Bir polis güzel bir geceyi ancak bu kadar berbat edebilirdi / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
 

Bir polis güzel bir geceyi ancak bu kadar berbat edebilirdi

Bir polis güzel bir geceyi ancak bu kadar berbat edebilirdi
 

TÜRKİYE GERÇEĞİ POLİSLER


Bugün 30 Kasım 2008. Saat sabah 5....
Bugün arkadaşlarımızla saat 23:30 seansına Osmanlı Cumhuriyeti isimli sinema filmine gittik. Şu an o filim hakkındaki düşüncelerimi yazmak isterdim. Çok ama Çok üzgünüm. Film dönüşü yolda yaşadıklarımız Osmanlı Cumhuriyeti filmini anlatır nitelikte.
Anlatayım da dinleyin lütfen..........

Filmi seyrettik. Eşim, ben , arkadaşım ve arkadaşımın eşi yola çıktık. Evimize 200 mt kala trafik polisi çevirdi. Saat 01:30. Arabadan eşim indi. Evrakları verdi. Polis memuru Trafik poliçemizin sürenin geçtiğini söyledi. O an aklıma poliçenin yenilendiğini fakat üzerimizde olmadığını hatırladım. Hayatımın en kabus dolu gecesi olacaktı....26 Kasım 2008 de Başak sigortadan poliçem yenilenmişti. Haklı olarak memur arabamızı otoparka çekeceğini söyledi. Biz de sabah erkenden işimiz olduğundan poliçeyi bu gece getirirsek arabanın tarafımıza teslim edilip edilemeyeceğini sorduk. Tabi ki bana poliçeyi getirin, arabanızı teslim edelim dedi. Ben gece saat 2:de ofisin anahtarı kendisinde olan arkadaşımı yatağından kaldırdım. Gidip poliçeyi aldım. Otoparka geldiğimde bize işlem yapan polisler yoktu. Ordaki memur arabamızı bu gece teslim edemeyeceklerini söylediler. Eşim bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Biz gece vakti o kadar insanı boşuna mı rahatsız ettik. Rica ediyoruz bakın poliçemiz var, sadece ihmalden yanımıza almamışız dedi. Orda bulunan memur, bize işlem yapan memuru aradı. Poliçenin fotokopisiyle telefon numaralarını bıraksınlar ben gelince arayıp aracı teslim ederim dedi. Ve biz hala memurun aramasını bekliyoruz. Yarın erkenden yola çıkacağız. Bir polis memuru vatandaşın bir cumartesi gecesini bu kadar mı berbat edebilirdi. Bu kadar mı gözden düşürebilirlerdi.
Sabah saat 8:00 de memur görevini teslim edecekmiş. Saat 8:00 e kadar memur bizi arayıp aracınızı alabilirsiniz demez ise bir pazar günümüzde mahvolacak. Ve ben de bu kin ile gidip memur hakkında dava açacağım.
Bunu bütün milliyet blog okurlarıyla paylaşmak istedim.

Şimdi gelelim Osmanlı Cumhuriyeti isimli filme. Filimden ilk çıktığımız dakikalar o kadar mutluyduk ki. Filimi çok beğenmiştik. Fakat filimdeki bir sahneyi buraya bağlamak isterim.
Sahne aynen şöyle: İşgal altında olan 2008 Türkiye'sinde kendini ülkenin padişahı sanan kişi, korumalarıyla (korumalardan birinin adı yadigardır)trafikte yol alırken, işgal kuvvetlerinden bir tarfik polisi yolu çevirir. Arabanın içinde padişah varmış yokmuş umursamaz ve arabayı kullanan şöföre benimde sakallarım çok uzamış değil mi diye soru sorar. Şöför küfür ederek memura sakal kesme parasını verir. Sahne aynen böyleydi.
Şimdi soruyorum kendi kendime filmle yaşadığımızın arasında ne fark vardı. Tek fark bizim yanımızda sakal parası verecek bir Yadigar yoktu.
Aslında burdan Gani Müjde'ye bir göndermede yapsam yeridir yani. Ne gerek var Gani bey, hayal gücünüzü zorlamaya gece 12 den sonra trafik poliçenizi ofisinizde unutarak İstanbul tarfiğinde bir tur atın. Yanınıza da bir kamera alın. İşte size hikaye....
Üzgünüm, kimse darılmasın.... Bu hikaye bu gidişle savcılıkta dava ile bitecek... Benim gözümde 2008 Türkiye'si bu kadar hazindir. Düşünsenize arabanıza başka kusurlar bulurlar, gözünüzün üzerinde kaşınız var derler ve ceza keserler diyerek, memurdan çok bu gece biz memura hizmet ettik. Vay be hem vergi ver.... bir de Neşeli başlayan cumartesi gecen mahvolsun......
Bizim memurumuz yaşla kuruyu ne zaman ayırt edebilecek. Yoksa hala Turgut Özal zihniyetiyle benim memurum işini ilir mantığıyla mı yaşıyor....
Çok ama çok üzgünüm.....Hiç ama hiç kimse darılmasın...

Gülcan Bila

 
Toplam blog
: 30
: 659
Kayıt tarihi
: 20.06.07
 
 

1978 yılında doğdum. 1994 yılından bu güne istanbulda yaşıyorum. İş ve ünüversite hayatım birlikt..