- Kategori
- Öykü
Bir aşk masalı

Sigara içmiyordu, ama masayı temizleyen çocuktan isteyip yakmıştı bir tane. Beceriksizce içerken, dumanı gözüne kaçtı. O farkında bile değildi ve farkına varmakta geciktiği, yüreğini acıtan bir başka şeyi anlatmaya başladı:
- O geceden sonra birbirimizi daha çok özleyip arayacağımızı zannederken, sanki hiçbir şey olmamış gibi nasıl davranabildi anlamadım, dedi sakince ve dalıp gitti.
Hayatında hiç sevmediği şey; "yalan"dı. Üstelik bu yalanlar, yüreğine ulaşan yola döşenmişti.
Aylar önce tanışmışlar ama bir iz kalmamıştı aklında. En olmadık zamanda, üstelik telefonda, tekrar merhabalaştıklarında, yadırgamıştı ilgisini. Ve hatta ısrarını. Ona telefon numarasını verdiğini anımsamıyordu. Ama çalıştığı yeri biliyordu, arayıp bulmuştu demek ki…
Kendince temkinli davranırken, adamın ısrarlarına kızdığı bir gün, dayanamayıp;
- Sen de diğer erkekler gibisin, deyivermişti.
Öyle kırılmıştı ki adam ya da "kırılmışlığı oynamış" tı, bunu ona nasıl yaptım diye bütün gece kendi kendini yemişti de dayanamayıp, ertesi gün özür cümlesi yazmıştı; şimdi sessizce kendini dinleyen arkadaşıyla birlikte.
Sonra, sevgiye dair, yıllarca koruyup sakladığı, "törpülenmesine" izin vermediği duygularına dokunan o "özel" cümleler… Öylesine örtüşmüştü ki yüreğindekilerle… Üstelik son derece dürüstçe anlatıyordu adam her şeyini; kendisi gibi sanmıştı. Bu sanmışlıkla koyuverdi kendini, özelini güzelini her şeyini paylaştı. Aralarındaki kilometrelere rağmen öyle inanılmazdı ki paylaştıkları, o da inanamayıp: "Nasıl bir ilişki bu; masal gibi bir gerçek mi, gerçek gibi bir masal mı?" deyişine, "Ben hayal değilim, gerçeğim, sevgilinim." diyen adamı; sevdi. İnanmasa mıydı? Sevmese miydi?
Adamın, "Hayatın birbirimize armağanıyız." dediği gecenin sabahında, aklına koymuştu, o gelemezse, mutlaka yanına gidecekti. Gitmesine gerek kalmadı ve çok geçmeden bir başka yerde buluştular. O zamana kadar kalbi durmadıysa, yaşanacaklar varmış... Öyle heyecanlıydı ki, her molada arkadaşını arayıp duygularını onunla paylaşıyordu. Ama kendini kaptırmaması için onu uyarmaya çalışan arkadaşını duymuyordu bile.
Havalarda uçuyordu döndüğünde, "İlk kez bir erkeğin yanında soyunmaktan utanmadım, konuşur gibi seviştik, sonra sabaha kadar sevişir gibi konuştuk; sevgiyle." demişti. Herkese anlatmak istiyordu yaşadıklarını; onlara da bu güzel sevgi bulaşsın diye…
Bu yüzden anlayamadı birden olanları; bıçakla kesilir gibi bitmişti iletişim oysa.
- "Çok işim var." demişti, arayamaz, mesaj yazmaya bile vakti yoktur eminim, diyor da başka şey demiyordu ve yanıt beklemeden sevgi cümleleri içeren mesajlarını yazmaya devam ediyordu; güvenmişti bir kere…
Onun coşkusunu gördükçe, haksız çıkmak için o kadar yakaran arkadaşı, şimdi anlattıklarını dinledikçe, küfretmek istiyordu ki kahretsin! Küfür bile erkeklerin tekelindeydi, aklına bir şey gelmiyordu. Adam yüreksizin tekiydi işte!
Tam o sırada, sanki aklına yeni gelmiş gibi konuşmaya başladı arkadaşı;
- "Yatacak çok kız var, ama sabaha onların yanında uyandığımda, kendimi daha da yalnız hissediyorum." demişti. Madem bana bunu yapacaktı neden onlardan biriyle yatmadı? O zaman bu kadar yalana gerek kalmazdı, derken, hayatında içtiği belki de tek sigarayı tüketip kül tablasına bastırdı; hayatındaki o tek adamı tüketip, bastırır gibi. Ve bir masala inanan "güzel" yüreğine; "masal bu, adı üstünde; gerçek değil, üzüldüğüne deymez, " deyip arkadaşına döndü, gülümsedi ;
- Susadım, dedi.
İşte şimdi olmuştu. "Susadım" demek, onların dilinde; "Bunun üzerine bir bardak su içelim." demekti.