​ Bilir misin nedir Sekar? (2) / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '11

 
Kategori
İnançlar
 

Bilir misin nedir Sekar? (2)

Bilir misin nedir Sekar? (2)
 

sekar:evrenin biyografisi


İlk bölümdeki, örümcek ağı ve sinek ile ilgili müteşabih ayetlerin açıklamasında kullandığımız aynı yöntemi izleyerek asıl konumuz olan ayetlere dönersek:

On dokuz, Kur’an’ın yazılış olarak kanıtlanmış özelliklerinden biridir. (Pek çok internet sitesinde bu konuda bilgiye ulaşılabilir.) Bu konuda birkaç örnek:

*Müddesir Suresi 74. suredir ve 19 ile 74’ü arka arkaya koyduğumuzda çıkan sayı, aynı zamanda bu mucizenin anlaşıldığı tarihtir: 1974

* Müddesir suresinin ilk iki ayeti:

1- Ey örtüsüne bürünüp kenara çekilen/gizlenen 2- Kalk da uyar

(Gizlenen, kenarda duranın bildirilmesi zamanı gelmiştir?)

Bu iki ayetin Arapçası 19 harftir. Ayette yer alan harflerin sayısal (ebced) [1] değeri ise 1974’tür.

* Besmele 19 harftir.

Besmele tüm Kur’an’da tam 114 defa, geçmektedir: 19 x 6

*Kur’an 114 sureden oluşur: ( 19 x 6 )

*Vahyedilen ilk sure olan Alak Suresi 19 ayetten ve 285 harften oluşur: 285 ( 19 x 15)

*Son vahyedilen sure olan Nasr, toplam 19 kelimeden oluşur.

*Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad başlangıç harfleri tek bir surede 19. sure olan Meryem Suresinde geçmektedir.

Kaf harfi bu surede 137 defa, Ha harfi 175 defa, Ya harfi 343 defa, Ayn harfi 117 defa ve Sad harfi 26 defa geçmektedir.

5 harfin toplam olarak geçtiği yerlerin sayısı 137 + 175 + 343 + 117 + 26 = 798 ( 19 x 42)

19’lu sistemle yazılmış ve korunmuş bulunan dolayısıyla, insan sözü değil, Allah’ın vahyi olduğu kesin olan Kur’an’da evrenin ilk başlangıç aşamasından yani büyük patlama (big bang)denilen = Allah’ın “ol”! emrinden, günümüze ve kıyamete, hatta daha sonrasına kadar bilgiler, sembollerle anlatımlar, farklı tabloların (örneğin, kıyamette Güneşin ve Dünyanın nasıl büzülüp dürüleceğinin, cüce haline geleceğinin) tasvirleri vardır.

İsteyen kişi, Kur’an’ı inceleyerek evrenin ilk yaratılış aşamasından başlayarak kıyamete ve sonrasına kadar bilgi edinebilir. Bunların içinde evrenin genişlemesi, Dünyanın yaratılışı, ışık, karanlık, yörüngeler, doğan ve yok olan sistemler, zamanın göreceli olması, kıyamet, evrim, insan vd.[2] pek çok konular vardır.

Sekar, günlük dildeki kullanımıyla güneşin deriyi yakıp kavurması, ayetlerdeki tanımıyla ise ayrıca, tablolar, ekranlar sunandır. Aynı zamanda cehennem anlamına geliyor.

Bilim adamları şimdiye kadar kozmik mikrodalga ışınımları, uranın radyoaktif yarılanması, kızıl ötesi ışınlar, madde yoğunluğu, evrenin genişleme hızı gibi verilerle çalışarak evrenin 13.7 milyar yaşında olduğunu, ilk ışınların 380.000 yıl önce oluştuğunu söyleyebiliyorlar. Bizim görebildiğimiz kısım ise –bir anlamda kozmik ufuk çizgisi- 40 milyar ışık yılı uzaklığında. Bu şekilde ilk başlangıç/big bang/ol! aşamasına kadar gidebiliyorlar. (Teoriye göre bu bizim evrenimiz. Ama belki bizimkiyle aynı anda var olan başka paralel evrenler de var.)

Onların yaptıkları çalışmalar sonunda elde ettikleri görünümler, evrenin ilk oluşumundan günümüze kadar geçirdiği gelişmeyi de videolarda, fotoğraflarda ve grafiklerde izleyebiliyoruz.

Hem evrenle ilgili, hem Dünya ile ilgili bilim adamlarının anlattıkları ve Kur’an’da anlatılanlar birbiri ile örtüşüyor.

Sonuçta evrenin yoktan var olduğu bugünkü bilgilerimize göre kesin.

Bildiğimiz ikinci gerçek, Dünya’nın dışının bizim için ateş olduğu, özel donanım ve bilgi dışında atmosfer dışında yaşayamayacağımız.

“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!(…) İkinizin de üzerine ateşten bir alev ve erimiş bakır/duman gönderilir de başarılı olamazsınız.”(Rahman, 33-35)

Evren içinde, geleceği göremediğimiz halde, bizimkine benzeyen Güneş sistemlerinin nasıl yok olduğunu, yeniden nasıl sistemler oluştuğunu izliyor, Kur’an’daki tasvirlere uygun olarak, bizim gezegenimize gelecekte ne olacağını da böylece öğrenebiliyoruz. Artık biliyoruz ki, Sekarda ilk var olma aşamasından beri sürekli devinim halinde ”hiçbir şey ortada kalmamış, olduğu gibi bırakılmamış” sürekli aynı şekli korumamış, şekilden şekle girmiştir. Yine hiçbir şey “görülmez, yüklenilmez ” kalmamış, enerji, madde, doğan ve yok olan sistemlerle, yok olanın yerine doğan yıldızlarla aynı kütleyi koruyan büzülmelerle hiçbir şey yok olmamıştır.

Bunlardan anlaşılıyor ki, Sekar big bang (büyük patlama) dediğimiz, Kur’an’sal anlatımla Allah’ın “ol!” emriyle başlayan ilk var oluş aşamasından günümüze kadar olan bizim evrenimizin 13.7 milyar yıllık büyüklüğü ve tarihidir. Yani içinde yaşadığımız kendi evrenimizdir. Diğer bir değişle, insanlığın tüm hafızasını da içinde barındıran evrenin biyografisi, yaşam hikâyesidir.

Kur’an’a inanmayıp dini yalanlayanlar veya Kur’an’ın insan sözü olduğunu iddia edenler bu tartışılmaz bilgi karşılarına dikilince yanıldıklarını anlayacaklar, ama geri dönüp yanlışlarını düzeltme olanağı olmayacaktır.

Yanılgılarından doğan utanç, doğduğu gün gibi tek başına kalmış olmanın sonsuz zaman ve mekan içindeki yalnızlığı ve pişmanlık, sekar içinde, Dünya’nın atmosferinin dışında tek başına kalmak, yakıcı alevlere, ışınlara maruz kalmak gibi bir acı verecektir

“Sizi sekara sürükleyen nedir?’ (…) Din gününü yalanlıyorduk. Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi.”(Müddesir, 42-47)

“Şöyle denilir: ‘Unutuyoruz sizi bugün. Tıpkı sizin, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuz gibi” (Casiye, 34)

Sekarda yer alan bilginin gerçekliğine, insanların yaptıklarının ve düşündüklerinin kaybolmadığına, insanlığın tüm hafızasının orada korunduğuna ilişkin olarak yapılan bilimsel araştırmalar ve bu konudaki bilgimiz de gün geçtikçe artıyor. Bu konuda açıklamalar da yapılıyor:

Kuantum fizikçilerinin teorilerine göre kuantlar birbiri ile iletişim içindedirler. Birbirlerine bilgi veriyor ve karşılıklı öğreniyorlar. Bilinen zaman ve mekândan bağımsız olarak var olabilen düşünen birimler olarak aynı anda birkaç yerde birden var olabiliyorlar.

Bu yüzden araştırmacılar kozmosun tüm element parçacıklarının (tüm madde ve enerji dahil olmak üzere) evrimin ve yaşamın tüm tarihinin değiştirilemez şekilde kayıtlı olduğuna inanıyorlar. (Her insanın bilinçli olarak yaptıklarının kayıt altına alındığı, bilincin bedensiz de var olduğuna ilişkin daha fazla bilgi için, Kur’an’a göre ölümden sonraki yaşam konulu, 05.07.2009 tarihli ve Kur’an’a göre inanmayanların sonu konulu, 19.01.2010 tarihli blog yazılarım okunabilir.)

“Max Planck Instituts für Physik in München” direktörü Hans-Peter Dürr’e göre:

” Canlı ve cansız maddenin dahil olduğu genel bir kuantum kodu vardır. Bu kuantum kodu tüm evren için geçerlidir. Bu dünya dediğimiz, elle tutabileceğimiz, madde olandır. Öbür dünya dediğimiz ise, tüm geri kalan, şimdiki zamanı içine alan büyük gerçekliktir. Ayrıca bu dünyadaki yaşam yalnız kendi hard diskime/kişisel belleğime işlenmiyor. Bunun aynı zamanda ruhsal kuant alanında da kaydolduğunu, bir anlamda benim ölümümle yok olmayacak olan evrensel internetin gerçekliğine de kaydolduğunu düşünüyorum”

MIT’den Seth Lloyd’a göre:

”Evrende inanılmaz çok sayıda atomlar var. Onların şimdiki durumları, pozisyonları ve hızları enformasyon/bilgi olarak kayıtlıdır. Ancak durumları sürekli değişiyor ve bu değişimler de sürekli olarak ”kozmik bilgisayara” kaydediliyor.”

Kur’an’da anlatılanlardan ve kendi araştırmalarımızdan öğrendiklerimizden sonra hala, inanmak için kibirle kendisine kişiye özel bilgi gelmesini bekleyenler için yapılacak bir şey yoktur. Allah da zaten kendi kafasını çalıştıran, araştıran, öğrenen inananların inancını güçlendirir. Bütün bu örnekler de inanan insanlar için bir anlam ifade eder. Allah inanmak istemeyene o duyguyu ve anlama yeteneğini zorla vermez. O zaman zaten insanın özgür iradesinden ve seçme şansından söz edilemez. İsteyen düşünür öğrenir. Aksi halde mucizeler bile işe yaramaz:

“Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?”(En’am, 109)

“Kendisiyle, dağların yürütüldüğü yahut yerkürenin parçalandığı yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an mı olsaydı! “(Ra’d, 31)

“İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin. Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki ahiretten korkmuyorlar. Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür. Dileyen düşünür onu, öğüt alır. “ (Müddesir, 52)

[1] Arapçada “ebced” hesabı denilen hesaba göre her harf aynı zamanda bir sayıyı işaret eder. Örneğin, Elif harfi yazıda "E" sesine, matematikte 1’e karşılık gelirdi. Veya "Vav" harfi yazıda "V" sesine, matematikte "6" rakamına karşılık gelirdi.

[2] Bu konularda: Kur’an’a göre Dünya’nın sonu (Kıyamet) konulu, 04.07.2009 tarihli; Evrim yaratılış mı? konulu, 02.07.2009 tarihli: Kur’an’a göre dünyanın yaratılışı konulu, 05.07.2009 tarihli; Hz. Muhammed Miraç gecesi ne görmüştü? konulu, 19.07.2009 tarihli: Kur’an’a göre inanmayanların sonu konulu, 19.01.2010 tarihli blog yazılarım okunabilir. 

 
Toplam blog
: 174
: 4451
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

1958  doğumluyum. Arkeologum. Evliyim. Çocuğum yok. Çalışmıyorum. Yıllarca çalıştıktan sonra, zam..