- Kategori
- Gündelik Yaşam
Biraz ordan biraz burdan .... mutluluk ....

Bu ara kendimi pek mutlu hissetmiyorum .
Nedeni yattığım yerde her zaman görmeğe alıştığım kitaplarımı görememek mi??
Ev değiştirme telaşı içerisinde koliler arasında idareten bir hayata devam etmek mi ??
Yoksa insanlardan naif anlarında beklediğin ilgiyi görememek mi ??
Bilmiyorum ama pek yakın değilim sanırım mutluluğa .
Anladığınız üzere taşınma telaşı içerisindeyiz. Bu kez şehir değiştirmiyorum sadece semt değişikliği yapacağız. Cadde üzerindeki yeni, büyük ve hilkat garibesi ölçüsündeki bilmem kaç katlı beton apartmanımızı bırakıp, yaklaşık kırk sene önce yapılmış, bahçe içerisindeki müstakil minik evimize yerleşmeye çalışıyoruz. Tabi çalışmakla kalmıyoruz son sürat tadilatlara devam ediyoruz. Ailemizin fertleri haline gelen ustalarla her gün istişare edip, şöyle bir etrafa bakıp kendimizi rahatlatmaya çalışıyoruz; elbet bir gün bitecek diye.
Bu ara en büyük hayalim; arka bahçemizdeki erik ağacının altına koymayı tasarladığım armut biçimli salıncaklı koltukta elime kitabımı alıp, kulağımı yaprak seslerine vereceğim yarı güneşli öğleden sonra saatlerini yaşamak .
Mutluluğu hepimiz zaman zaman sorgularız hayatımızda;
Mutluluk;
Mutluluk gerçekleşmesini beklediğin ve uğruna çaba sarf ettiğin bir şeyin ardından hissettiğin duygu mu??
Yoksa sevdiğinle buluştuğunda onun seni gördüğü andaki o yapmacıksız içten yüz ifadesi mi??
Mutluluk; dolu dizgin alış veriş yapıp kilo verdiğin için beğendiğin tüm kıyafetlerin üstüne cuk diye oturması mı??
Ya da mutluluk sessizce kurduğun hayallerin içerisinde gerçek kişi ve sorunlardan kopuk kendi dünyanda yaşaman mı ??
Hangisi olursa olsun mutluluk öyle aniden giriveriyor ki hayatımıza. Bu gün öğleden sonra minik bahçeli evimize gidip elime hortumu alıp sulamaya başladığım anda hissettiğim toprak kokusuydu sanırım mutluluk.
Bazen bizi mutlu etmesini umduğumuz insanların aslında o denli mutlu etmediklerini fark ediyoruz ; yakın arkadaşımız, sevgilimiz belki de eşimiz kılığındaki bu insan; ona yüklediğimiz tüm ümitlere rağmen içinizi sımsıcak ısıtıveren o sıcaklığı, o ışığı veremiyorsa sanırım bu ilişkiyi bir teraziye koyma zamanı gelmiş demektir. İlişkiler mutluluk ve huzur üzerine kurulmalı sanırım . Sakın beni yanlış anlamayın! Hani fedakarlıkta bulunmayın, hemen anında kestirip atın demiyorum ama sanırım her halde bir teraziye koymak gereğini duyacak kadar kendimize değer veriyor olmamız lazım. Bazen belki de mutluluk o insanla paylaştığımız muhteşem anları hatırlamakla sınırlı kalmalı sanırım ve bunu idrak edebiliyor olmakta bir çeşit mutluluk vermeli bize.
Bu gün minik evimizde güneşli bir öğleden sonrasında hiç meyve sevmediğim halde arka bahçedeki kayısı ağaçlarının dallarından kopardığım kayısıları tozlu tozlu yedim . Bahçemizin beni beklediği anı düşledim, minik sarı evimiz ; yılların verdiği yaşlılık ve bilgelikle kollarını açmış sımsıcak bir gülüşle bizi bekliyor. Değerini bildiğimizi ve onu sevdiğimizi biliyor….
Sanırım o da mutlu ……
Sanırım mutluluk biraz da karşılıklı değer bilmek ve sözsüz anlaşabilmekten geçiyor…..