- Kategori
- Güncel
Bin Muhteşem Güneş ve Taliban

Bin Muhteşem Güneş, tüm dünyada inanılmaz bir başarı yakalayan Uçurtma Avcı’ sının yazarı Khaled Hosseini ’nin romanı. Püren Özgören’in arı, akıcı Türkçesiyle dilimize çevrilmiş. Khaled Hosseini kim mi? Afganistan, Kabil’de bir diplomatın oğlu olarak doğmuş. Ailesi,1980’de Amerika Birleşik Devletleri’nden siyasi sığınma hakkı elde etmiş. Halen Kuzey California’da yaşmakta ve doktorluk mesleğini sürdürmektedir. İlk romanı Uçurtma Avcısı’nın ardından Bin Muhteşem Güneş, yazarın ikinci romanı. Yazar, Taliban’ın Sovyet yanlısı Necibullah’ ın yönetimine son verip Afganistan’ı nasıl ele geçirdiğini gözler önüne seriyor. Taliban’ın Afganistan’da nasıl bir terör estirdiği, insanı ve insanlığı nasıl hiçe sayan bir felsefede olduğu aldığı kararlarda açıkça görülüyor.
Yazar, Khaled Hosseini, romanının 284. sayfasında Taliban’ı nasıl anlattığını görelim:
Kasalarında silahlı, sakallı, kara türbanlı erkekler. Her kamyonetten, hoparlörler bangır bangır duyuru yapmaktaydı; önce Farsça, sonra Peştun dilinde. Aynı mesajlar, minarelere takılmış ses yükselticilerinden, Şeriat’ın Sesi diye bilinen radyodan da yayınlanıyordu. Dahası broşürler, el ilanları halinde sokaklara atılıyordu. Meryem bahçede bir tane buldu. Roman kahramanı Meryem’in bahçede bulduğu broşürün içeriği, tüyler ürpertici.
Bütün vatandaşlar, günde beş vakit namaz kılacaktır. Kılmayanlar kırbaçlanacaktır.
Bütün erkekler sakal bırakacaktır. Bu emre uymayanlar kırbaçlanacaktır.
Bütün erkek çocuklar türban takacaktır.
Şarkı söylemek, dans etmek, iskambil oynamak, kumarın her türü ve uçurtma uçurmak yasaktır.
Kitap yazmak, film izlemek, resim yapmak yasaktır.
Evinizde kuş beslerseniz kırbaçlanacaksınız.
Çalarsanız, eliniz bilekten kesilir. Bir daha çalarsanız, ayağınız kesilir.
Kadınların dikkatine:
Evinizden dışarıya çıkmayacaksınız. Her ne koşulda olursa olsun, asla yüzünüzü
Göstermeyeceksiniz. Dışarıdayken burka’ yla örtüneceksiniz. Aksi halde kırbaçlanacaksınız.
Makyaj, mücevher yasaktır.
Çekici gösterişli giysiler giymeyecek, erkeklerle göz göze gelmeyeceksiniz.
Kızların okula gitmeleri, kadınların çalışması yasaklanmıştır.
Zinada suçlu bulunursanız, taşlanarak öldürüleceksiniz.
Sokakta tek başına yakalanan kadın dövülecek ve evine gönderilecektir.
Dinleyin, iyi dinleyin. İtaat edin. Alan-ü ekber.
Reşit Radyoyu kapadı. Oturma odasında, yer sofrasında yemek yiyorlardı; Necibullah ’ın ipte sallanan cesedini göreli bir hafta bile olmamıştı.
Bu buyruklar,”şeriat”ın iç yüzünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiyor mu? Bugün Musul’u ele geçiren IŞİD de aynı yaşam tarzını içselleştirmiş bir örgüt. Ortadoğu bir bataklık, salt IŞİD değil;E l-Kaide, Ahrar’uş-Şam, Nusra Cephesi, Tevhid ve Cihad Örgütü, Liva Al İslam, Ensar El İslam, Mehdi Ordusu, Bedir Tugayları adlarından da anlaşılacağı gibi tümü de İslami terör örgütleri. Bunları destekleyen aşiretler, tarikatlar; hepsinin arkasında da Ortadoğu haritasını yeniden çizmeyi amaçlayan süper güçler. Genel amaç da enerji kaynaklarına çöreklenmek.
Atatürk’ün halifeliği ve saltanatı kaldırmasının ne denli önemli olduğu gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Laikliğin de olmazsa olmaz bir ilke olduğu… Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini bu ilke oluşturmaktadır. Ne yazık ki Atatürk Devrimleri’ne karşı güçler, bu ilkenin kenarından, köşesinden kırpmaktadırlar.