- Kategori
- TV Programları
Bir Zamanlar İstanbul'da 2

Ooff, of ki ne oofff...
İnsan kendi yazdığı kültürel rezilliklerin, kendi yazdıklarından daha da rezil olduğunun izleğini sürmesi, banal kültürel anatomiyi sonuna kadar götürebilmek için, kubura gırtlak boyu dalması, duygularının feçese bulanması berbat bir şey...
İnanın, kendisine kitap gönderecekken, sanalca sille tokat kava ettiğim bir genelev patronundan bol sinkaflı küfürler yerken bile, bu denli rahatsız olmadım...
Derdim şu:
2 şarkı üzerinden ‘Bir Zamanlar İstanbul’da 1’i yazdım:
Birincisi:
Ayda:
Sevgilim Boğaz’da Yangın Var:
https://www.youtube.com/watch?v=DlUnvCWQJA4
İkincisi:
Yalın:
Bir Bahar Akşamı:
https://www.youtube.com/watch?v=sSp1TIvpKmI
E tabii ki şarkıların şarkıcısı varsa, bestekarı ve güftekarı da olmakta...
Oturup, onu da yazayım, dedim.
İlk olarak,tümüyle tesadüfen olarak, ‘Boğaz’da YangınVar’ın bestecisi Onur Özdemir’i irdelemek gafletinde bulundum:
http://www.uludagsozluk.com/k/onur-%C3%B6zdemir/
Ve 5 dakikada Beşiktaş oldu. Onurr’un 5 yıllık dönüşümünü, absürdün absürdü alaturka bir vayn video olarak izleyiverdim.
Adam, idealist bir vokalist iken, şakkadank ‘best-seller’ bir şarkı fabrikatörü oluvermiş.
Kendisine, bu işin dedesi Kayahan’ın şu anki halini anımsatırım.
Bizim takım 0-1 mağlup. Hibino hakem. O gol değildi.
Yalın’ın şarkısının sözleri de, bestesi de, kendisine aitmiş. Hiç olmazsa, buradan gol yemedik şimdilik.
Dönelim, diğer şarkının güftekarına: Alper Narman.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Alper_Narman
Demek ki sorun, Popstar’da imiş: Bu adam da, seri üretimde imiş. Birlikte çalıştıkları da belli.
Ancak, açıkça itiraf ediyorum ki Ayda’nın parçası, inanılmaz derecede ve biçimde, kültüro-politik ve müziko-politik aşırı-yorumlara Yalın’ınkinden daha açık.
‘Boğaz’da Yangın Var’ deyince, İstanbul’a atılacak atom bombasını anlıyorum doğrudan: Fonda da, alaturka piyano solosu çalmakta...
Bir de Sodom ve Gomor’u...
Ayda, bir göçmen üstelik.
İstanbul bir göçmen-kent oldu üstelik...
Göçmenlerin sayesinde İstanbul, bir feçes-kent (Shit-Will-Age) oldu çıktı çoktan üstelik...
Haa, tabii ki bir de aklıma ‘Lili Marleen’ geliyor, hem orjinal versiyonuyla, hem de Fassbinder aşırı-yorumuyla...
Eee, yani:
Fassbinder’in ‘1968 Sonbaharında Almanya’sı varsa, Ülkü’nün de ‘2015 Kışında İstanbul’u var bilader...
Dipnot: Büyük olasılık, bu metin dizisinin devamı da yazılır.