​ Bir elin beş parmağı / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '11

 
Kategori
Futbol
 

Bir elin beş parmağı

Bir elin beş parmağı
 

Bir hazırlık karşılaşması. Yani kağıt üstünde öyle gözüküyor. Ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki çok daha fazlasıydı. Maçtan önce de bu söyleniyordu. Özellikle Türk Futbolu'nun yaşadığı bu olaylardan sonra en çok yara alan kulüplerimizden Fenerbahçe'nin bu sene sahasında oynayacağı ilk maçtı ve önemliydi. Çünkü taraftar, olayların başladığı tarihten o ana kadar hep desteklediği takımıyla buluşacaktı... 

Tabi ki bir tepki bekleniyordu. Federasyona, basına ve mensuplarına, federasyona, savcıya, emniyete... Normaldi de. Maç da bu yüzden bir hazırlık maçından daha fazlasıydı. Bir kucaklaşmaydı, şu ana kadar verilen ve sonsuza kadar verilecek desteğin bir göstergesiydi. Ama çirkinleşti. 

Aslında her şey çok güzel başladı ama az da olsa havada gerginlik kokusu vardı. Taraftar yüzlerinde Aziz Yıldırım maskeleri, formalarında destek sözcüleri, bayraklar, tezahüratlar... Takım da ellerinde beyaz balonlarla çıktı sahaya. Beyaz ne demekti hatırladınız mı dedi herkese. Neyi gösterir? ADALET... Tamam şüpheli olabiliriz, yargılanabiliriz ama işte taraftarımızla burdayız. Ve herkesten saygı bekliyoruz. Yargıdan da adalet. Gerçekten de güzel bir mesajdı. Tüm Fenerbahçeli olan olmayan herkes alkışladı. Ama olaylar çirkinleşti. 

Maç başlar başlamaz kötü tezahüratlar başladı. Ortam iyice gerginleşti ve sonra basın tribününe şiddetli saldırılar başladı. Basın tribünü boşaltıldı. Bu sefer foto muhabirlerine saldırı başladı. Onlar sahadan ayrıldı. Bu sefer federasyona ve basına karşı kötü tezahüratlar... Bunlar bitti, taraftarlardan bazıları sahaya indi üzerlerinde destek yazılı formalarla. 

Böyle mi verilirdi destek? Böyle mi verilirdi tepki? Basın tribününe saldırarak mı? Sahadaki foto muhabirlerine saldırarak mı? Sahaya inerek mi? Kendilerini durdurmaya gelen güvenlik görevlilerine saldırarak mı? Böyle mi verilirdi tepki? Hiç yakışmadı. Özellikle de Fenerbahçe taraftarına. Şu ana kadar ne olursa olsun son sözümüz Fenerbahçe, dar ağacında olsak da Fenerbahçe diyen taraftara hiç yakışmadı. 

Tepkilere bakacak olursak, kulübünün haksızlığa uğradığını her fırsatta dile getiren Fenerbahçe taraftarının ( o olaylara karışanların ) basına ve mensuplarına büyük haksızlığını görüyoruz. Tepkilerinin nedenini basının yazdığı yazılar, verdikleri yanlış bilgiler olduğunu söylüyorlar. Peki o basın tribününde oturan tüm yazarlar mı yaptı bunu? Bir elin beş parmağı da bir mi? Hepsi mi suçlu? Hepsi mi o tepkiyi hak ediyor? Tabi ki hayır. Basındaki tüm yazarlar suçsuz mu? Tabi ki değil ancak bu tepkiyi hepsi hak etmiyor. Bir asker vatana, millete ihanet etse, bizi korumak için dağlarda, bayırlarda şehit düşen tüm orduyu alaşağı mı edeceğiz? Bir polis suç işlediğinde, bizi korumak için sokak sokak dolaşan, canını hiçe sayan emniyete lanet mi edeceğiz? Yapmayacağız, etmeyeceğiz. O zaman toplumda önemli bir yeri olan basın ve medya kuruluşlarına da bu haksızlıkları yapmayacağız, etmeyeceğiz. 

Ülke olarak bir hastalık haline getirdiğimiz; '' Her şeyin suçlusu olarak basını ve medyayı gösterme '' alışkanlığımızdan da vazgeçeceğiz. 

Ayrıca bu işe karışanların bilmesi gerekir ki: Bir haksızlığa veya bazı kötü davranışlara verilecek tepkinin türü bir kişinin, bir grubun, bir kulübün büyüklüğünü gösterir. Kimse Fenerbahçe Spor Kulübü'nün büyüklüğünü tartışamaz ancak dün gece olaylara karışan o kişilerin de Fenerbahçe Kulübü'nün büyüklüğüne laf getirmeye hakkı yoktur. 

Ben şahsım adına dün gece yaşanan olayları tüm Fenerbahçe taraftarına ithaf etmeyeceğim. Bu eleştirilerim de tüm Fenerbahçe taraftarına değildir. Çünkü bir elin beş parmağı bir değil ve biliyorum ki tüm bu olaylar geride kaldığında, soruşturma ve yargılama süreci tamamlandığında o olaylara karışan kişilere en büyük cezayı, yine Şükrü Saraçoğlu'na giderek takımını şerefli bir şekilde destekleyecek olan gerçek Fenerbahçe taraftarı verecektir. Sadece biraz zaman... 

 
Toplam blog
: 5
: 573
Kayıt tarihi
: 09.07.11
 
 

17 yaşındayım. Öğrenciyim. Mersin Fen Lisesi'nde öğrenim görüyorum. Mersin'de yaşıyorum. Yıllardır h..