​ Bir Hint masalı / Kültürler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '09

 
Kategori
Kültürler
 

Bir Hint masalı

Bir Hint masalı
 

Bu Hintliler alem adamlar he vallaha. İneğe tapan mı istersin yoksa guruya mı? Bizim işyerinde iki tane Hintli arkadaş vardı. Adamlar bir kokuyor sormayın. Pis bir koku değil ama sanki üzerlerine koca bir tütsü kazanı devrilmiş gibi tüte tüte geziyorlar ortada. Ama o kadar iyi kalpli insanlar ki anlatamam. Hiç yüreklerinden kötü niyet geçmez. Onlar sadece oynarlar. Tabii buradaki hintli arkadaşlar oynayarak çalışmıyorlardı. Ama yemeklerde kırmızı et yemiyorlar. Tavuk etini daha çok tercih ediyorlar. Yani anlayacağınız hintlilerden lahmacuncu ya da kasap olmaz olamaz ::))) Adamlar bir turuncu tutturmuşlar gidiyor. En çok da havucu seviyorlar biliyor musunuz? Bunlar bilgisayarları da çok severler. Ama sinema dalında ofsaytlar söyliyim. Hollywood'a özenip Bollywood uydurmasyonunu çıkardılar. Neymiş, hint sineması. Kardeşim oynamaktan yerinizde durmuyorsunuz ki. Yönetmen dur dese on dakikada ancak durabiliyorlar. Adamların içi kaynıyor. Ver buna gazı "balala lila lila lila balala lila" diye şarkıyla oynatsın oynasın millete. Buradan ayrılırken güzel anılarla ayrıldı hintli arkadaşlarımız. Kriz sebebiyle onlar işten ayrıldı ve üzülerek boyunları bükük ailelerinin yanlarına gittiler. Orada o kadar fakirlerdi ki burada çalışıp ailesine para götürüyorlardı. Ama bizim vatandaşımız zor geçiniyor, iş yok onlara nasıl baksınlar?

Bir Hint masalına göre,

Kedi korkusu ile devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.

Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.

Onu eski haline döndürür. Ve der ki, 'Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem.'

*Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :*

'İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için...'

Hindistan’ın hep canlı bir Babil Kulesi olduğu söylenegelmiştir. Hindistan’da anayasaca tanınan 15 milli dil ve bunlara ait 1600 lehçe vardır. Bir de 900 milyonluk nüfusu düşünürseniz benzetmenin ne kadar doğru olduğu anlaşılır. Hindistan’ın resmi dili Devnagri alfabesiyle yazılan Hintçe’dir. Ancak İngilizce resmi dil olarak daha yaygın kullanılmaktadır. İngilizce, bir çok tahsil sahibi Hintli için ana dil konumunda, birkaç dili birden konuşabilen çok sayıda Hintlinin de ikinci dilidir. Ülkede çeşitli yerel diller vardır ve Eyalet sınırları çoğu bölgede bu dillere göre belirlenmiştir. Hintçe ve İngilizce dışındaki yaygın diller Assamese, Bengali, Gujarati, Kannada, Kashmiri, Konkani, Sanskrit, Sindhi, Tamil, Malayalam, Marathi, Punjabi, Oriya, Telugu ve Urdu’dur. Bazı Hint dilleri Hint-Avrupa dillerinden türemiştir. Diğer bir grup dil de Güney Hindistan’da konuşulan Dravidian dilleridir ve üzerlerinde Sanskritçe ve Hintçe’nin etkileri belirgindir. Hint dillerinin hemen hemen hepsi kendi alfabesine sahiptir ve İngilizce’yle birlikte kullanılırlar. Hintçe, Bihar, Madhya Pradesh, Rajasthan ve Uttar Pradesh bölgelerini kapsayan ve Hint kuşağı diye bilinen bir bölgede toplam nüfusun yüzde yirmisi tarafından ana dil olarak konuşulur. Bu eyaletlerin oluşturduğu Hint Birliği’nde, Haryana ve Himachal Pradesh eyaletlerinde resmi dil Hintçe’dir. Assam eyaletinin resmi dili geçmişi 13. yüzyıla dek uzanan Assamca’dır ve eyaletin yüzde altmışı tarafından konuşulur. Bengalce Batı Bengal ve Bangladeş başta olmak üzere dünyada yaklaşık 200 milyon insan tarafından konuşulur. Dil olarak gelişimi 13. yüzyıldadır ve Batı Bengal’in resmi dilidir. Gujarat eyaletinin resmi dili Gujarati’dir ve eyaletin yüzde yetmişi tarafından konuşulur. Hint-Avrupa dil ailesindendir. Karnataka eyaletinin resmi dili Kannada’dır ve eyaletin yüzde 65’i tarafından konuşulur. Hint-Avrupa dil ailesindendir. Keşmirce Jammu ve Keşmir eyaletinin yüzde 55’i tarafından konuşulur. Farsça-Arapça karışımı bir alfabe ve Devnagri alfabesi ile yazılabilmektedir. Konkani, klasik Sanskritçeye benzeyen Hint-Ari dillerinin güneybatı koluna ait bir dildir. Goya’yı da içine alan Konkan bölgesinde ve Karnataka, Kerala ve Maharashtra sahil bölgelerinde konuşulur. Malayalam bir Dravidyan dilidir ve Kerala halkı tarafından konuşulur. Binlerce yıllık antik bir dildir. Marathi, tarihi 13. yüzyıla dek uzanan bir Hint dilidir ve batıdaki Maharashtra eyaletinin resmi dilidir. Orissa eyaletinin resmi dili olan Oriya eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 87’si tarafından konuşulur. Pencabça bir Hint dilidir ve Pencab eyaletinde konuşulur. Temelde Devnagri alfabesine dayansa da 16. yüzyıla Sih Önderi Angad tarafından oluşturulan Gurumukhi alfabesiyle yazılır. Sanskritçe dünyanın en eski dillerinden biri olup aynı zamanda eski Hindistan dilidir. Tüm Hint klasik edebiyatı ve epik hikayeleri bu dildedir. Sindçe Hindistan ve Pakistan’ın bazı bölümlerini içine alan Hint yarıkıtasının Kuzeybatı bölgesindeki çok sayıda insan tarafında konuşulur. Bu dil Pakistan’da Farsça-Arapça karışımı bir alfabe ile, Hindistan’da ise Devnagri alfabesiyle yazılır. Tamil Nadu eyaletinin resmi dili olan Tamilce, en az 2000 yıllık geçmişi olan eski bir Dravidyan dilidir ve yaklaşık 65 milyon insan tarafından konuşulur. Telugu da bir Dravidyan dilidir ve Andhra Pradesh halkı tarafından konuşulur. Urdu, Jammu ve Keşmir eyaletinin resmi dilidir ve Hindistan’ın başkenti Delhi’de Hintçe ile birlikte oluşmuştur. Urdu, Hindistan Müslümanlarının büyük çoğunluğunun kabul ettiği bir dildir. Arapça-Farsça alfabeyle yazılır ve içinde birçok Farsça kelime vardır.

Hindistan'da İslâm :

Peygamberle Gelen İnanç İslam Hindistan’a 8. yüzyılın başlarında Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12. yüzyılda kazandı. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm, Jainizm ve Sihizm’in aksine İslam’ın anlayışları, gelenekleri ve dini pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü yeten Allah’a teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve 16. ve 17. yüzyıllardaki Moğol idaresi Hindistan’da İslamiyet’in yayılışında etkili olmuştur. Başta saldırgan gibi gözüken İslam’ın evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları mistik ve tasavvuf ehlinin yardımlarıyla yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistan’daki katı kast sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı iletişimi hayatın ve kültürün her safhasında Hindu ve İslami unsurların bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Baştaki çatışma ve çelişme döneminden sonra bugün bu iki din uyum sağlayarak birbirlerinin zenginleştirmişlerdir.

KAYNAK : Google Groups

 
Toplam blog
: 749
: 1983
Kayıt tarihi
: 11.10.07
 
 

Yazmanın hayatın akışının bir parçası olduğu kanısındayım. 6 Mayıs 1982'de doğdum ve İstanbul Kar..