- Kategori
- Mizah
Bir günde şöhreti yakalamak mümkün !..

net'ten...
Düşünüyorum da ne beceriksiz adammışım...
Otuz bir yaşıma girdim... ( Geceleri saymayalım )
Bu yaşa geldim... Ne evlatlarım ne de kendim, bu ülkede 'meşhur ' vatandaş olamadık.
Kendi çapımda iki kitap yazdım... Bunlar, okullarda oynanmak üzere yazdığım mizahi ve milli konularda tiyatro eserleriydi.
...
Üniversite hocalığımda, TSM konserleri düzenledim... Bizzat şeflik yaptım... Hatta solo da söyledim...
Eğitim yaşantımda sahneye koyduğum tiyatro oyunlarının sayısını unuttum...
Binlerce EBRU resmi yaptım... Sergiledim... Yağlı boya sergilerim oldu... Halen de oluyor...
TRT'de Turkuvaz Kanalında Turizm belgeselleri yaptım...
İzmir ve İstanbul TSM korolarında şarkılar söyledim... Söylüyorum...
Sanalda, yerelde, reelde binlerce makale, blog yazdım...
Vs..vs...
Arkadaş !.. Bir türlü meşhur olamadım...
Evlatlarıma kızdım !.. Siz de meşhur olamadınız şu ülkede !.. Yazzıklar olsun deyü !..
İki oğlum; bir kızım... Hepsi üniversite mezunu... Kendi dallarında da çok başarılılar...
Hatta büyük oğlum, ODTÜ'ye girerken Türkiye derecesi yapmıştı... Çalıştığı kurumda da üst düzey yöneticidir...
Heyhaat !.. Ne fayda ... O da meşhur olamadı...
........
Bu ülkede meşhur olabilmenin sırrını bilenler var !.. Bir de ' bilemeyenler ' var...
Devlette lider konumunda olan ve Dünya'nın saygıyla andığı onlarca devlet adamımızın çocuklarını da bugün tanıyan yok !.. (Çocuğu olmayanlar konumuz dışında...)
Ahmet Necdet Sezer...
Semih Sancar...
Fahri Korutürk...
Celâl Bayar...
Cemal Gürsel...
Bu devlet adamlarımızın çocuklarını tanıyan beri gelsin !..
....
Kenan Evren... Sanırım üç güzide kızı var... Zamanının güçlü cunta reisi olmasına rağmen hangi çocuğu meşhur olabildi ?..
Bülent Ulusu... (12 Eylül'ün dirayetli başbakanıydı... Çocuklarını kimse tanımaz...)
Merhum, Nihat Erim ha keza...
Unuttuklarımı siz tamamlayınız...
......
Abdullah Gül'ün görev süresi devam ettiğinden, daha zamanı var...
....
Ve daha onlarca anlı-şanlı genel kurmay başkanımız geldi, geçti... Evlatları bir türlü şöhret olamadı...
Merhum İsmet İnönü... Yetiştirdiği evlatlarının gönüllerde taht kuran eylemleriyle tanındıklarını biliriz... Özellikle Dünya Fizik Bilimcisi, eski başbakan merhum Erdal İnönü ile TC tarihine altın harflerle kazınması onur vericiydi...
............
Helalinden meşhur olma başarısı gösterenlere gıpta etmemek ne mümkün !..
Özal'ın ailesi ( Papatyalar Grubu ) ve oğullaryla da zamanında; hatta son yıllarda gündemden hiç düşmüyorlar... Onlar da şöhret basamaklarında epey tırmandılar...
Son yıllarda gündemden düşmeyen ve isimleri her gün gazete manşetlerinden inmeyen çok şöhretli Başbakan, bakan çocukları var...
Erbakanın oğlu da babasının tahtında, bir müddet şöhret şansını yakalamıştı...
.............
Şöhreti yakalama yolunda en başarılı olanlar da şimdiki başbakanımız ve çocukları oldu sanırım...
Bilal... Burak... Sümeyye... Esra... Her gün manşetlerdeler... Çok büyük şöhret sahibi oldular...
Başbakanımızın eşleri de gündemden hiç düşmüyor... Damatları bile...
Müstafi bakanlar olan Muammer Güler ve Zafer Çağlayan da çocuklarıyla meşhur oldular...
Kaan Çağlayan ve Barış Güler'i tüm Türkiye tanıdı...
Onlarla birilikte şöhreti yakalayan sürpriz bir yabancı meşhurumuz daha oldu... O da Rıza Zarrap...
....
Kılıcdaroğlu'nun çocukları var mıdır ?.. Yok mudur?.. Ne işle iştigal ederler ?..
Vallahi bilmiyordum...
Kızının avukat olduğunu da yeni duydum...
Bugün, bir yazıda, Kılıcdaroğlunun da '' ÇALDIĞI '' konusunda başlığı okuyunca çok şaşırdım...
Kemal Kılıcdaroğlu'nun küçük oğlu Kerem, Güney Kore'de doktora yaparken masraflarını çıkarmak için gece kulübünde, kendi orkestrasında, DAVUL ÇALIYORMUŞ... :)
Vah !..Kerem !..Beceriksiz çıkmışsın sen de...
Oysa ki babanızın partisinin hüküm sürdüğü zengin sahil kent belediyelerimizde, arsa paylaşınmında - İŞ BİTİREN - olmanız karşılığında, bir günde şöhreti yakalamanız ve fıçılar dolusu altınınızın olması işten bile değildi...
Umarım Kerem, akademik yaşamında ve bateristliğinde şöhret olur...
.....
Şöhret güzel bir duygu... Benim de eserlerimi okuyan; tiyatrolarımı, belgesellerimi izleyen ve hatta mezun ettiğim onbinlerce öğretmen/ öğrencimin tek tük de olsa, benimle karşılaşıp güzel cümleler sarfetmeleri içimdeki -uyuyan şöhret devini - okşamıyor değil hani ya !..
Bendeniz, mesleğinin 40. yılını idrak ederken, - 40 yılda elde edemediği - meşhur olma arzusunu - birkaç ayda yakalayan, başbakan ve bakan çocuklarının, içindeki HEYBETLİ egolarıyla - NASIL BİR ZEVKLE YAŞADIKLARINI - tahmin ediyorum...
Eh çalış ki senin de olsun abi...
Yalnıııızz !..
Allah paranın da şöhretin de hayırlısını versin...
....
Aklıma bir fıkra geliverdi şimdi..
Hani, kaymakama hitaben , '' - Okumuşsun emmme bi cenderme onbaşısı olamamışsın!.. '' diyen cahil er hikayesini bilirsiniz...
Eh... Şöhret olmak için, belki bu saatten sonra, Dünya'yı sallayacak bir ''Gangam Dansı '' şeklinde yeni projeler de üretebilirim sanırım...
Hemi de helalinden olur...