- Kategori
- Siyaset
Biri Ece'ye seslensin

Ece Temelkuran
Umarım kızmaz adıyla hitap edilmesine... neyse, boynunu ipe hazırlamış idamlık olarak yazalım yazımızı.
Efendim, yazımızın konusu "anayasa oylaması" çerçevesinde Ece Temelkuran'ın kullandığı "ben bu oyunda yokum" ya da "ahlaki direniş" ifadeleri. Yazı, EceTemelkuran'ın tutumunu, duruşunu eleştirmeye veya övmeye yönelik değildir.
Ece Temelkuran diyor ki, önümüzde iki seçenek var... bu seçenekler yoluyla, birinin günahlarına ortak olarak diğerinin günahlarını cezalandırmamızı istiyorlar. Bu kirli bir oyundur, kuruluşu kötü bir oyundur. Kendimi biraz mahzun, biraz yalnız hissedeceğim ama ben bu oyunda yokum.
Nedir bu? Basit bir "tavşan dağ'a küsmüş" hikayesi mi; "ne haliniz varsa görün" nidası mı; yoksa "bi durun bi daha düşünün" uyarısı mı?
Özellikle "ortak yaşam kültürü" gelişmiş topluluklarda, bu tür seçimlerle karşı karşıya kaldığımızda, üçüncü tercih kendiliğinden oluşur. Yani, seçme hakkını kullanmamak.
Seçme hakkını kullanmamayı bir eylem biçimi olarak benimsemek - ben bu oyunda yokum demek - sorumluluktan yırtmamıza yarayan bir rahatlama aracı değildir. Aksine, seçme özgürlüğünün engellenmesinden duyulan huzursuzluğun dillendirilmesidir. Seçme hakkını kullanmamak, mızıkçılıkla karışık bencil bir protesto yöntemi değildir. Tersine, katılım talebinin doğru yollarla karşılanmadığını belirtmektir. Yanlışa ortak olmayarak temiz kalabilme çabası değildir. Tam tersi, kirlenmeme uğraşıdır. Sadece ve yalnız erdemlere dayanarak gerçekleştirilebilecek bir eylemdir. Pasif eylemdir. Önemlidir. Bir sesleniş tarzıdır.
Belli ki Ece düşünüyor... belli ki Ece, ahlaki değerlerle ve toplumsal sorumluluğuyla düşünüyor, Kafa patlatıyor. Ben bu oyunda yokum diyor.
Diyor demesine de... emin değil sanki. Kararında yerli yerine oturmayan bir şey var. Sorunun cevabı yerine oturmuyor "şak" diye. Bu sesi duyamadığı için ortaya çıkan tereddüt sezinleniyor dışardan. Eksik bir şey var.
Ece Temelkuran'ın kararını daha net söylemesi gerektiğini ima etmiyorum. Kararında hesaba katmadığı bir şey olabilir mi diye merak ediyorum. Örneğin, Ortak yaşam kültürü gelişmemiş veya gerilemekte olan topluluklarda bu tutum işe yarar mı? Ortak yaşamı tek yanlı evirme isteminde, bu tutumun dayanak noktası kalır mı?
Herkese selamlar