- Kategori
- Dünya
Bir doğum günü hikayesi
‘’ …İlham gelmesini bekleseydim eğer, bu yazı yazılamayacaktı. Ben de bu yüzden kalemi kağıdı eline alıp başlamanın tam zamanıdır dedim; saat 12'yi vurmadan. Prensesin Külkedisi olmasına az kalmışken, birkaç şey karalamak gerek dedim. An itibariyle Japonya'da çoktan doğum gününü bitirmiş, Amerika'da ise henüz başlarında olan ortalama bir Türk vatandaşı olarak evrenselliğin dibine vurdum bugün. Doğum gününü bile dünyaya mal etmeyi başaran o tuhaf ekolojistlerden biri olarak, üstüne de dünya vatandaşlığımı eklersek, neden bugünü küreselleştirmeye çalıştığım anlaşılacaktır.. ‘’
Doğum günlerinin bana pek bir şey ifade etmediğini sanırdım 20’li sayıların içine girene dek. Geçen sene bir blogumda ‘’One more year, one more fear’’ demiştim. Her yeni yılın içime biraz daha korku saldığını ve birtakım boşlukların asla kapanmayacağını anladığım o an 20 yaş bana zehir oldu diyebilirim. Drama kraliçesini oynamak gibi bir zorunluluğum yok, o yüzden her bir cümlemi en samimi halimi takınarak yazdığımı belirtmeliyim. Aslında böyle bir yazıya gerek yoktu belki de ama yazmazsam içimde hastalıklı bir kanser hücresi gibi yayılacağını ve beni zehirleyeceğini biliyordum. Yazmak tek tedavi yöntemimdi pisliği dışarı akıtmak için.
Saat 12’yi geçince öylece durdum, ne olacağını düşündüm bana ve geleceğime. Büyük kaygılarım vardı yaşımla kıyaslandığında. Omzuma aldığım yükün ağırlığı altında ezilmekten ve şanıma leke getirmekten korkuyordum. Ya taşıyamazsam dedim? O çok sevdiğim dünya üstüme çöker miydi olanca ağırlığıyla? Ayıplar mıydı beni o çok sevdiğim Çin Denizi, Jawa Adası, Ant Dağları? Ya İzlanda’ya ne demeli? Küskün bir bakış atar mıydı bana buzul kırgınlığında? Ya Burma ne derdi? Sen de yenildin işte derdi muhtemelen Muson duygularıyla. En çok Portekiz ve Yunanistan’ın tepkilerinden korkardım herhalde. Akdeniz insanısın, sen de mi Bahanur derlerdi bana. Komşu, seni ne çok severim bilirsin. Gizli sevdalarımın aşikar olduğu diyarsın sen.
Bakamadım o an odamı boydan boya kaplayan dünya haritasına. Utanç duydum olası başarısızlığımdan. Yılgınlığımdan, kırılganlığımdan utandım da kucaklayamadım onu. Kırgın ama hala atan bir kalple uyudum. Uyandığımda hala 20’sini kutlaması gereken doğum günü kızıyken, içimdeki burukluğu atamadığımı hissettim. İçimde silikleşmeye başlayan her bir anının arkasından gözyaşı dökmek isterdim; onu da beceremedim. O an telefon çaldı ve benim Endonezyalı kayıp ikizim dediğim en sevdiğim arkadaşlarımdan Zea aradı. Dünyanın öbür ucundan aranmak kadar güzeli yoktur. Jawa Adası’nın bana küs olmadığını söyledi, sevindim.
Aynı gün sevgili Zea’mın kargosu geldi. İçine hediyeden ve mektuptan çok kalbini de koymuş, sağ olsun. Canım Manuela’m ve Joana’m da İtalya ve Portekiz’den selamlarıyla hediyelerini eksik etmediler. Evrensel bir doğum günü geçirdim kendi kendime. Bir kafede oturdum ve saatlerce mektupları okuyup yer yer hüzünlendim, yer yer sevindim. Türkiye’den de sağ olsun twitter arkadaşlarım ve lise tayfam beni yalnız bırakmadı. Kim ne derse desin, doğum günleri insanlarla güzel. Bugün arkadaşlarımın değerini daha iyi anladım ve dünyanın her yerinden insanlarla kalplerimizin bir attığını bilmek beni öylesine mutlu etti ki anlatamam.
Yollar gözümde küçüldü o an ve dedim kızım sen Everest’e bile tırmanırsın. Çıkarları uğruna seni sevmeyen insanların o manevi destekleri senle olduğu sürece, sen dünyanın en şanslı kızısın. Kendimi telkin ettim bugün böyle. Ahh Rumeli! Sen de duysaydın da mutluluğumun sessiz çığlıklarını ve kalp atışlarımı! Olsun varsın, sen böyle de güzelsin. Atlas Okyanusu’na vardığım an, sessizliğim koca bir çığlığa dönüşecek. O zaman Fado’nun yanında Petros Gaetenos da söyleyeceğim; belki duyarsın diye. Kim bilir?
Sevgili Zea’mın bana yazdığı şiiri de sizle paylaşmak isterim; günün en anlamlı hediyesiydi benim için. İçi boş bir arkadaşlıktan ziyade onun kıymetli desteğini hep hissettim.
Sis, If you're lonely
And need a friend
And troubles seem like they never end
Just remember to keep the faith
And love will be there to light the way
Even if you're miles away
I'm by your side
So you won’t ever be lonely
Love will make it alright.
Böylesine yalnız ama bir o kadar da anlamlı bir doğum günü geçirdim. Her şeye rağmen dimdik ayaktayım ve mutluyum. Sevdiğim dünya beni yalnız bırakmadı, ben de onu bırakmayacağım. Eğer inanacak hiçbir şeyim kalmazsa bir gün, sadece evrene güveneceğim. O benim hiçbir çağrımı hiç sessiz bırakmadı. Dünyanın birçok dilinde ‘’Mutlu Yıllar’’ mesajlarım olduğu sürece cebimde, ben daha çok yaşarım :)
Aşk, Barış ve Sevgiyle,
Bahanur