alması gerekiyorken, bazı reklam ve çizgi filmler aracılığıyla verilen yanlı ve yanlış bilinçaltı mesajlarla bilinç dünyalarının kararabileceği iddia ediliyor. Uzmanların burada dikkat çektiği bir nokta da mutsuz bir ailenin çocuğunun bu mesajlara daha çok maruz kalması. Eğer anne-baba evladıyla nitelikli zaman geçirmiyorsa, kendini değersiz ve yalnız hisseden çocuk tüm vaktini televizyon ve internetle geçirebiliyor. Bu da onun daha çok subliminal telkine açık olmasına kapı aralayabilir.
Aklınıza “Eğer subliminal mesajlar varsa ve bu kadar etkiliyse, iyi yönde kullanılamaz mı?” sorusu takılabilir. ‘Subliminal İşgaller’ kitabı yazarı öğretim görevlisi Sefer Darıcı, Amerika’da iyiye kullanıma yönelik birçok örnek olduğunu aktarıyor. Nitekim bilimsel literatürde bu konuyla alakalı birçok yayın bulunuyor. Mesela matematik yeteneğini geliştirme, sigarayı bırakma, zayıflama ve sağlıklı beslenme, ders çalışma becerisinin artırılması gibi bireyi olumlu anlamda geliştirecek pek çok konuda subliminal mesajlar kullanılabiliyor. Örneğin Amerika’da bir markette her gün, bir hırsızın olumsuz biten hikâyesini anlatan bir tanıtım müziği çalıyor. Bir süre sonra o markette hırsızlık oranının düştüğü görülüyor.
İnsanın bilinçaltına yayılan bu mesajları engellemek mümkün. Fakat hâlâ subliminal mesajın ne olduğu konusunda hiçbir fikri olmayan yetkililer mevcut. Bu sebeple öncelikle bilinçaltı mesajların ne olduğunu, nerelerde kullanıldığını ve nasıl çözülebileceğini araştıran bir kurulun oluşturulması elzem. Kurulun, akademisyen, bilgisayar-yazılım uzmanı, psikolog, pazarlama ve reklam dünyasından seçilen isimlerle faaliyet göstermesi şart. Bunun yanı sıra medyaya da büyük iş düşüyor. Zararlı telkinlere ilişkin televizyondan radyoya, filmlerden reklamlara, afişlerden sanal âleme varıncaya kadar geniş kapsamlı bir kamuoyu bilinci oluşturulması gerekiyor. Özellikle çocukların vazgeçilmezi bilgisayar oyunları bu konuda incelemeye alınmalı. Psikiyatrist İbrahim Bilgen’e göre otokontrol bireyin kendisinde başlıyor. Zira çok televizyon izlemeden ya da interneti gereğinden fazla kullanmadan temiz bir zihne sahip olmak insanın kendi elinde. Ancak burada çocukların korunması için ailelere büyük sorumluluk düşüyor. Ebeveynlerin çocuklarını etkileyecek bilgisayar ve televizyon gibi sanal gerçeklik olgularından uzak tutulmaları, onlarla kaliteli vakit geçirmeleri ve onlara değerli olduklarını hissettirmeleri şart.
Bilinçaltımıza işleyen subliminal mesajları anlatmadaki amacımız, elbette ki korku imparatorluğu oluşturarak insanları paranoya ve hezeyana sürüklemek değil. Çünkü insanın etrafındaki teknolojik cihazlardan sürekli bir tehlike geleceği düşüncesine kapılması daha büyük problemlere yol açabilir. Subliminal mesajların varlığı hâlâ tartışıldığı için konuyla ilgili net bir şey söylemek mümkün olmasa da bu durum onların tamamen göz ardı edilmesini gerektirmiyor. Hâsılı sorumlu kurum ve kuruluşların üzerine düşeni yapıp, öncelikle bu mesajların varlığını netleştirmesi lazım. Eğer bahsedildiği gibi bilinçaltını işgal durumu söz konusuysa gereken önlemler alınmalı, değilse de bu kamuoyuna açıklanıp insanların gereksiz paranoyaya kapılması engellenmeli. Ve sonuç ne çıkarsa çıksın ebeveynlerin bu mevzuda bilinçlendirilmesi şart. t.kaplan@zaman.com.tr
KAYNAK: Subliminal İşgaller