- Kategori
- Aşk - Evlilik
Bir kadın, bir dram
Bugün mesleğim gereği ülkemin benden çok uzaklardaki başka bir köşesinde yaşayan bir kadınla telefon görüşmesi yaptım.
Yirmi üç yaşında, başından iki evlilik geçmiş. Biri nikahlı, diğeri nikahsız iki kocası, iki kocanın ilkinden bir çocuğu olmuş.
İki evliği de hüsranla sonuçlanan kadın şimdi ne yapacağını bilmez bir halde şehirden şehire dolaşıp, o akrabasında üç gün, ötekinde beş gün barınarak yaşamaya çalışıyor.
Ve kendisine uzanacak bir yardım eli bekliyor.
Eğer o yardım gelmezse ya intihar edecek, ya da kötü insanların eline düşecek. Aç çakallar onu sokak köşelerinde ağızlarından salya akıtarak bekliyor.
Her biri bir parçasını yutmak, etinden butundan pay kapmak için gözlerini iri iri açmış onu gözlüyorlar.
Kadın ha düştü ha düşecek.. Aslında düşmüş düşeceği kadar, bundan ötesi promosyonu olacak, kötü kaderinin.
Bunların tek nedeni kim biliyor musunuz?
Kadının babası.. Evet öz be babası.
İki eşli, altmış beş yaşında bir adam. Eşinin ikisi de yaşıyor. Dokuz çocuğu var. Adamın parası da var. Toprak ağası... Bu yüzden kimse önünde duramıyor. Başlar eğik. Sanki kelle kesen kör Hasan.
Kadın yardım istiyor.
Ben de ona nasıl yardım edebiliriz diye aradım.
Bakın ne dedi?
“On dört yaşındaydım. Uzaktan bir akrabamıza misafirliğe gittik. Babam, üvey annem, iki kardeşim de vardı. O gece orada yattık. Ertesi günü babam, ev sahiplerine, “Bunu, bir odaya kapatın, hiç bir yere gitmesin” dedi. Ne olduğunu anlayamadım.
Tam iki hafta o evden dışarıya çıkamadım. Sonra babam ve ailemin diğer fertleri geldi, o ana kadar hiç görmediğim, benden sekiz yaş büyük biriyle beni evlendirdiler.
Daha çocuktum, hiç bir şey anlayamadım. Babam verdi, ben sesimi çıkaramadım. Evlendiğim kişiden tam yedi yıl dayak yedim.
Sonra dayanamadım, eşimden olan çocuğumu da yanıma alıp, baba evine döndüm. Ama babam, çocuğu geri gönderip, beni de üvey annemin sözüyle başka birine verdi.
Daha ilk kocamdan boşanmamıştım. Bu kişiden de şiddet görünce evliliği yürütemedim ve bir yıl sonra geri geldim.
Fakat bu kez babam kabul etmeyince ortada kaldım. Babam, akrabalarıma baskı yaptığı için kimsenin yanında barınamaz oldum. Öz annemin yanına bile gizlice gidiyorum.
Şimdi de uzak bir akrabamın yanındayım ama burada da fazla kalabileceğimi sanmıyorum. Öyle çaresizim ki.. Daha yirmi üç yaşında hayattan koptum. Beni dünyaya getiren babam, beni yaşamaktan soğuttu...Lütfen yardım edin...”
Evet! Tamamiyle gerçek br yaşam öyküsü ve harfi harfine gerçek bir konuşma...
Ben bir gazeteciyim. Onun sesini duyurmaktan başka ne yapabilirim.
Peki ya devlet...
Babası tarafından baskıyla bu hale getirilmiş, ölümün kıyısında dolaşan genç bir kadın.... Bunun gibi o kadar çok vatandaşımız varki bu ülkede...
Peki devlet ne yapıyor dersiniz bunlar için? Sadece bir sığınma evinde üç ay barınmalarına izin veriyor. Sonra yeniden sokağa...
Aç çakalların beklediği sokağa....