Bir de benden Türkiye / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Bir de benden Türkiye

Bir de benden Türkiye
 

Artılarımız ve Eksilerimiz sizce hangisi fazla?


Uzun zamandır bir şeyler karalamak istiyorum ama bir türlü zamanım olmadı okul ve derslerim yüzünden. Aslında Türkiye’de o kadar çok eleştirecek olay var ki neyi nasıl eleştireceğimi nereden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Ülkemizde yaşanan olaylardan şöyle bir başlayarak genel olarak bir Türkiye manzarası çizmeye çalışmak istiyorum. Aslında yazım Türkiye’de ki her şeye mutlaka bir açıklama getiren kitle ile ilgili olacaktı ama bu konuyu bir dahaki yazıma saklamak istiyorum. Bugün bilgisayarımın başında şöyle ülkemi düşünerek bir Türkiye manzarası çizeceğim.


Tayvan’da yüksek lisans eğitimimi sürdürüyorum ve yaklaşık 18 aydır buradayım. Gelmeden önceki ben ile şimdiki ben arasında çok fark olduğunu kesinlikle söylemek istiyorum. Dilerim ülkemizden daha çok sayıda genç iyi okullarda böyle bir fırsatı yakalayabilirler. Yurtdışında okuyan birçok gencimizin de benle aynı düşüncelere sahip olduğuna inanıyorum. O düşünce de şu; bizlere Türkiye’de iken öyle bir şişirme hava yaratıyorlar ki sanıyoruz Türkiye’miz çağlar atlıyor. Hâlbuki yurt dışına çıkınca bir bakıyoruz ki bizim ülkemiz gerilerinde gerisinde. Bu geri kalmışlığın arkasında yanlış politikaların olduğu kadar kendi insanımızın da hala bazı şeyleri çözememesi, evrimini tamamlayamaması yatıyor. Burada evrimden kastım bir şehirde nasıl yaşanırdan tutunda, statta maç nasıl izlenir gibi onlarca örnekler. Okumuşluk ya da cahillik bile artık cümlelerimi karşılayamıyor, sebebi de ne kadar okumuş insanımız da olsa bir şeyleri hala içerisinde tamamlayamadığı ve eğriyi doğruyu algılayamadığı için oda ülkemizdeki vurdumduymazlığa kapılıp gidiyor. Bakıyoruz ülkemizdeki okullarda çıkan olaylara oradaki gençler üniversite sınavlarını kazanıp gelmiş kişiler. Aynı kişilerin bir anda alev gibi parlayıp okullarımızı cehenneme çevirmesini hangi cümle ile anlatacağımı bilemiyorum. Buradaki hayatıma ve okuluma bakınca bizim okullarımızın en önde gelenlerinin bile ne yazık ki gerilerde debelendiğini görüyorum. Bu manzara karşısında ise üzülmemek ne yazık ki elde değil. Okul kısımlarında sorunlar bitmek bilmez, bu konuyu şöyle bir kenara bırakıp siyasilerimize bakacak olursak ise içlerinde kaç tanesinin engin dediğimiz dünya görüşünden nasiplerini aldıklarını sanırım parmak ile sayamayız. Eski devirlerde vardır ya toprak ağaları bizim siyasetçilerde buna en güzel örnek sanırım. Yani ellerine gücü aldıkları zaman onlardan başkası yokmuşçasına davranan ve onların sırtını sıvazlayanlardan aldıkları gazla ülkeyi yönetmeye çalışan onlarca yetersiz insan. Bakıyorsunuz dil bilenlerinin sayısı birkaç tane, en okumuşlarından olan Sayın Babacan bile dış işlerinde kayboldu gitti. Bakınız gazetelere ülkemizin Dış İşleri Bakanının nasıl bir portre çiziyor. Ben kendisini ne yazık ki çok silik bulduğumu belirtmek istiyorum. İstediğimiz ayaklarının üzerine basan bir ülke olarak dışarıda söz sahibi olan bir Türkiye. Bunu istiyoruz ama şöyle bir geçmişe baktığımız zamanda bunun Atatürk’ten sonra sadece dilimizde dolaşan bir hayal cümleciği olduğunu görüyoruz. Burada kişileri yerden yere vurmak amacında değilim sadece yetersiz insanlardan dev gibi cümleler duymak bana komik geliyor. Üstüne üstlük lider tanımlamasına uymayan insanların ardına kapılmış kitleler sayesinde politikacılarımızda gaz siyasetine kapılıyor. Yani anlayacağınız bu kumaştan ancak böyle bir pantolon dikiliyor.


Peki, siyaseti de bırakalım bir kenara medyamıza bakalım. Sadece birkaç kişinin tekelinde olan bir medya ve karşılıklı atılan laflar. Bir medya patronu bir anlaşma yapıyor diğeri beğenmez, öteki bir ihale alıyor bakıyorsunuz gazetesinde karşı tarafa sayıyor da sayıyor. Böyle bir medya olunca da ne kadar kaliteden söz edeceğimizi bilemiyorum. Bir hafta evvel övdükleri bakmışınız şimdi topun ucunda sevmedikleri bir eleştiri olursa da asla gazetelerinde yer bulamıyor. Aynı medya patronları ülkemiz televizyonlarını da kontrol ediyor. Bakın bakalım kanallarında topluma ne mesajlar veriliyor. Köpük diziler ve gereksiz programlar ile doldurdukları ekranlarda sanırım gece yarısından sonra toplumsal bir iki mesaja yer veriyorlar. Yani ben Türkiye’de iken bu böyle idi, bilemiyorum son zamanlarda ülkemizdeki durum nasıl? Ama çok umutlu olduğumu söyleyemeyeceğim. Medya demişken birde Ercan Saatçi gibi yazarlara biraz dokunmadan geçemeyeceğim. Galatasaray-Fenerbahçe maçının sonrasında yazdığı köşe yazısı ile ne kadar sığ bir kişi olduğunu bizlere tekrar gösterdi. Tribünde yapılan renkli şovlar sanırım Saatçi’ ye terör örgütünü hatırlatmış. Bugünkü köşe yazısında Sayın Mehmet Demirkol Ercan Saatçi’ ye güzel bir cevap vermiş. Ercan Saatçi Türkiye’de insanların torpil ile bir yerlere gelerek o yerlerde bir şeyler yapıyorum havalarında gezenlere sanırım en iyi örnek. Her işi keşke o işten anlayanlar yapsa ama ne yazık ki dünyada da yurdumda da bu böyle değil.


Medyamızın ardından özel bir konuya geçmek istiyorum. Bu konu ne yazık ki hepimizi üzen trafik teröründen başkası değil. Son birkaç hafta içerisinde onlarca insanımızı yine kazalara kurban verdik. Bakıyorum da, ne kadar söylenirse söylensin hiçbir işe yaramıyor. 18 yaşında altlarında en lüks arabalar ile hız tutkunluğu yaşayan gençlerimizin eğlenceleri ne yazık ki acı haberler ile kesiliyor. Buradan tüm velilere ve sürücülere şunu söylemek istiyorum. NE OLUR CANINIZI YOLLARDA BIRAKMAYIN. Motosiklet kullananlar kasklarını taksın, araba kullananlar diğer sürücülerin ve kendilerinin güvenliği için kurallara uysun. Bu dediklerim sanırım yüzlerce kez yazıldı çizildi ama görünen o ki kimselerin taktığı yok. Bende vatandaş olarak üstüme düşen görevimi yerine getireyim. Bu acıların tekrar yaşanmaması için dilerim birkaç kişinin dikkatini çekebilirim. Yazımın başında da belirttiğim gibi yaklaşık 18 aydır buradayım ve ülkeme şöyle bir baktığım zaman herhangi bir ilerleme göremiyorum. Ekonomimizde son 18 ayda olan gelişmeler ortada daha dün okuduğum haberlerde enflasyonlu günlere geri dönüşün sinyalleri veriliyordu. Sağlık hizmetlerimizde ya da eğitim hizmetlerimizde de benim içimi ferahlatacak gelişmelerin yaşandığını söyleyemeyeceğim. Buradaki eğitimim bitince ülkeme döneceğim ama şimdiden beni bir tedirginlik sarmış durumda. Eğer bir genç yurt dışında eğitimini almış ve ülkesine döneceği gün endişeleri beraberinde getiriyor ise o ülkede yaşayan herkesin neden diye sorması lazım? Sağlık sistemimizin yetersizliğinden tutunda, okullarımızdaki can güvenliğine kadar ülkemizde birçok şeyin değişmesi gerekiyor.


Babamın bana dün söylediği gibi ne yazık ki Türkiye’nin paçasından çeken o kadar çok insan var ki, ülkemizde şöyle bir başını kaldırıp önüne bakamıyor. Biz ileri dedikçe bazıları geri diyor, biz dur dedikçe bazıları ileri diyor. Türkiye’deki insanlarımız en küçük sebeplerden bile bölündükler için artık hangi noktada bir araya geleceğimizi şaşırdık. Yazım uzayıp gittikçe konular alır başını gider en iyisi burada noktalamak. Dilerim bazı sinyalleri yakalamayı başarmışımdır. Bir tane Türkiye var ve lütfen değerini bilelim. Yazımı bitirirken bazı dileklerde bulunmak istiyorum. Öncelikle Doğu’da terörist kovalayan askerlerimize Allahtan güç kuvvet diliyorum. Takımım Galatasaraylı tüm oyunculara Sivas spor maçında başarılar. Sivas sporlu oyunculara da ligimize kattıkları güzellikler için teşekkür ediyorum. Galatasaray maçında da dilerim yine o güzel oyunlarını oynarlar. Hak eden kazansın. Fenerbahçe maçından sonra oyunculara saldıranları kınıyorum. Fenerbahçe bu sene bize sayısız başarılar kazandırarak göğsümüzü kabarttı ama oradaki birkaç serseri bu başarıya leke sürdü. Yurdumuzun böyle utanılacak insanlardan arınmasını diliyorum. Sanırım böyleleri azaldıkça paçalardan çekenlerde azalmış olacak. Saygılarımla.

 
Toplam blog
: 180
: 4193
Kayıt tarihi
: 13.11.06
 
 

Kariyerini Uzakdoğu sahne ve televizyonlarında geliştiren  sunucu, şovmen, yazar, oyuncu Uğur Rıf..