- Kategori
- Siyaset
Binbir surat kapitalizm

Artık anlaşılmıştır ki insanlığın düşmanı kapitalizm her çağda ayrı bir yüzle geliyor; onu tanımak mümkün değil. Fakirlere ekmek dağıtan Ak Parti iktidarına kapitalist diyebilir misiniz? Yani şimdi Türkiye’nin yarısı, gecekondularda yaşayan fakir halk kapitalizme mi oy verdi? Maalesef öyle görünüyor.
Kapitalizm insanların kendisini tanımasına, öğrenmesine izin vermiyor ki verse de her zaman her yerde farklı bir yüzle karşımıza çıktığı için onu tanımamız/anlamamız ve gerçek yüzünü görmemiz mümkün değil. Şimdi ülkemizde çoğu insanın kapitalizmin ne olduğunu bilmediği, bilenlerin de olumsuz yanlarını göremediğini söyleyebiliriz. Varoşların kaldırımlarını döşeyen, fakire maaş bağlayan, yoksulu bedava tedavi ettiren Ak Parti’ye halk bir daha ki seçimde yine oy vermeye hazırlanıyor; kapitalizm kimin umurunda. Kapitalist, dindarlık revaçtaysa takke giyip camiye koşuyor, milliyetçilik dalgası varsa kurt gibi uluyarak dağlara çıkıyor. En büyük laik en büyük Atatürkçü o. Kahrolsun PKK, ezanlar susmayacak, bayrak inmeyecek. Bir gün bakıyorsun Alevi dedesi, öbür gün hacı; bir gün Kürt önderi, öbür gün Taksime yürüyen devrimci. Bugün halkçılığı savunan CHP’nin, milliyetçi MHP’nin, Kürt halkının özgürlüğünü savunan BDP’nin aslında yapı olarak kapitalist olabileceklerini düşünebiliyor musunuz?
Ama maalesef öyleler. Türkiye siyaseti kapitalizmin kuşatması altında lakin halkımız bunların gerçek yüzünü göremiyor. Kapitalizm kuşları hep onun (halkın) sevdiği dallara konuyor ki öyle de olacak, başka türlü nasıl kandırsın.
Kapitalistler kendi zenginliklerini ülkenin zenginliği olarak gösteriyorlar. Banka kuyruğunda saatlerce bekleyip dilenci parası üç aylığını alan yoksul insanlarımız kendi fakirliğini düşünmeden gökdelenlere baktıkça “Ülkemiz zenginleşiyor, Allah Tayibi başımızdan eksik etmesin” diyorlar; ben de bu ülkenin insanıyım benim neden gökdelenim yok demiyorlar.
Bir de “fakir edebiyatı” diye bir şey çıktı; bunları konuşan bizler fakir edebiyatı yapıyormuşuz. Tabi işlerine gelmeyince öyle oluyor. Ya da kapitalizm sadece belki bizim için kötü; halklar memnun. Biz işte siyaset yapmak, ülkeyi bölmek, insanları birbirine düşürmek için bu kapitalizm masallarını uyduruyormuşuz.
Peki, gerçekte kapitalizm nedir, onunla niye uğraşıyoruz; madem halk memnun, biz bırakalım bu işleri, insanlar bildiği gibi yaşasınlar.
Kapitalizmin ana düşüncesine bakılmalı. Bütün kapitalist ülkelerde zengin bir azınlık ve büyük bir fakir tabaka vardır. Ülkenin imkânları olsa dahi, çalışılsa kazanılsa bile halkın yarısının fakir olması gerekir. Çünkü sizin fakirliğiniz onların zenginliği ile alakalıdır. Pasta bellidir. Herkes zengin olursa pasta küçük olur. Pastanın büyük olması için bazılarının ülke pastasından az pay alması ya da hiç almaması gerekir. Yani ülkenin yarısı fakir olmazsa diğer yarısının zengin olması mümkün değildir. Ne yaparsanız yapın kapitalist bir ülkede yoksulluğu ortadan kaldıramazsınız; çünkü yoksullar düzenin sigortasıdır.
Kapitalizmde fakirin gecekondusu ile zenginin gökdeleni yan yanadır. Gökdelenler yüksek olduğu için gecekondular görünmez. Uzaktan bakan biri zengin bir ülke zanneder. Zenginler bu gökdelenleri akılları ve gayretleri ile yapmışlardır ama Allah vermediği için sizin kötü bir gecekondunuz vardır. Kapitalizm fakir bir ülkenin zengin görülmesidir. Zenginlerin trilyonları fakirlerin üç kuruşları ile toplanıp o ülkenin kişi başına düşen milli geliri bulunur. Türkiye’de bu şimdilerde kişi başına yıllık 13 bin dolar (yani 25 bin lira) Dört kişilik bir aileyseniz yılda evinize 100 bin lira para giriyor demektir. Hadi söyleyin bu para hanginizin evine giriyor? Koç’un, Sabancı’nın bankalardaki milyar dolarlarından bize ne! Evine yılda 100 bin lira (eski para ile 100 milyar lira) giriyormuş. Kapitalizm denilen bu aşağılık düzeni hala anlamadıysanız ne deyim size!
Din ve Allah kapitalistin umurunda bile değildir. Onun dini de Allah’ı da paradır. Ama siz camilerden çıkmayan kapitalist hacıyı görünce aldanır gidersiniz. En çok da milliyetçilere gülüyorum. Kapitalistin milliyeti bile yoktur. Para için o, inek ırkını bile kabul eder. “Çankaya yolundayız, yaşadıkça Türkçüyüz” diye bağırdığımız yıllarda en önde giden Bozkurt’un daha sonra gazetede Amerika’da çekilmiş villasının resmini görmüştüm. Allah razı olsun, Atatürk sayesinde bu ülkede çok kişi köşeyi döndü; öldükten sonra bile insanlarını unutmadı(!)
Türkiye’de halk bu yazdıklarımızın doğruluğuna inanmıyor. Dolaysıyla kapitalizmden kurtulmak gerektiğine de. Bu münazaraları boş şeyler olarak görüyor. Biz de diyoruz ki tamam sizlerin dediği gibi söylediklerimiz boş şeyler olsun. Peki o halde fakirliğinizin, yoksulluğunuzun, savaşın ve gözyaşının nedenini söyleyin.
Ey Türkiye halkı! Ülkemiz kapitalizmden kurtulmadıkça belinizi doğrultmanız mümkün değil. Kıyamete kadar böyle sürünürsünüz. Ve kapitalizmden kurtulmaya karar verdiğinizde Kerim Korkut sizleri meydanlarda bekliyor olacak. Onun dışında hiç kimseye inanmayın, güvenmeyin.