Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '12

 
Kategori
Deneme
 

Bir salı sohbeti; 17/07/12

Bir salı sohbeti; 17/07/12
 

Artık zamanın sonuna geliyoruz her açıdan. Hanımın benim sabah kalkmalarına tahammülü gerçekten azaldı. Oysa ben romana başlamak için gün sayıyordum.

Evet zaman daraldı benim için. Öyle ki üniversiten bir kız arkadaşımla, Burçin'le sohbet ederken anladım tüm arızalarımın neler olduğunu ve inanılmaz bir şekilde hızlı iyileştim; normalleştim ve her normalleşen insan gibi yazmak artık etkisini yitiriyor üzerimde. Bunun için de romana başlamalıyım bir an evvel...

Saat 04:54... Artık sizler de biliyorsunuz güneşin aşağı yukarı ne zaman patlaması gerektiğini.Yepyeni bir güne merhaba diyeceğiz birazdan. Eskiyle ilgili her şey dünde kaldı. Bugün tamamiyle farklı olacak.

Fark ettiğiniz üzere artık kısa cümleler kuruyorum hayatımda. Bunun temel nedeni artık anlatımımı daha etkin kılacak tek ve de doğru cümleyi bulmaya çalışıyorum. Tıpkı özdeyişler ve atasözleri gibi. Yani hata payını önlüyorum. Hata varsa ya hep vardır, ya da, hiç yoktur.

İlk yazdığım bloglarda bir gün abdal olacağımı yazmıştım. O gün çoktan geldi ve artık kesinlikle zaman kalmadı.  Kendime belki de yeni bir isim bulmalıyım farkı tarif için. Hacı'ya ne dersiniz yoksa Fıkrat mı koysam? Ya da KAVİ. Bundan sonra güçlü, mukavemetli anlamına gelen KAVİ beni betimleyen sözcük olacak. Bu sözcüğü son okuduğum "Ateş'ten Gömlek" -Halide Edip Adıvar- romanından öğrenmiştim.

İki yıldır yaza ve yaza kelimelerimin de sonuna geldim. İtiraf etmek gerekirse artık onlar da cirit atmıyor. Bundan sonra söyleyeceğim lafları seçtiğimde göreceksiniz ki artık daha çok eğitim üzerine yazacağım çünkü gerçekren yazmaktan yoruldum. Tam tamına 1991 yılı Eylül ayından beridir mütemadiyen yazıyorum ve şimdi yazma değil yaşama zamanı.

Evet ben kimim?

Bana rüzgarın oğlu RÜZ

Güneş taşıyan APOLLO

Maceraperest INDIE(İndiana Jones)

İnsanlara ve hayvanlara hükmeden AMRA

Çok şey bilen PROFESÖR

İtalyanlarca ANİLLO

Amrekalılarca ANDY

Bugünkü yabancı adımla ANİL

Panik and tazzikmen of the universe

Ama bütün bunlardan daha çok artık KAVİ

Bir ara Şems olduğumu sanmıştım. Yani varlığımın ispatı çok zor, yaptıklarımın ispatı bir o kadar kolay olacaktı. Ve şunu farket ettim; Mevlana olmadıkça Şems olmanın da bir manası yoktu. Bilirsiniz Mevlana'nın karısı Şems'i hiç sevmezdi. Ben aslında ne Şems, ne de Mevlana'yım. Ben aslında ikisi birdenim.

Bugün size anılarımdan bahsedeceğim.

Kaçkarlı'ya 29 yaşımda tırmandığımda insan kılıklı bir derviştim ve tek başınaydım. O devirde gerçek aşkımdan yeni ayrılmıştım. Kendimi onsuz ve yalnız hissediyordum zaten. Saatlerce süren yürümelerin ardından yazın ortasında karın içinde yüzüyordum. Kafamda sadece beni severken niye onunla evlendin tümcesi vardı. Zenginlik bu kadar mı önemli????

Gerçekten gençken yani 20 yaşındayken Slovakya'ya Zilina 'da Tunuslu bir sevgilim olmuştu. İsmi Faten, esmer müslüman bir Arap kadını. Bilgisayar programcılığında okuyan %100 sanatçı ruhlu dahi derecesinde zeki bir kadın. Hayatımda ondan öğrendiklerimi kimseden öğrenmedim. Beni Salvador Dali ile tanıştırdı. Vücudumu sevmemi sağladı. Bana bugüne kadar birkaç kişinin duyduğu kadar çok aşkla bağlanmıştı. Bir gün benim Türkiye'deki bir kız arkadaşıma telefon edişimden sonra onu kriz halinde bulmuştum. Resmen sinir krizi geçiriyordu. Kendine geldiğinde benim sevmeyi  ve aşkı bilmememden yakınıyordu. Onu bilinçli üzmek istediğimden. Oysa o kadar bilinçsizdim ki. Aşkı tatmayan aşkı nasıl bilebilir ki? Çok değil 2 sene sonra anlayacaktım ne hissettiğini...

2005 yılında Endonezya'da Bali adasına gittiğimde ayak basan 55. Türk'tüm ben. Yanımda Mehtap ve Alev vardı. Yani dışarıdan bakıldığında çift karılı Avrupai görünümlü Müslüman erkek... Adayı karı-karış dolaştık. Hiç unutmuyorum siyah kumsal plajında 5 km boyunca tek yaşayan varlıklar kızlar ve bendim. Orada tarçınlı bir sigara içiyordum, hem de günde 3 paket. Bugünkü Anıl'ın tohumlarını ben orada attım. Gerçek bir özgürlük avcısı oldum; doğayla bütünleşik yarı insan-yarı hayvan, yani ben.

Tomka (Alman), Hasan(Mısırlı)ve ben yüksek Tatra'larda treking yaparken ilk defa deniz seviyesinden 750 m yükseklikten 2 saat içerisinde 1600 m'lere varmıştık. Hatta yolda girdiğimiz iddia sonucu Hasan 15 Dolarını kaptırmıştı bana. Şelalen altında 45 saniye kalmayı başarmıştım. Tüm vücudum yanıyordu...

Anadolu kavağında Ceneviz kalesine ilk defa düz cephe Conanvari duvar tırmanışımda yaşım 18 idi. Sonra her sene aynı şekilde yaptığım bu tırmanışlar 1992 yılında düşüşüme kadar sürdü. Daha doğrusu düşmemek üzere yere 12.5 metreden atlamıştım... Çıkan ses bu yöreyi ayağa kaldırdı. Ben ise ayak yan bağlarımı kopardım... Böylelikle herkes emin oldu 10 meterden balıklama atlayabileceğime ve atladığıma...

Rio de Jenerio'da gece konduları dolaşırken tüm yabancıların korkudan öldükleri yerlere gittim. Öyle çok yürüdüm ki medeniyet bitti ve dağlara kadar geldim. En güzel tarafı kimse benden rahatsız olmamıştı; hırsızlar ve uyuşturucu satıcaları bile. Çünkü ben bir dünya vatandaşı insanıyım ve ne beynimde, ne de bakışlarımda herhangi bir insana karşı önyargım yok. Hiç ama hiç korkmadım.

Bir gün Atlas Okyanusu'na girdiğimde yaşım 38'ti. Diğer bir gün Hint Okyanus'una girdiğimde yaşım 23'tü. İlk maden gölüne girdiğimde yaşım 19, ilk su kanalına giridiğimde yaşım 33. Yüzmediğim hiç bir su birikintisi kalmadı. Ben ise gönlümü Okyanus kadar tımar ettim derinlikli....

Jackarta eski limanında gördüğüm fakirliğe hiç bir zaman daha şahit olmadım. Çürük balık kokuları arasında çocuklar oyun oynuyorlardı. Ben orada bir küçük bir bakkaldan bozma kafe'de gördüğüm kararlı bir çift gözle konuştuğumda onun doktor olmak istediğini duymuştum. O kadar çok gururlandım ki evet dedim, bu çocuk kaderini değiştirecek. En sevdiğim yüzüğümü ona hediye ederken onun kesinlikle doktor olacağından emindim.

Dünyanın ilk üniversitesini gezerken Harran'da, çocukların baldırı çıplak halleri mi yoksa, benden defter-kalem isteyişleri mi daha hüzünlüydü? Şimdi nifusları Türkiye'nin %25 'i oldu; başarıldı...

Kürtçe'nin Grammer kuralları oluşturulurken ben Ankara'da bir milletvekili çocuğuyla tartışıyorduk. Derdiniz ne? Zulm ettiniz bize...Biz özgür olmak istiyoruz...

Amsterdam'da Türk lokaline Sunay Akın geldiğinde ve onunla Türkçe'nin güzelliğini karşılıklı değerlendirirken bir Kürt Türkçe olarak Kürtçe'nin güzelliklerini tartışalım dediğinde ona bunu yapmamız için kendisinin bunu bizden Kürtçe olarak talep etmesini ve etse dahi bunu bizim anlayamayacağımızı söylemiştim.

Bir Amerikalı bana gelip bir gün şöyle yakardı: "Anıl bu Türk kızları çok da güzel değil ancak ben onlardan çok etikleniyorum ve sebebini de anlamış değilim!". Çünkü dedim Türk kadını dudaklarıyla hayır derken, gözleriyle evet der. Bu çelişki adamı mahveder!

Bende birikmiş onmilyonlarca gerçek hikaye var. Ve ben bunları size durmadan, üşenmeden anlatabilirim.

Evet yazabilmek için bilmek lazım. Sadece okumak da yeterli değildir. Tecrübe etmek de gerekir. Ben bir hayat yazanıyım. İsmim Kavi ve sizinle tanışmaktan memnun oldum.

Görüşmek üzere...

Saygılarımla,

KAVİ 

 

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..