- Kategori
- Çevre Bilinci
Bir cenaze ve Göcek
Çok değer verdiğim dostlarımdan biriydi Loise.
Haklı olduğunu bildiği konularda karşısındakinin yüzüne, hiç çekinmeden, söylerdi ne düşündüğünü. Öyle diplomatik davranma kaygısı olmadan, olduğu gibi. Sıkı bir çevreciydi.
Vasiyetinde cenazesine çelenk, çiçek gibi şeyler gönderilmemesini bunun yerine Green Peace örgütüne bağış yapılmasını ısrarla belirtmişti. Bizlerden bir isteği ise toplanıp Göcek koylarını gezerek onu hatırlamamız ve küllerinden bir avuç dolusunu denize serpmemizdi.
Herkes evinde yiyecek bir şeyler hazırladı.
Kardeşleri de bir iki günlüğüne İngiltere’den geldiler. Tekneye doluşup koyları gezerek ve küllerinden bir avucunu açık denize serperek Louise’i andık.
Ancak Göcek koylarını gezerken hüznümüz ne yazık ki ikiye katlandı. O güzelim pırıl pırıl koylar çoğu özel, bazısı ticari teknelerle doluydu. Doluydu ama o eski pırıl pırıl hali yoktu Göcek koylarının. Hani gelip görseniz belki, “Nesi var kardeşim? Tertemiz işte” diyebilirsiniz ama biz eski halini de bildiğimizden kirlendiğini üzülerek izliyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda çeşitli önlemler alınmış, bazı yeni kurallar uygulamaya konulmuştu. Teknelerde mangal yakmak, bazı koylara demir atmak yasaklanmıştı örneğin. Bir de ne görelim beğenirsiniz? Demir atmanın yasaklandığı, bu amaçla teknelerin bağlanması için şamandıraların konulduğu koylardan birinde, bir motor yat demir atıverdi. Üstelik uzunca kalama bırakarak. Yetmiyormuş gibi, karaya da palamarları bağladılar. Üzüldük, sıkıldık. Şamandıradan halatımızı söküp, başka bir koya doğru yola çıktık.
Bu kez gittiğimiz yer Tersane adasıydı. Burada da huzurumuz bozuldu. Yasak olmasına rağmen bir tekne duman dumana mangal yakmakla meşguldü… Diğer anımızda bir motor yatın gemicisi güvertesini yıkamaktaydı. Sabunlu suyla, denize döke döke… Gördüklerimizi rapor ettik etmesine de, yanlışlar bir değil bir çok yerde yapılınca Sahil Güvenlik hangi birine yetişsin?
Ticari tekne kaptanları eğitiliyor. O nedenle bir ikisi hariç denize gözü gibi bakıyorlar. Ama özel teknelerde durum farklı. Kimi, “Aman ne olacak canım? Bir benimkiyle mi kirlenecek? Üstelik etrafta kimse de yok” deyip salıveriyor sintinayı…
Kimi, “Yahu paraya kıyıp bu tekneyi aldık. Bir mangal keyfi mi yapamayacağız?” diye yakıyor ateşi… O salınan sintinanın pisliğinde kendilerinin de yüzeceğinden habersiz. O kıyıya yakın ateşten fırlayacak bir kıvılcımın yaratabileceği yangının bilincinde olmadan…
Giden denizler gitti. Kalanları korumak gerek. İş işten geçmeden…