- Kategori
- Fotoğraf
Bir kasabada fotoğrafçı olmak-1

Fotoğrafçılığın günümüzdeki baş döndürücü gelişimine baktığımda aklıma hep küçük bir kasabada babamın büyük bir cesaretle başlattığı ve yıllarca sürdürdüğümüz siyah beyaz fotoğrafçılık gelir. Babamın bir kentde tesadüfen karşılaştığı bir fotoğrafçıdan dinleyerek öğrendiğini sandığı "Arkadaş ben bu işi yapabilirim" düşüncesi ile bir agrandizör, sütüdyo makinası, tab cihazı ve siyah beyaz fotoğrafçılıkta kullanılan ilaçlarla birlikte kasabaya gelip "Fotoğrafçılığa başlıyoruz" deyişi ile birlikte bizim de o dönemin devrim denebilecek işine başlamamızın temeli atılmış oluyordu.
Bu atılım sevgili babam tarafından başlatılmadan önce kasabamızda su fotoğrafı dediğimiz, fotoğraf tabı için gerekli ilaçların makinanın içinde bir solüsyon halinde bulunduğu bir fotoğrafçılık şekli yapılmaktaydı. Bu tür fotoğrafçılıkta çekilen fotoğraf biraz ıslak, hafif sararmış bir şekilde fotoğraf sahibine sunulurdu. Arkasında "İstanbul hatırası, askerlik hatırası" yazan bir çok eski ve sararmış fotoğrafın bu su fotoğrafçılığı ile çekilmiş olduğunu belirtmek isterim.
O dönemlerde "Yahu arkadaş nasıl oluyorda bir kartın üzerinde resim beliriyor" diye merak eder ve elini bu makinanın içine koyup suyun içinden üzerinde resim belirmiş olan fotoğrafı fotoğrafçının elinde gördüğümüzde olağanüstü hayretler içinde kalıp fotoğrafçıyı bir nevi sihirbaz gibi görürdük. Su fotoğrafçılarının bir sütüdyolarının olmadığını bu günkü seyyar satıcılar gibi sokakta çalıştıklarını belirtmekte fayda var. Sonra ne mi oldu? Eee arkası yarın diyelim.
Saygılarımla...