​ Bir ihtimal daha var / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '11

 
Kategori
Güncel
 

Bir ihtimal daha var

Bir ihtimal daha var
 

Dünyanın gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkeleri arasında askeri mücadele son çare olmalı. Ne kadar farklı seviyede güce sahip olsalar da her iki tarafta böyle bir ihtimalde çok büyük sivil kayıplar verir ve onulmaz yaralar alır. İsrail nüfusunun çoğunluğu nitelikli eğitim almış insanlardan oluşuyor. İsrail ordusunda aktif görevli asker sayısı 168 bin ve bunun iki katı kadar milis ve yedek askeri gücü olduğunu sık sık propaganda faaliyetlerinde dile getiriyor. Dolayısıyla askere sevk edeceği insanların da çoğunluğu hali hazırda sivil insanlardan oluşuyor. Vereceği kayıplar İsrailin gelişmesini ve ilerleyişini zora sokacaktır. Belki de Ortadoğu’daki konumunu geri getirilemez bir biçimde yitirecektir. Buna karşılık İsrail belden aşağı vurmayı seven bir ülke. 

Türkiye'nin Avrasya stratejik araştırmalar merkezi Asam'ın tespitlerine göre Irkçı İsrail ayrıca en az 200 atom bombası ve değişik nükleer başlıklı füzelerle donatılmış bulunuyor. Türkiye İsrail gibi hırçınlığı dünyaca malum küçük devin canını fazla yakarsa uluslar arası baskılardan, İnsan hakları normlarından çok da müteessir olmayan İsrail’in yapabileceği tatsızlıklar endişe verici. 

En ufak gerginliklerde savaş davulları çalanlardan olmak istemem. Ama her iki tarafın sert tavrı ve katı tutumu savaşında bir ihtimal olduğu hissini uyandırıyor. Türkiye; İsraile karşı mücadelesinde Arap dünyasında ve İsrail baskısını hisseden bir çok üçüncü dünya ülkesinde destek görür. Rusya ve İran gibi büyük destekçilerinin olması ihtimali de kuvvetli. Buna karşılık Dünya ekonomisinin % 80’e yakını Yahudi lobilerinin kontrolünde. Özellikle ABD’nin enerji reaktörü Yahudi sermayesi. Son gelişmelerde uluslararası kurum ve kuruluşların ne derece İsrail’in kontrolünde olduğunu ispatlıyor. Avrupa ve Amerika için İsrail’e rağmen Türkiye desteği gerçekçi bir beklenti olmuyor, olamıyor. Aksine İsrail’in çok büyük ülkelerden destek göreceği kesin. Almanya bile geçmişte yaşanan Yahudi soykırımından dolayı kendini affettirmek için Türklere cephe alabilir. Bu durumda, uluslar arası arenada, Türkiye’nin yalnız bırakılma ihtimali doğar gibi gözüküyor. Fakat Türkiye’nin İsrail ile yaşanan bu sıkıntılarda, olayı başlatan taraf olmayışı, çözüm arayışındaki olumlu tavrı, haklılığını sonuçluyor. Bu sayede devletlerin politik yaklaşımlarına rağmen, dünya genelinde Türkiye lehine sivil kamuoyu oluşacaktır. Demokratik ülkelerin siyasilerinin, yönetilenlere rağmen dış politika konusunda İsrail yanlısı ve Türkiye karşıtı tutum sergileyememe ihtimali olduğunu söylemek çok da hayalperest bir öngörü değil gibi geliyor. 

Türk Hükümeti Akdeniz sularında seyrü sefer güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alma kararı aldı. Anladığım kadarıyla bu şu demek; ikinci bir sivil yardım konvoyu gönderilir ve İsrail tarafından Mavi Marmara’ya yapılan müdahale yine yapılır ise Türk Donanması, gerekli karşılığı verecek. İsrail askeri bakımdan geri adım atmaz ise böyle bir hadise iki ülkenin denizde başlayan bir savaşın tarafları olmalarını sonuçlayacak. İki ülkenin harp güçlerinin mukayesesi konusunda sivillerin yapacağı yorumlar, bu işin uzmanları tarafından büyük ihtimalle komik karşılanacaktır. Ama bu gergin ortamda birilerinin çıkıp nasıl İsrail kendi askeri gücünün propagandasını dünyada ve ülkesinde sürekli yapıyor ise Türkiye’nin potansiyeli ile ilgili kendi halkının kendi askerine güvenini perçinleyecek ve gereken yerlere gerekli mesajı verecek açıklamayı yapması gerekli. Son dönemde Genel Kurmay Eski Başkanı’nın yayınlanan konuşmaları Türk Ordusu’nun terörle mücadeledeki özeleştirisi niteliğindeki açıklamaları içeriyor. Bu açıklamalar ister istemez bazı soru işaretlerini getiriyor insanların akıllarına. Tarihi başarılarla ve kahramanlık hikayeleriyle dolu Türk Milleti’nin geçmişini de hatırlayarak moral bulması için gereğinin yapılması konusunda, konunun uzmanlarına ve medyaya görev düştüğü kanaatindeyim. 

Savaşın insani boyutu acı verici. Savaşmak ölmeyi ve öldürmeyi göze almak demek. Fakat devletler dahil hukukun varlığını tanıdığı her öznenin de kendini müdafaa hakkı mutlak. Ben yine de yazımın başlığını içeren sözleriyle meşhur bestesi ve güftesi Osman Nihat AKIN’a ait nihâvend eseri söylemek için erken olduğunu düşünüyorum ve yazımın sonunda başlangıç cümlemi tekrar ediyorum. Dünyanın gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkeleri arasında, askeri mücadele son çare olmalı. 

 
Toplam blog
: 11
: 392
Kayıt tarihi
: 29.07.11
 
 

Ne yazık ki; hukuğun insan ilişkilerinde en alt sıralarda yer aldığı, güzel ülkemde; üst düzey bi..