- Kategori
- Deneme
Bir hayata kahraman olabilmek

Önce alırız bir’ini kahramanımız yaparız. Çocukluktan yerleşmiştir bu kahraman işi beynimize. İlk kahramanımız babamız olur, o her şeyi yapabilecek, kurtarıcıdır. El verir, ruh verir, güç verir, sevgiyi, saygıyı verir, sanırız kahramanımız olmadan yaşayamayız. Ve her kahraman mükemmeldir, biz ona kahraman dediysek mutlaka mükemmeldir ki ilk kahramanımız mükemmeldir çünkü.
Böyle yerleşir küçük yüreklerimize, kahramanlaştırarak severiz, öylesine olmaz sevgimiz. Öğretmenimiz kahramanımız olur, abimiz, kardeşimiz, ellerimizden tutup, düştüğümüz yerden kaldıran eller kahramanımız olur. Zannederiz hep böyle devam edecek. Kahraman dediysek bir kere zarar vermeyecek…
Ellerimizi tutan bir sevgiliye yükleriz kahramanlığı. Ağır gelir mi gelmez mi? Sormadan, tartmadan, ölçmeden, en afili yüklemelerle baş tacı ederiz. Anlamaz sevgili, ellerini tuttuğunun hayatında ne anlam ifade ettiğini. Neye mal olduğunu anlamaz. Sadece ona biçilmiş bir rolde yol alır. Çabalar, bazen öyle çok çabaya da gerek kalmaz, zaten vardır bünyesinde egosuyla perçinlenmiş bir mükemmel olma dürtüsü. O dürtüyle mükemmellikler yaratır, heyecanlandırır, mucizeler yaratır. Dünyayı yaşanılır kılar… Tecrübeliyizdir bizde, hayatımızda kahramanlarımız her zaman fayda sağlamıştır, destek olmuştur, yanılmış olamayız. Ona bahşettiğimiz alelade bir hayatta yol almak değildir, yüreğimizde kahramanlıktır. Her kula nasip olmaz, verildi mi birine bu yüreğin kahramanlık nişanı, geri alınmaz. Bir kişiye verilir, ölene kadar da öyle kalır. Çakma kahramanlarla uğraşılmaz, gelip geçen olmaz. Yerleşir, en derin imzaları atar kahraman…
Sonra bir bakmışız o kahraman kaldıramaz olur kahramanlığını. Yorulur, sıkılır, başka hayatlar ister. Ağır gelir bünyesine, yoktur ruhunda çünkü. Öyle kocaman bir hayatta tek bir kişiye ömürlük kahramanlık doyumsuzluk getirir, sıradanlaşır, sıkılır, mucizeler, heyecanlar kaybolur. Gitmenin yollarını arar, hem öyle bir sıkılır ki tek başına yapamama duygusunu da yerleştirir kendine. Gitmenin yollarını ararken, başka bir hayata dahil olmak ister. Gideceği hayatta kahraman olmayacaktır, zaten karakterine de uyduramıyordur bu kahramanlığı. Zayıftır, sıradan olmayı seviyordur. Kocaman cümleleri sığdıramaz küçücük beynine, yüreğine. Gider o kahraman, kahraman olmamayı seçerek…
Sonra, yeni masallar yazarız hayatlarımızda, kahramansız yaşarız bir süre, belki bir bakmışız kahramanımız kendimiz olmuşuz hayatlarımızın. Severiz bu bir başına yaşamayı. Belki de başka bir kahraman gelmiş ama bu kez başrolde değil, daha kenarda, başımızın tacına, kalbimizin köşesine yerleştirmeden sadece heyecan vereninden….
Biliriz artık, bundan sonra öyle kocaman kocaman laflarla hayallerimizi süslemeyecek hiç kimse. Sadece var olacak, yerleşik düzene geçemeyecek, gidebilir hissiyle adım atılacak. Plansız, öylesine… Belki bir gün gelecek o da gidecek ama giderken yanında götürecek bir şey kazandırmamış olarak.
Bileceğiz ki bu can yaşadıkça, sevecek, sevilecek, aşık olacak, heyecanlanacak, anı yaşayacak ama bu can yanmayacak artık… Kendi seçtiklerimizi yaşayacağızdır…
Mucizeler yaratan kahraman özlenecek elbette, ama sadece bir sızı olarak kalacak. Giderken yanında götürdüklerinin eksiği doldurulamayacak ama geride bıraktıkları yaşamaya yetecek kadar güç vereninden olacak….
Sonrasında daha inançsız, sadece kendine güvenen, eskiyi yeniye karıştırmadan yaşanan bir ömürle belki bir başına, belki bir başkasıyla ama özde hep bir yalnızlık hissiyle yaşanacak bir hayata yürümek….