​ Bir Tatil, Birçok Hayat / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Bir Tatil, Birçok Hayat

Bir Tatil, Birçok Hayat
 

A.Nilgün Aktaş objektifinden Manavgat / Titreyengöl - Clup Pacific


Bolca tembellik, kitap okumak, düşünmek – arınmak, bolca yemek – içmek ve tabi ki birkaç fazla kilo ile dokuz günlük bayram tatilini geride bırakarak şehrime döndüm.

En önemlisi yeni insanlarla tanıştım. Birçok hayatın içine girdim, çıktım.

Bazen hüzünlendim, bazen güldüm, bazen gözlerim doldu…

Her zaman böyle oldu, tanıştıktan kısa bir süre sonra tüm hayat hikâyelerini ve sırlarını paylaştı insanlar benimle. Bundan hiç rahatsız olmadım, tam tersi çok memnunum. Hafızamda kayıtlı bir sürü insan ve hayat hikâyesi var.

Beni en çok etkileyenlerden bir tanesini şimdi sizle paylaşmak istiyorum.

<><><>

Onu snack barda ilk gördüğümde Alman olduğunu sandım. Servis yapan çocukla konuşuyor, bir yandan da devamlı saçlarını düzeltiyordu. Altmışlı yaşlarının sonlarını sürdüğünü tahmin ettiğim bu bayan, oldukça zayıf, kumral ve yeşil gözlüydü. Teni olması gerekenden daha kırışık görünüyordu. Türk olduğunu öğrenince şaşırdım.

Soda istedim ve konuşulanlara kulak kabarttım. Kısa bir süre sonra sohbetin içinde buldum kendimi.

Acıklı bir hayat hikâyesi vardı.

Yaklaşık 45 yıldır Almanya’da yaşadığını öğrendim. Manyas yakınlarındaki bir köyde, çok yoksul bir ailede dünyaya gelmiş.

Babasını hiç tanımamış, henüz o küçük bir bebekken veremden ölmüş. Hiç görmediği babasına duyduğu özlem ve sevginin onu hiç terk etmediğini söylerken gözleri doluyordu.

Ben de babamı kaybettiğimi söylediğimde, “Ama baban sana dokundu, seni sevdi, sırtını sıvazladı, sen babanı tanıdın dimi ?” diye sorunca, içim parçalandı.

İnsanlar kaç yaşlarında olurlarsa olsunlar, anne - baba sevgisinin eksikliğini ve onların yokluklarının yüreklerinde açtıkları yarayı hissediyordu. Annemi ve babamı tanıyıp, onların sevgisini yürekten hissettiğim için bir kez daha Allah’a şükrettim…

Babasının ölümünden sonra, eve üvey baba gelmiş ve asıl trajedi o zaman başlamış. Üvey babası, annesiyle birlik olup devamlı dövmüş onu ve henüz 6 yaşında iken tarlaya çalışmaya göndermişler. Evde yemekleri bile yapıyormuş o yaşlarda.

Çok fakirlermiş, her sabah - akşam kuru ekmek yerlermiş. Sonra verem olmuş, aylarca hastanede yatmış, neyse ki birkaç sene sonra sağlığına kavuşmuş.

15 yaşında kendisinden oldukça yaşlı bir adamla evlendirmişler. Çocuğu olmayınca adam buna eziyet etmiş ve evden kovmuş. Çaresiz üvey baba evine geri dönmüş.

Sonra bir kısmeti daha çıkmış. Söylediğine göre bu adam genç ve yakışıklıymış ve onu sevip, değer vermiş. O da sevmiş bu adamı, hem de çok. Nişanlanmışlar, ancak bir süre sonra bu adamcağız verem olup hastaneye yatmış. Doktor evlenmesini yasaklamış. Sonra da ayrılmışlar. Çok üzülmüş, kahrolmuş.

Ne yapacağını bilememiş. Çünkü tek ümidi o sevdiği adamla evlenip, mutlu – mesut yaşamakmış.

Günlerden bir gün, Almanya’nın Türk işçisi aldığını duymuş. Hemen şehre gidip başvurmuş. Kendi deyimiyle mucize bir şekilde kabul edilmiş.

Almanya’ya trenle gitmişler. Orada bir fabrikada işe başlamış. Alman hükümeti onlara lojman tahsis etmiş. Çalıştığı fabrikada bir Alman’la tanışmış ve adam evlenme teklif edince hemen kabul etmiş.

Ne yazık ki adamın sonradan alkolik olduğu ortaya çıkmış. Sabahtan içmeye başlıyor, gece yatana kadar devam ediyormuş.

Zor bir hayat geçirmiş bu adamla. Yirmi sene evli kalmışlar, iki tane çocuğu olmuş, bir kız, bir oğlan. Kocasından 1993 yılında boşanmış, boşandıktan kısa bir süre sonra da adam ölmüş.

“Öleceğini bilseydim boşanmazdım, emekli maaşını alırdım” deyince beni güldürdü.

36 yaşındaki oğlu evden ayrılmış, kendi evinde yaşıyormuş. 33 yaşındaki kızı ise kendisiyle kalıyormuş, ancak psikolojik problemleri varmış. Uzun yıllar tedavi görmüş, hastanede yatmış. Kızı için çok üzülüyor. Onu da getirmek istedim Türkiye’ye ama gelmedi. Toplum içine çıkamıyor, dedi.

Gördüğüm en saf, en temiz, en iyi kalpli insanlardan biri. Telefonlarımızı verdik birbirimize. “Ben seni her bayramda, her kandilde ararım, seni çok sevdim” dedi. Ben de onu çok sevdim.

Hayatın kendisine üst üste vurduğu darbelere, tüm iyi niyeti ve saflığı ile direnen bu kadının Allah yolunu açık etsin.

<><><>

Tatil fotoğralarını ekteki galeriden görebilirsiniz.

 
Toplam blog
: 563
: 8587
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..