- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bir ev kadınının günlüğü

Bugün sabah erkenden kalkıp ( her gün erken kalkarım) eve temizliğe gelen kadınları bekledim. Ama ne beklemek. Onlar gelene kadar çay suyunu koyup hemen banyoya yöneldim. Koridorda yürürken mutfakta, kahvaltı yapmadan sigara içen kızıma söylendim. İşe gidecek olan oğluma günaydın dedim bu arada. Kızım da işe gidecek ama ah bir de sigara içmeden gitse... Bu arada eşim kalktı ve bir şeyler istemeye başladı. Ben yarış atı gibiyim artık, nereye yetişeceğimi bilemiyorum. Oğlum ve kızımı işe yolladım. Biraz rahatladım.
Bugün Güya iki kadın ( öyle anlaşmışlar iki kişi geliyor) öğleye kadar gelip tüm işleri yapacaklar. Gelir gelmez,daha önce hazırlamış olduğum, kahvaltı masasına oturdular. Ben eşime:
- İstersen sen sonra gel kahvaltıya, dedim.
Nurşen kadın:
- neden? Dedi
-Şey rahatsız olmayasınız.
_Ben son derece rahatım dedi Nurşen kadın ve gevrek gevrek güldü.
Sonra da espirili bir kahvaltıya devam ettik.
Bakmayın öyle temizlikçi kadın dediğime. Kadının apartmanı var ve de yanında gelen kiracısı. Bunu İlk öğrendiğimde şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilememiştim. Sonra o konuşup anlatınca çok da takdir ettim. Nurşen kadın çalışarak emekli olmuş. Ne yapıp edip evini de almış. İki kızını üniversite okutmuş bir de oğlu var. Çalışmaktan utanmayarak, boş durmanın gereksiz olduğunu vurgulayarak evine çocuklarına maddi katkıya devam ediyor. Nurşen kahramanımız oldukça iri yapılı, güçlü kuvvetli, oldukça da espirili. Ona bakınca bu her işin altından kalkar diye düşünüyorum. O kadar güçsüz hissediyorum ki onun yanında kendimi. Çünkü ufak tefek yapıma bakıp onun işlerini yapamazmışım giibi geliyor.
Her neyse bırakalım Nurşen kahramanımızı da bir ev hanımı ne işler yapar bakalım. Ve de kimse anlamaz neler yapıldığını.
Onlar salonu temizlerken ben her daim yanlarında veya başka odalarda koşturuyorum. Aynen joker gibiyim, her an her yerde işe yarıyan biyonik bir kadın.... Bir yandan sıra ile beni çağırıyorlar, onlara bakıyorum, diğer yandan benim özel yapmam gerekenleri yapıyorum. Hatta iki ara bir derede bankaya uğrayıp oradaki işimi de halledip geldim. Öğle yemeği aklıma geldi ve pratik olarak hazırladığım ilginç bir yemeği yediler. Son gücümü de sarfederek ütülenmesi gereken bir perdeyi ütüleyip ellerine verdim. Eğer ütülemeseydim perdeyi asmadan giderlerdi.
Bu arada büyük oğlum, hasta olan dört yaşındaki torunumu alıp gelmez mi!... Neyse onu doktora kendisi götürdü. Torunum gelince onunda karnını doyurdum. İşler değil de, kadınların zamanı dolunca onları yolcu ettim.
Oğlumla benim saat dörtte dişçide randevumuz vardı. Alelacele dişçiye gittik. Neyse ki dişçimiz aynı muhitteydi. Dönüşte ancak kendime ayıracak vakit buldum. Torunu da alarak arka terasta çay içtim.
Eeee akşam oluyordu tabi; akşam yemeği planlanmıştı tarafımdan. Fırına balık koyacaktım. Salatası balığı derken iki saat ayakta kaldım. Nefis bir yemekte buluşmakla aile sadetini tamamlamış oldum. Onları en mutlu eden şey, güzel bir yemek menüsüydü. Ben de bunu tamamlamıştım. Yorgunluğumu unutmuştum, zaten hatırlatan da yoktu...
Şükriye Göçer 29-09-2011