- Kategori
- Güncel
Bir telefon dinleme kaydı...

İster konuş, ister sus...
Zırrrrrrrrr!
“Alo...”
“Alo, Şefikçiğim nasılsın? Ben Rıfat.”
“Oooo! Rıfatçığım sen miydin? Böyle pattadanak lafa girmek ayıp oluyor ama. Biraz ince ol ince. Ben kendi adıma öncelikle gece gündüz demeden gün yirmi dört saat bizi dinleyen resmî ve sivil tüm telefon dinleyenlerime en münasip saygılarımı sunuyorum efendim. Kolay gelsin. Eeee Rıfatçığım sende ne var ne yok?”
“Valla ne olsun, dinlenip... Yani yuvarlanıp gidiyoruz işte. Şeyi soracaktım, hani senin çocuk iş arıyordu, ne oldu, bir işe girebildi mi?”
“Yok, henüz giremedi ama bir şirkete müracaatı var, olacak hayırlısıyla.”
“İyi, iyi. Hangi şirket? Belki bir tanıdık buluruz da işi kolaylaştırırız.”
“Sen de bir hoşsun yani Rıfat. Böyle şeyler telefonda söylenir mi? Hayırlısıyla çocuk işe girerse, yarın öbür gün bu dinlemeler medyaya servis edildiğinde o şirket dinlemelerde adı geçiyor, kötü reklâm oluyor diye Mümtaz’ı kapı önüne koymaz mı?”
“Doğru diyorsun Şefikçiğim. Orasını düşünemedim, patavatsızlık işte. Neyse, Burcu n’apıyor?”
“Yani Rıfat hakikaten de patavatsızsın. Öyle ‘Burcu’ diye dangıl dungul sorulur mu yahu?”
“ Anlamadım?”
“Yahu Rıfat, bizi dinleyenler nereden bilecekler Burcu’nun kim olduğunu? Ya benim için evlilik dışı ilişkisi var diye not düşerlerse dinleme raporunun kenarına? Sen benim yuvamı mı yıkacaksın kardeşim!”
“Amma yaptın be Şefik, kızın ne yapıyor diye merak ettim, sormasa mıydım?”
“ Sor, sor ama açık kimliğiyle sor. Vatandaşlık kimlik numarasını bilmeyebilirsin ama en azından ana adı, baba adı, doğduğu yıl, doğduğu şehri biliyorsun...'Karın Müzeyyenle senin 1982 İstanbul Üsküdar Zeynep Kamil doğumlu kızınız Burcu ne yapıyor’ dersen hiçbir karışıklık olmaz.”
“İyi, sen künyesini söyledin zaten. Burcu n’apıyor?”
“Biz onu geçen ay nişanladık.”
“ Yapma yahu! Benim niye haberim olmadı? İnsan bir haber vermez mi? Aşk olsun yani Şefik!”
“ Haklısın Rıfatçığım. Ben nereden bileyim bu kadar gecikeceğini?”
“Neyin gecikeceğini?”
“Ben bunu geçen ay telefonda Osman’a söylemiştim, Burcu’yu nişanlıyoruz diye. Telefonda söyledim ya, eş dost nasıl olsa gazetelerden öğrenir diye tek tek aramadım. Malûm, dünyanın telefon parası. Gecikti dediğim o, yani dinleme kayıtlarının gazetelerde yayını gecikti, eş dost da vaktinde öğrenemedi tabii. Sonra bizi dinleyenleri de düşünmek lazım. Düşünsene, otuz kişiye telefon açıp 'Burcu nişanlandı' diyorum, adamlar otuzunda da aynı şeyi dinliyorlar. İnsana gına gelir yahu.”
“Sen eskiden beri ince düşüncelisindir Şefikçiğim, bilmez miyim? İnce olmasına incesindir de, hep ben senin hatırını soruyorum. Sen bir kere olsun ‘Sen nasılsın?’ dedin mi bana? Hiç yakıştıramadım.”
“ Valla haklısın Rıfatçığım ama benden bulma diye bir şey sormuyorum. ‘Nasılsın?’ diye soracağım, sen de kim bilir neler anlatacaksın, hepsi kayda girecek. Ondan sonra yarın öbür gün oku gazetelerde. Asıl o zaman kızmaz mısın bana, özel hayatının gazetelere düşmesine sebep oldum diye?”
“Haklısın be Şefik. Dedim ya, sen eskiden beri pek bir incesindir. Neyse, dinleyicilerimizi daha fazla meşgul etmeyelim, kendi mesaileri bitene kadar daha kim bilir kimleri dinleyecekler. Hadi herkese selam”
“ Tüh Allah müstehakını versin Rıfat. İşin yoksa şimdi o herkesin kim olduğunun listesini yap teker teker. Yarın sormazlar mı adama “Kim bu herkes?’ diye. Bir türlü öğrenemedin telefonda konuşmasını. Hadi kapat artık, güle güle, güle güle...”
Çattt!