​ Bir yaratılış öyküsü / Bilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '08

 
Kategori
Bilim
 

Bir yaratılış öyküsü

Bir yaratılış öyküsü
 

Dün izlediğim bir belgeselde kimi zaman gülerek kimi zaman gözlerim dolarak kimi zaman yaradılış kudretinin karşısında insalığıma şaşırarak kimi zaman da insalığın bilim için ne kadar çalıştığını görmenin gururuyla yazıyorum.

Belgeselde bebeklerin anne karnındaki tüm süreci ele alınmıştı hatta doğumlar bile. Belgesel ağırlıklı olarak ikiz, üçüz ve dördüz bebeklerin üstünde durdu.

Bilim adamları aslında çoğumuzun bir ikizi olduğunu ama gelişim sürecinde çoğunun can bulmadan hayata veda ettiklerini söylüyorlar. Mesela solakların genelde ayna ikizi denilen ikizleri olduklarını ama gelişim sürecinde diğer kardeşin yolun yarısında veda ettiklerini söylüyorlar. Ayna ikizleri, ikiz sendromlarının içinde en ilginç olanı. Ayna ikizi bir kişinin aynada yansıması şeklinde gerçekleşen kardeşliğe deniliyor. Sağ elini kullanan kardeşin diğeri sol elini kullanıyor , yemeklerden aldıkları tad duyumu aynı oluyor ve benzer zeka özellikleri kulanıyorlar. Hatta iç organlarda bile birinin kalbi sağdayken diğerinin kalbi solda olabiliyor. Bu deneyimi yaşamanız için aynanın karşısına geçin ve aynadaki yansımanızın hayatta olduğunu düşünmeniz ufak bir test olabilir.

Bir diğer ilginç hadise anne karnında ikizlerden kız olanın önce harekete geçtiği ve bu durumu bilim adamları da açıklayamaması.

Anne karnında gelişen hadiseler doğduktan sonra da devam edebiliyor. Mesele ikizler hareket özelliklerini kazandıklarında bilim adamlarının en ilginç buldukları hadiseyi gerçekleştirip oyun oynuyorlar. Belgeselde örnek gösterilen durum; ikizlerden birinin diğerinden daha hırçın olduğu gözlemlenmiş. Hırçın olan diğerine kimi zaman ayağıyla yüzüne tekme attığında daha sakin olan yatığı yerde kendini daha uzaklaştırarak kafasını annesinin etasına yaslıyor. Doğumdan sonra bu ikizler dört yaşına kadar ne zaman kavga etseler sakin olan odasına çekilip, kafasına yastığa gömüyormuş.

İkiz olmanın bir avantajı gözler anne karnında açıldığında, anne karnındaki tek bebeklere göre daha eğlenceli bir dünyaya sahip olmaları. Çünkü keşfedilcek bir kardeş var karşıda. Dejavantajı ise yer darlığı.

İkizler çoğu zaman yanak yanağa oyun oynuyorlar Kimi zaman da birbirlerinin yüzlerine dokunuyorlar.

Yer darlığı sebebiyle ikizler tek çocuktan daha önce doğuyorlar. Ayrıca kiloları da paylaşıyorlar. İkiz bebekler 2 ya da 3 kilo, üçüzler 1, 5 kiloya yakın dördüzler ise 1'er kilo doğuyorlar.

Uzun boylu anneler ikiz, üçüz ve daha çok bebekli olanlarda daha avatajlı oluyorlar ve bebeği daha uzun süre taşıyabiliyorlar.

Bebek belli bir dönem sonra dışarıdaki sesleri boğuk bir şekilde duymaya başlıyor.

Bebeğin beyne kan pompalanması yeterli olmuyorsa vücud hemen bebeği ve beyin gelişimini korumaya alıp, bacaklara ve kollara daha az kan pompalayıp beyne daha fazla miktar gitmesini sağlıyor. Bunu sizde anne karnında yaşamışsanız eğer, sağ elinizin baş parmağındaki parmak izindeki halkalar sol elinizdekinden fazlaysa bu duruma bir kanıt.

Bebek vaktini tamamladığında annesinin karnından ikizinden ilk kez ayrılarak dünyaya geliyor ve annesiyle ilk kez karşılaşıyor.

Hepimizin bu yollar geçtiğini düşünmek insana inanılmaz geliyor.

Bir bebeğin dünyaya gelişin bu kadar özenli bu kadar ulvi olması insanı düşündürüyor.

Bu kadar özen, sevgi ve meşakatle yaratılmış insanoğlu nasıl oluyor da bu saflığı günü gelince kaybedebiliyor.

sevgilerimle...

 
Toplam blog
: 45
: 1108
Kayıt tarihi
: 07.01.08
 
 

1986 doğumlu.  ..