- Kategori
- Siyaset
Bir dirhem Ergenekon, bin ayıp örter

Herkesin kafası karııtşı.Ne ekonomik kriz nede yolsuzluklar gündemde artık.
Bir Dirhem Ergenekon, Bin Ayıp Örter;
Tam Melih Gökçek ve Haşim Kılıç’ın damadının ballı takası gündemdeyken, teğet geçecek denilen ekomik kriz delip geçmeye devam ederken, Filistinde yaşananlar çok büyük acı ama niye Hamas’ın sözcüsü gibi olduk ve arabuluculuktan dışlandık derken ve Başbakan Erdoğan’ın Olmert ile yaptığı görüşmede “operasyon” başlıyacaklarını - kabinem benden acilen aksiyon almamı bekliyor sözleri ile açıkladığı ortaya çıkmışken (kaynak: İsrail Ankara Büyükelçisi) Ergenekon’un 10. dalgası başladı veya başlatıldı.
Emekli orgeneraller, YÖK eski başkanı ve eski Yargıtay Onursal başkanı cumhuriyet başsavıcısı ile geçmişi hayli karanlık olan İbrahim Şahin ile aynı karaye konulup tutuklandı.
Amaç belliydi kirli ile temizi aynı sepete koy çamur onlarada bulaşsın akıllar karışsın.
Sonra hummalı kazılar başladı Ankara’nın dört bir yanında. Eldeki krokilere göre yapılan kepçeli canlı yayın kazılarda bir tek Gölbaşında silah bulundu. Sonra teslim olan bir Albay’ın üzerinden çıkan kroki ile de başka bir cephanelik bulundu.
Benim gibi Ergenekonun sağlam delillere dayanmadığını düşünen insanların bile “ya galiba bir şeyler var” demeye başlamıştı. Çevremdeki bir çok kişi vay be Ergenekon’a bak demeye başlamıştı
Sonra düşünmeye başladım.
Bu Ergenekoncular nasıl başarılı adamlarmış ki 2 gün kepçeler ile yapılan kazılarda bulunan silahları kimseye hissetirmeden AKP binasının tam karşısına, hergün insanların gittiği mesire yeri olan Saklıbahçeye gizlice gömmeyi başarmışlar dememişti kimse. Sanırım amaç süreyi uzatmak dikkat başka yere çekmekti yani diğer konulara olan ilgiyi dağıtmaktı.
Üstelik tutuklanan İbrahim Şahin’in "-krokiler bana ait değil ben başka yere gömerdim" dediği bile pek dikkatte alınmadı. Yakalanan 3 gün gizlenip sonra kendi teslim olan albay üzerindeki krokiyi atmayacak kadar “beceriksiz” miydi? Karton kutular ile toprağa gömüldüğü söylenen silahlar nasıl bu kadar yeni gözüküyordu.
Sonra gündeme baktım; bu süre içinde krize rağmen önlem almayan hükümeti eleştirenler , hergün artan işsizlik, bir türlü düşürülmeyen doğalgaz fiyatları, Melih Gökçek’in marifetleri, Ankara daki “ ballı takas”, YÖK’ün keyfi rektör atamaları ve arabuluculuk hazimeti bir anda gündemde arka sıralara atılmıştı. Susurluk ve “Aleviler ve Ermenilere” suikast ile muhalifler ikna edilmiş, yolsuzluklar ve Gazze nedeniyle kaybelilen muafazakar taban Sn Başbakan’ın duygu dolu “Hamaset” nutukları ile geri kazanılmıştı.
İşte o zaman farkına vardım: ara seçimlerde AKP ye oy kayıp ettirecek konuların üstü bir güzel “ Susurluk soslu Ergenekon” ile örtülmüştü.
Bir dirhem Ergenekon yine bin ayıp örtmüştü