- Kategori
- Gelenekler
Bir başkadır Ramazan

Göktepe Mahallesi
Bir başka güzeldir Zonguldak’ta ramazan. Bilhassa Devrek’e bağlı köylerde sürdürülen Ramazan ayı gelenekleri insana ayrı bir huzur veriyor. Bu yazıda kendi köyüm olan Ahmetoğlu Köyü Göktepe Mahallesi’nde yıllardır süregelen ramazan ayı gelenekleri ele almaya çalışacağım. Göktepe Mahallesi’nin camisi, diğer mahallelerde olduğu gibi geleneklerin devam ettirilmesinde önemli bir mihenk taşı olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda ilk olarak mahallenin camisinden bahsetmek yerinde olacaktır. Cami, dedelerimizin büyük uğraşları sonucu 1992 yılında ibadete açılmış. Üç katlı olan caminin içinde bir mutfak ve bir de çay ocağı vardır. Cami inşa edildiğinde minaresi yokmuş ancak bundan 2 yıl önce büyük bir heyecanla camiye minare yapılması kararlaştırılmış ve köylünün hatırı sayılır desteğiyle cami minaresine kavuşmuş oldu. Güzel bir avluya sahip olan caminin hemen yanında şadırvan ve onun üst katında cami imamının lojmanı yer alıyor.
Mahalle camisinin önemi ramazan ayında bir kat daha artıyor. Çünkü camide her akşam iftar davetleri verilir. Köyün girişindeki ilk haneden başlayarak 30 gün boyunca her akşam ir hane iftar verir. Mübarek ramazan ayı başlamadan evvel evlerde olduğu gibi camide de genel bir temizlik yapılır. Ramazan ayında kimlerin hangi gün iftar verecekleri listeye yazılarak camideki panoya asılır. Bu noktada listenin hazırlanmasına değinmekte fayda var. Köylünün tabiriyle ‘nöbet listesi’ hazırlanırken öncelikle hangi hanelerin iftar daveti verebileceği belirlenir. Ardından köyün girişindeki haneden sırayla 30 gün dolacak şekilde liste yazılır. Köylü nöbet sırasını listeye bakarak öğrenir ve ona göre hazırlığını yapar.
İlk iftar günü geldiğinde nöbet kimdeyse hazırlıkları sabahtan başlar. Sabahın erken saatlerinde nöbetçi haneden hanımlar cami mutfağında iftar için hazırlıklara başlar. Yemeklerin lezzetli ve güzel olması için pür dikkat hazırlık yapan hanımlar, iftar nöbetinden sonra yemeklerin beğenilip beğenilmediğini köylüden öğrenmeye çalışırlar. Bu arada her akşam iftar menüsü aşağı yukarı aynıdır. Sofraya ilk olarak çorba konulur, ardından sırasıyla et yemeği, pilav, nohut ya da barbunya, komposto, dolma biber ya da yaprak sarma, börek, meyve ve son olarak tatlı konur. Yemekten sonra köyün gençleri tarafından çay ikramı yapılır.
Köyün neredeyse bütün hanelerinde iftar vakitleri evlerde kimse kalmaz. Herkes camide toplanır ve bu durum 30 gün boyunca devam eder. Her akşam camideki iftar programı şöyledir: Ezan vaktinden yaklaşık 45 dakika önce Kuran-ı Kerim okunur. Kuran-ı Kerim’in okunmasının ardından ezan okununca su ve hurma ile köylü orucunu açar ve akşam namazı kılınır. Namazdan sonra alt katta hazırlanan sofraların başına geçilir ve iftar yemeği başlar. Yemek esnasında iftarı veren nöbetçi ayakta bekleyerek sofraların ihtiyacını gidermeye çalışır. Bu arada bazen köylülerden kimisi nöbetçiye takılarak sofradan ‘nöbetçi su, nöbetçi ekmek’ diye seslenirler. Yemeğin akabinde köylü caminin avlusuna çıkar ve dağıtılan çay ikramından istifade eder. Çay faslından sonra teravih namazına 15 dakika kala köylü camiye girer ve imamın vaazını dinler. Yatsı ezanına kadar devam eden vaazdan sonra yatsı ve teravih namazı eda edilir. Namazın ardından köylü yavaş yavaş evine dağılır ve iftar programı son bulur.
İşte, dedelerimizin başlattığı bu ramazan geleneği köyümüzde halen devam etmektedir. Bu geleneğin sürmesi beni çok mutlu ediyor. Çünkü köylünün rahmet ve bereket ayında kaynaşması ve birbirinden kopmaması anlamında çok önemli bir gelenek bu. Dilerim gelecekte de biz ve biz gibi arkadan gelen genç nesiller bu geleneği devam ettirebilelim.