​ Bir Modem ve bir Wireless hikayesi / İnternet / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '11

 
Kategori
İnternet
 

Bir Modem ve bir Wireless hikayesi

Bir Modem ve bir Wireless hikayesi
 

Yeni modemim


Geçtiğimiz Nisan ayında birkaç gün evden uzak kalmıştım. Giderken, buzdolabı hariç tüm elektrikli cihazların fişini çekmiştim. Modemim bunu hazmedememiş olmalı ki, döndüğümde internete bağlanmayı reddetmişti. Uzun süre beklediğim, bir kaç kez fişini söküp taktığım halde DSL hattı bir türlü oturmamıştı.

Doğrusu bundan çok ta rahatsız olmamıştım. Zira, bilgisayara sadece kablo ile bağlanan bu demode aygıtı zaten gözden çıkarmıştım. Epey zamandır, geçerli bir bahane bulsam da hanıma hesap vermek zorunda kalmadan, kablosuz bir modem alsam diye düşünüyordum. Ancak daha önce, hatla ilgili bir problem  olup olmadığını öğrenmeliydim.

Arıza tesbiti için gelen görevlinin taktığı modem, bir dakika kadar sonra internete bağlanmıştı. Öyleyse cihazım arızalıydı ve bu, tereddüde mahal bırakmayacak biçimde anlaşılmıştı. Artık bahane veya mazeret  aramadan yeni ve kablosuz bir modem almanın yolu açılmıştı. Çok şükürdü!

Görevli kapıdan çıkar çıkmaz telekomun yolunu tuttum ve ttnet'in sattığı kablosuz modemlerden birini kaptığım gibi geri geldim. Oldukça heyecanlıydım. Çünkü artık benim de herkes gibi yan tarafında anteni bulunan bir, "tak ve kullan" aygıtım vardı.

Bildiğim kadarıyla bu, "tak ve kullan" aygıtlar için özel bir muamele, ritüel, açılış merasimi falan gerekmiyordu. Bu yüzden, bağlantıyı tek başıma gerçekleştirmeye karar verdim. Aygıtı ambalajından çıkarıp kablolarını taktım ve power (güç) düğmesine basarak beklemeye başladım.

Üzerindeki ışıklar sırasıyla yandı söndü ve sonunda, hattın oturduğunu bildiren DSL ışığı sabitlendi. Ben de büyük bir sevinçle explorer'in "büyük e" sine tıkladım ve, "aboutblak" ın  yerine bir gazetenin adını yazıp, "enter"e bastım. Sonuç olumsuzdu. Çünkü, "İnternet Explorer bu siteye bağlanamıyor" du. Ancak, "bundan sonrası beni ilgilendirmez, ne halin varsa gör" deyip yüzüstü de bırakmıyordu.

(Microsoft, windows veya explorer, artık hangisiyse) her zamanki gibi, problemin çözümüne yönelik seçenekler sunuyordu. "Yeniden dene" olmazsa, "onar" diyordu. Bu önerileri uygulayıp ta amacına ulaşan kullanıcı var mıdır bilmiyorum. Çünkü ben, şimdiye kadar bunlardan hiç bir sonuç alamadım. Başka yere bakmalıydım.

Araç çubuğu üzerindeki monitor simgesine sağ tıklayıp, "ağ ve paylaşım merkezi"ne girdim. Bilgisayar, ağ ve dünya arasındaki bağlantı çizgilerinin üstünde birer çarpı işareti vardı. Yani internet bağlantısı yoktu. Altında ise, "tanımlanamayan (ortak) ağ" yazıyordu. Bilgisayarım nedense, daha önce çok iyi tanıdığı ağı bu kez tanımamıştı.

Varsın olsundu. Demokrasilerde olduğu gibi bilgisayarda da çare tükenmezdi. Bu, açtığım pencerenin sol tarafında bulunan bir dizi seçenekten kolayca anlaşılıyordu:

"a- Bilgisayar ve aygıtları görüntüle.
 b- Bir ağa bağlan.
 c- Bağlantı veya ağ kur.
 d- Ağ bağlantılarını yönet.
 e- Tanıla ve onar.  .... Ayrıca bakınız: f- İnternet seçenekleri. g- Windows güvenlik duvarı.

En baştan başlayarak hepsini denedim. Hatta internet bağlantısına belki o engel oluyordur diye, "güvenlik duvarını" bile bir süreliğine kaldırdım. Meşhur tabirle tek vuruşla hakile yeksan ettim. İlaveten windows'tan yardım ve destek aldım. "Okey" leyecek uygun soru bulamadığım kısımlarda, "burayı atlayıp başka bir şey denemek istiyorum"a tıklayıp öbür bölüme geçtim. Tüm uğraşlarıma karşın, "Bu bilgi yararlı oldu mu?" sorusuna, "evet" cevabı verecek mutlu sonu yakalayamadım.

Not: Güvenlik duvarını yıktığınızda, yeniden yapmak için usta, çimento, kum kireç, su vs. gerekmiyor. "Açık önerilir" yazan kısımdaki yuvarlağa tıklayınca gene eski haline geliyor. İşte sanal alemin en iyi yanı bu!

Baktım olmuyor, kurulum CD sini çalıştırıp anlatılanları bir bir dinledim. Fakat mevcut duruma çözüm olacak bir şey bulamadım. Sonra kullanım kitapçığını aldım, ilgili bölümleri defalarca okudum. Kılavuzda çözüm olarak sunulan IP, ağ adresi ve sunucu numaralarını elle girdim. Buna benzer sayısız yöntem denedim ama bir türlü internet bağlantısını kuramadım.

Sıra modeme gelmişti. Kitapçığında, "modemi kapatıp on saniye sonra takrar açın" tavsiyesini bir kaç kez uyguladım. Her defasında ağ ve paylaşım merkezi ağı tanımlamaya çalışıyor fakat bir türlü tanımlayamıyordu. Nihayet bilgisayarla modem arasındaki kabloyu değiştirmeye karar verdim.

Aaaa o da ne! Windows ağı buldu ve tanımladı. Demek ki, hata kablodaymış Kendime, "çok uğraştım ama başardım" diye teselli verdim. Ertesi gün, daha ertesi gün, ertesi ay ve daha ertesi ay aynı sorunla karşılaşacağımı nereden bilebilirdim. Akşam modemi kapatıp sabah açtığımda durumun değişmediğini, problemin aynen devam etmekte olduğunu gördüm.

Ttnet'i aradım, "DSL ışığı sabit yanıyorsa modem çalışıyordur. Zaten buradan bağlanmış görünüyorsun" dediler. Ardından üretici firmaya telefon açtım. Oradaki görevli, "Ağ ve paylaşım merkezine gir, ağ bağlantılarını yönet'i aç, yerel ağ bağlantısını sağ, devre dışı bırak'ı sol tıkla, sonra tekrar etkinleştir'i tıkla" önerisinde bulundu. Sonuç olumsuzdu. Zaten ben, modemi resetleme dışındakilerin tümünü daha önceden sınamıştım. Görevli, modemi kendilerine göndermemi istedi.

Bu, en az bir hafta internetsiz kalmam demekti. Bunu yaşamamak için eski modemimi denemeye karar verdim. Taktığımda gene DSL ışığı sürekli yanıp sönüyordu. Yani hat oturmuyordu. Bu hattı, "kodu mu oturtacak" birine ihtiyaç vardı ama o ben değildim.

Belki bir şeyler bulurum diye modemin arayüzüne girdim.  Karıştırırken, "bu bilgisayarın mac adresini kullan" kısmında bazı harf ve rakamlar gördüm. Bunları en altta boş duran "manuel mac adresi gir" kısmına yazdım ve "uygula"ya bastım. Hayret, eski modem çalışmaya başladı. Artık yeni aldığım kablosuz modemi servise gönderebilirdim. Sanırım bu rastgele bir çalışmaydı. Çünkü, daha sonraki denememde sonuç vermemişti.

Modem, bir hafta sonra, sağlam olduğuna dair açıklamayla geri geldi. Ne var ki, sorun devam ediyordu. Bağlantı, uzun süren aç kapa, tak çıkar denemesinden sonra sağlanabiliyordu. Bu yüzden, modemi hiç kapatmıyordum. Ancak elektrik kesilmesine mani olamıyordum.

Yaklaşık on gün önce bir sebeple gene bağlantı kesilince, modemi kaptığım gibi Telekom'a gittim. Sıram geldiğinde, aygıtı masanın üzerine bıraktım, "Ben bu aleti istemiyorum" dedim. En azından denemek için başka bir modem vermelerini söyledim. Kızgınlığımı ve üzüntülerimi belirttim. Bana, kontrol için bir görevli göndereceklerini söylediler. Ayrıca modemi başka bir bilgisayarda denememi salık verdiler. Ben de eve dönerken, yol üstündeki bir satıcıya test ettirdim, sorunsuz çalışıyordu. Fakat benim bilgisayara gelince diretiyordu.

Ertesi gün gelen görevli, internet bağlantısını görünce modemin sağlam olduğuna karar vermek üzereydi ki ben, "isterseniz bi kapatıp açalım" dedim.  Modemin fişini çıkarıp taktık ve durumu, "Ağ ve paylaşım merkezi" nden izlemeye başladık. Başlangıçtaki, "tanımlanıyor" ifadesi bir süre sonra, "tanımlanamayan ağ"a dönüştü ve durdu. Adam, benim defalarca denedeğim bir kaç yönteme başvurdu, ttnet'i arayıp bağlantıyla ilgili bilgi aldı. Modem, merkezde "çalışıyor" görünüyordu ama evde durum farklıydı.

Bu ana kadar sorunumu ilettiğim görevliler bana inanmıyordu. Muhtemelen beni, şikayet etmekten zevk alan sorunlu bir şahıs olarak görüyorlardı. Evime gelen görevli söylediklerimin doğru olduğunu tasdikleyince hakkımdaki fikirlerinden vazgeçtiklerini sanıyorum. Önce, denemem için farklı marka bir modem verdiler, sorunsuz çalıştı. Sonra da elimdekini, aynı markanın başka bir modeliyle değiştirdiler.

Yeni modem, şaşılacak bir hızla internete bağlandı. Şimdi yatmadan önce kapatıp, sabahleyin yeniden açıyorum; deneme amaçlı söküp takıyorum. Buna rağmen o, hiç bir sorun çıkarmadan çalışıyor.

Bir de Wireless Fidelity (yani Wi-Fi) hikayem var ama onu uzun uzun anlatmayacağım. Onunla da epey bi uğraştım.  Beni çok meşgul ettiği için ne demek olduğunu merak edip sözlüğe baktım. Wireless: telsiz, telefon, radyo; Fidelity sadakat, vefa anlamına geliyormuş. Halbuki biz bunda çok derin anlamlar vehmediyoruz. Ağzımızı yaya yaya,"Waayrılıs", bazan da kısaltarak, "Waay- Fii" diyoruz. Sanki, "kablosuz bağlantı" veya  "telsiz bağlantısı" desek deprem olacak.

İkisini birleştirince, "vefalı telsiz, sadık telefon" vs. gibi anlamlar çıkardım. Fakat sahipliğini satın aldığım bu cihaz, nedense bana sadakat göstermedi. Kimlik doğrulanıyor diye saatlerce bekletti. O kadar zaman geçtiği halde, karşısında oturan bana dönüp, "sen kimsin" demedi. Dese, problem şak diye çözülecekti.

Halbuki daha önce gördüğüm Wi-Fi ler, ağın üzerine tıklayınca şifre istiyor, girince de bağlanıyordu. Bunda ise şifreyi başka bir yerden girip onaylamak gerekiyormuş. Karıştırmacılığım sayesinde onu da çözdüm ama çözene kadar çok günaha girdim. Allah affetsin diyelim.    

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..