- Kategori
- Anılar
Bir Germencik güzeli vardı

Söke şairler ve yazarlar Derneği’nin kuruluşundan beri birkaç üyesini ardı ardına kaybetti… Aradan birkaç yıl geçse de hepsinin anıları, hatırları dipdiri yaşıyor içimizde, onları unutmak asla mümkün değildir. Mustafa Özcanyüz, Selim Sabit Pülten, Süleyman Kara, Ali Haydar Çetinkaya, Vahit Aköz ve yakın günlerde kaybettiğimiz Nuray Mete Hanımefendi.
Bunların hepsi derneğimizin saygın, değerli insanları, üyeleri idi. Ölümün hak olduğunu biliyoruz, lakin ölüm acıdır ve düştüğü yeri daha fazla yakıyor. Şairin dediği gibi: “ Ölüm kaderde var, bize ürküntü vermiyor, lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor “ diyor.
Söke Şairler ve Yazarlar Derneğimizin değerli üyelerimizden Nurhan Mete için bu satırları yazıyorum. Böylesine kırık, dökük bir yazıyı onun için yazacağımı hiç düşünmemiştim. Ben Nuray Hanım kardeşimize hep “Germencik Güzeli “ diyordum. Yazıma onun için bu başlığı yazmayı tercih ettim…
2009 Mart’tın da Aydın’da Aydınlı Şairler ve Ozanlar Derneği’nin daveti üzerine soğuk ve yağışlı bir kış gecesinde Söke Belediyesi’nden aldığımız bir otobüsle 20’ye yakın üyelerimizle birlikte bu etkinliye davetli olarak gidiyorduk. Hava oldukça yağışlı ve soğuktu. Germencik yakınlarında aniden otobüsümüz bir kaza geçirdi. Bir uçuruma yuvarlanmak an meselesiydi, Tanrı bizleri korudu… Arabamız Aydın yolunda, Germencik yakınlarında tali yoldan gelen bir motora çarpmıştı. Hepimiz birden sarsıldık ve arabadan indik. Kaza yapan, çatma bir motorun sahibi hafif yaralanmıştı. Bu arada jandarmaya da haber verdik. Ufak, tefek bir kırık, çıkıktan sonra can kaybı çok şükür olmamıştı. . İşte tam bu sırada Nuray Mete Hanım da köprüden biraz ötede bulunan bilinmeyen bir nedenle dereden aşağıya doğru kaymıştı… Bunca kaza, sıkıntı arasında bu karanlık gecenin soğuk ve yağışlı ortamında Nuray Mete’yı arıyorduk. Meğerse Nuray Mete Hanım dere içinde kamışlar arasına düşüvermiş, onu ararken kamışlar arasında bulduk. Onu salimen oradan çıkardık. Bu da bizim için o gecede yaşanılan beklenmeyen bir başka kaza idi. İşte o gecenin anısına ben Nuray Hanıma hep “Germencik Güzeli “ diye hitap ediyordum…
Nuray Mete bir şair veya yazar değildi. Ama bir üyemiz ve gerçek anlamıyla bir hanımefendiydi. Sanatı, şiiri ve edebiyatı seviyordu. Söke’de ve Söke dışında katıldığımız bütün etkinliklerde hep yanımızda yer alıyordu. Bir sohbet sırasında: “ Ben şair değilim, ama şiirimizi, edebiyatımızı ve şairlerimizi candan seviyor ve hep sizlerle olmaktan onur duyuyorum” diyordu.
Yaptığımız söyleşiler ve etkinlikler arasında gönül rahatlığı içinde dernekte çaylarımızı kahvelerimizi hep Nuray Hanım ikram ederdi. En son yanılmıyorsam 28 Haziran 2001 de yine şairler derneğinde bir araya gelmiştik. Yine her zaman olduğu gibi bana hocam “ ne içersiniz “ dedi. Bende “hangisi size kolay gelirse çay, kahve fark etmez “ bir şeyler içerim demiştim. O anda bizlere Nes kahve ikram etti. Bir de Miraç kandili münasebetiyle çantasından çıkardığı bir ekmeği hepimize birer parça verip dağıttı. “Bu gece kandildir, miraç kandilidir. Hepinizin kandili mübarek olsun “ diyordu… Belki bu onun son sözleri olmuştu. Ertesi günün sabahında Nuray Hanımın salası okundu. Nuray Hanım Miraç kandili sırasında bir kıratına binmiş ve aramızdan ayrılmış ve aniden uçuvermişti. Meleklerle bir olmuştu. Nuray Hanımın ne kadar çok seveni vardı, demek ki Söke’de ailesiyle birlikte derin izler bırakmıştı.
Nuray Mete Hanım vefalı bir dost, vefalı bir anaydı. Biz ona bir kardeş, bir ana gözüyle bakıyorduk, hatırnazdı… Dedikodu yapmaktan kaçınırdı, kibirli filanda değildi. Bir bayan olarak ağırbaşlı ve tertemiz sade bir giyimi vardı… Konuşmaktan çok dinlemeği yeğlerdi. Gerçek anlamıyla bir Anadolu kadını idi. Anılarıyla her zaman gönlümüzde yaşayacaktır.
Evet hepimizin gideceği yere, o bizden daha erken davrandı. Başta Mete ailesi, eşi, çocukları, yakınları, dost ve sevenleri olmak üzere hepsine ayrı ayrı başsağlığı ve sevgili kardeşimiz Nuray Mete Hanımefendiye ( Germencik Güzeli )’ ne Allah’tan rahmet diliyor, mekânı cennet olsun diyorum.
GERMENCİK GÜZELİ
Kardeşimiz Nuray Mete’nin anısına
28
Haziran’da
Bir kır atına binerek
Bize dedin “elveda “
Aniden uçup gittin
Dost, arkadaş
Toz, toprak
Demeden
Bir başka diyarlara
Bize şaka mı yaptın, umarsız
Kime küstün, kime darıldın
Allah / Muhammed / Ali aşkına
Bu gidişini pek beğenmedim
Sen
Ey
Germencik
Güzeli
Bizleri düşürdün şaşkına
Değirmenim
Ters döndü
Yeni vardım
Farkına
Bu ayrılık
Gerçekten zor
Şairin
Dediği Gibi
“Haziran’da
Ölmek zor “
Yüreğime
Düşer bir kor
Gel de bunu
Bana sor...
Abdülkadir Güler
18 Temmuz 2011 / Söke