- Kategori
- Anılar
Bir elinde cımbız bir elinde kamera

Yavaş yavaş yetişkin olmaya başlamıştık artık ilgi alanları da değişimlere uğramaya başlamıştı, kanın daha deli aktığı, hayatın toz pembe göründüğü
Artık aynalar daha bir yakın arkadaşımız olmuştu. Orhan Veli Kanık'ın şiirindeki gibi;
Kendimize daha bir özenli idik, ayna karşısında değişik duruşlarla erkek arkadaşımızın yada kız arkadaşımızın bizi nasıl gördüğünü, asıl durursak daha bir hoş olacağımızın provasını yapar olmuştuk.
Okullarımızda kim kime konuşma teklif etmiş, (sanki konuşmuyormuşuz gibi) Şimdilerde buna benimle çıkar mısın deniyor sanırım, kim kimden hoşlanıyormuş diye pek bir merak ederdik.
İlkokulda iken çekiç Bekir dediğimiz bir arkadaşım vardı, bir ara "Halide’yi seviyorum ben" demiş, amanınnn bu benim kulağıma gelince gururla karışık çocuğun peşinden sanki ona çok kızmış gibi bir koşuşum vardı ki; görülmeğe değer...Mutluluktan uçmuştum halbuki, popüleritemiz artıyordu.
Saçlarımız ya iki örgü olmalı idi yada kulak hizasında kısa kesim, ne de çok isterdik saçlarımızı uzatmayı... tokalarla tuttururduk içe doğru, kusura bakmasın hocalarımız ama bizlerin okuldan içeri girişinde şahin bakışlarla saçlarımıza öyle bakarlardı ki sormayın gitsin, sanki sırat köprüsünden geçer gibi idik, ama azmin elinden ne kurtulur uzatmayı başarıp üç örük yapmıştım bile...
Hocalarımız, notlarla korkuturlardı bizi hep, sevdirmeyi denemediler hiç her ders bir yana İngilizce dersini nasıl kaçırdım , öğrenemedim halen hayıflanırım…
Ne atom bombası, ne Londra konferansı;
Bir elinde cımbız bir elinde ayna,
Umurunda mı dünya? idik.
Şimdiye çevirirsek bunu bir yerlerde okuyup not almışım paylaşayım dedim...
Ne ekolojik denge,
Bir elinde kamera, bir elinde note book
Kapsamında mı dünya, demiş
İkişerli üçerli gruplar halinde dolaşır arada bir bizi süzen bir arkadaşımız var mı diye de bakardık ürkek ürkek.
Unutamadığım negatif olarak anımsadığım hocalarım, matematik öğretmenim vardı, sıfırcı Mustafa, " tipitip" derdik, çatık kaşlı,sevgisiz bir öğretmendi, hiç gülümsediğini görmedim pantalonları normalden kısa idi hep, çoraplarını görürdük.
Bir fizik öğretmenimiz vardı manın amanın evlere şenlik.. takılmıştı sinüs kocinis, ve tanjanta sorun şimdi adından başka bir şey kalmadı hatırımda.. ama bir Türkçe hocamız vardı ki şeker şeker..en sevdiğim derslerde beden ve resimdi sanırım bundan önceki hayatımda ben aylak aylak gezinen,güzel sanatlardan hoşlanan, rahatına düşkün,sevgili annemin deyimiyle gamsız gasavetsiz biri idim, zengin olmalıyım ki..bu tür uğraşları sevmek için zaman ayırabilmişimdir, kesin öyleyimdir..
Çocuklarımın babası hep derdi... "sen saraylara layıkmışsın, biz bilemedik" saraylarda yaşayanların bizden ne fazlalığı var ki? onların şansı orada doğmaları, hepimiz güzel şeylere layığız.