- Kategori
- Dünya
Bir gidenin hikâyesi

Bazıları olduğu yerde, bazıları da uzaklarda arıyor.
Bir grup insan sıkışmış kalmış. Giderek yaklaşan bir tehlike var ve hayatta kalmak için gerekli kaynaklar yavaş yavaş tükeniyor. Grupta önde gelen birkaç kişi var. Bunlardan biri, grubun bu haliyle güvende olduğunu düşünüyor ve herşeyin aynı kalmasından yana. Fakat önde gelenlerden diğeri ise kalmanın çözüm getirmeyeceğini düşünüp yola çıkmak istiyor. İki lider adayının aralarında sert konuşmalar, tartışmalar falan derken gitmek isteyen lider adayı ‘‘ben burda kalıp ölmek istemiyorum’’ diyor. Yanına, kendi gibi düşünenleri alıyor ve yola çıkıyor. Yola çıkanlar daha zor durumlarla karşılaşıyorlar. Fakat sonunda kurtulanlar genelde onlar oluyor.
Bazı Hollywood filmlerinde gördüğümüz bu sahneler, sanki insanoğlunun 100 bin yıllık göç tarihinin küçük bir versiyonu gibi…
100 bin yıl önce Afrika’dan Avrupa kıtasına göç edenlerle başlayan serüven hala ve sürekli devam ediyor. Kuraklıktan savaşlara, denizcilikteki gelişmelerden sanayi devrimine sayısız olayın tetiklediği göç, bu günün dünyasını şekillendirdi.
Bunların dışında ilginç bir göçmen örneği vardır ki çok bilinmemesine rağmen o dönemde yeni bir göç türünün ortaya çıkmasını sağlamıştır;
Emo of Friesland.
Bilinen ilk uluslararası öğrenci… 1190 yılında doğup büyüdüğü Hollanda’dan çıkıp İngiltere'ye göç ediyor. Oxford Üniversitesinde eğitim almak için.
Bizim yaşadığımız yüzyılda ise bütün dünyada daha iyi beceriler kazanmak, farklı bir eğitim almak veya daha iyi bir kariyer yapmak için yurtdışı tecrübesi mecburiyet halini aldı.
Bütün dünya diyorum çünkü genel düşünce sadece gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere göç olduğu.
Fakat bu yanlış.
Konu artık bununla sınırlı kalmıyor. Çünkü farklı bir toplumun içinde yaşamanın kazandırdığı yetenekler, global dünyada kişiyi diğerlerinden bir atım öteye taşıyor.
Şu haliyle dünya çapında farklı sebeplerle uzun süreli göç eden 232 milyon kişi var. Kıtalar bazında bakarsak en çok göçü, yaklaşık 72 milyon kişi ile Avrupa kıtası alıyor. Fakat hemen ardından gelen kıta, Asya:yaklaşık 70 milyon. Bu kıtalara kıyasla Kuzey Amerika’ya göç daha düşük:53 milyon kişi…
Dünya globalleştikçe rakamlar da artıyor…
Bu tecrübeyi edinenler, gittikleri ülkelere farklı bakış açıları getirdiler. Veya dönerlerse kendi ülkelerine… Farklı anlayış, farklı fikirler getirdiler. Değişimin, yenilenmenin kaynağı oldular ve bu onları bir adım ileri taşıdı.
Bu beceriler, sanılanın aksine sadece başka bir ülkede olan uygulananları kopyala yapıştır yaparak, kendi ülkenize getirmek anlamına gelmiyor. Yurtdışı tecrübesinin başlı başına kişiye kazandırdığı beceriler söz konusu.
Jena Üniversitesinden Dr. Julia Zimmermann, yurtdışı tecrübesinin, kişilerin insanlarla iletişimde daha başarılı, iş bitirici ve daha yaratıcı ve ayrıca daha uzlaşmacı bireyler haline getirdiğini söylüyor.
Tabi, yurtdışı tecrübesine sahip herkes bu becerileri geliştiremiyor. Bazıları gittikleri ülkede hayatı anlamaya çalışmıyor. Sadece kendi hedeflerine odaklanıp, gittikleri ülkede kültürü ve yaşayışı öğrenmek yerine ön yargılı davranmayı tercih ediyorlar. Hedeflerine ulaşmanın tek yolunun, içinde oldukları toplumu anlamaktan geçtiği detayını kavrayamıyorlar.
Bu şekilde davranmayanlar ise diğerlerine kıyasla daha zor dönemler geçiriyor. Fakat sonunda bunun faydalarını da görüyorlar. Kendi alanlarında, kendi planlarında başarı elde ediyorlar.
Mesela Da Vinci Şifresi ve ardından yazdığı romanlarla dünyayı sallayan ünlü yazar Dan Brown. Abd’li yazar sanat tarihi okumak için İspanya’ya gitmişti.
Bill Clinton… Abd’de doğan Clinton da üniversite eğitimi için yurtdışına çıktı, yabancı öğrenci oldu. 1960’larda Oxfort Üniversitesinde okumak için İngiltere’ye gitti.
Harry Potter’ın yazarı J.K.Rowling mesela. Felekten bir gece olarak çevirilen Hengover filminin aktörü Brandly Cooper gibi Rowling de eğitim için gittiği Fransa’da, bilmediği bir yerde yabancı olarak yaşamanın tecrübesini edindi.
Meksika’lı ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal gibi. Motorsiklet Günlüğü ve daha bir filmden tanıdığımız Bernal de ülkesinden uzakta, İngiltere’nin başkenti Londra’da okudu.
Yani yurtdışında eğitim konusu sadece çevremizdeki insanların ya da Türkiye’nin meselesi değil. Gelişmiş ülkeler yada gelişmemiş ülkelerdeki insanların da değil. Bu tecrübe son 50 yıldır bütün dünyadan her çeşit insanın peşinde koştuğu şey. ..
Sadece eğitimde de değil. Sayısız insan eğitimleri sonrası daha iyi bir kariyer için, başarı için göç etti.
Avustralya’dan Abd’ye göç ettikten sonra Fox yayın gurubunun sahibi, iş adamı Rubert Murdoch gibi. Vali Arnold Schwarzenegger, Kanada’dan Abd’ye göç eden Pamela Anderson veya Geleceğe Dönüş filminden aktör Michael J. Fox gibi…
Bu isimler hepimizin tanıdığı insanlar. Burada sayamayacağım kadar çok ünlü isim ve bundan çok daha fazla ünlü olmayan başarılı insan, dünyayı tanıyarak, daha iyi bilip daha iyi gören insanlar oldular ve hedeflerine bu yolculukları sayesinde ulaştılar…
Dolayısıyla, herhangi bir sebeple ‘’ben bu tecrübeyi yaşamak istiyorum’’ deyip yola çıktığınızda bu karar sizi dünya göç tarihinin, değişimin bir parçası kılar. Bu maceranın anlamını bu şekilde kavrayıp buna doğru hazırlanmak da sizi bu yola gözü kapalı çıkanlara kıyasla daha başarılı ve gerçek bir dünya vatandaşı yapar…