- Kategori
- İnançlar
Birilerine bağlanmanın sınırı olmalı; çok seversek çok da nefret ederiz

Bugün ülkemizde Atatürk düşmanlığı var. Bu, sizler Atatürk’ü tapar gibi sevdiğiniz için böyle. Tapar gibi sevilir mi ya; nasıl sevgiymiş o? Minnettarlığını bildirirsin, unutmazsın, o kadar. Anıtkabire Atatürk için kutsal kitap açıp hakkında ayetler mi yazalım? Dindar niye tepki gösteriyor? Allah’ı bırakıp Atatürk’e tapıyorsun diye. Belki niyetin bu değil ama sevgi tarzından öyle algılıyor. “Atatürk bu memleket için bir şey yapmadı” diyecek olanın alnını karışlarım; sakalını yolarım valla! Ama sizler sevmesini bilmiyorsunuz ki!
Peygamber sevgisi örneğin… Ben anlamıyorum şahsen. Bir Müslüman’ın yazdığı, peygamberin hayatıyla ilgili kitabı okumam mesela; çünkü yarısı yalan. Niye yalan yazıyorsun ya; niye abartıyorsun! Yok şöyle cüsseliydi, kaşları şöyleydi, gözleri âlemlere bedeldi, vakurdu, çok güçlüydü... Sen peygamberi görmedin ki nerden biliyorsun? Ben senin yazdığın bu masalları okurken peygamberin insan olduğunu unutuyorum. Siz böyle anlatırsanız anlattıklarınız da masal gibi gelir tabii ki. Yüceltmenize gerek yok ki; o zaten yüce. Boyu posu, güzelliği de Allah’ın diğer kulları gibidir herhalde. Allah peygamberi nurdan, beni çamurdan mı yarattı? O da toprak, ben de. Din tevazu ister, sadelik ister; yalakalığı kabul etmez.
Sizler kafanızda böyle bir peygamber yarattığınız için insanların aklı almıyor. İnandırıcı bulmuyorlar. Bildiğiniz, duyduğunuz kadarıyla ne ise öyle yazsanız olmuyor mu? Dinde fanatizm yoktur; fanatik bir şekilde Muhammedi sevemezsiniz, yaratan gücenir. Bazıları koskoca dinin peygamberine niye laf söylesinler, niye bir takım medeniyet yobazları dalga geçip karikatürünü çizsinler? Hep sizin ölçüsüz sevginiz yüzünden! Bağlı olursun, öğütlerini dinlersin, yoluna gidersin. Hâşâ yaratanın önüne geçiriyorsunuz ya!
Alevi vatandaşlarımızın da Ali sevgisinin ölçüsü yok. Böyle sevgi olmaz! Her şeyin yerine sadece Tanrıyı koyabilirsiniz. Tıpkı abartılan peygamber sevgisi, laiklerin mantıksız Atatürk sevgisi (Sanki Atatürk kılıcını kuşanmış ülkeyi tek başına kurtarmış, şunlara bak ya!) gibi Alevilerin Ali sevgisi de ölçüsüz.
Peygamber ve Ali’den sonra Mevlana, Yunus ve Hacı Bektaş Veli’ye de gösterilen bağlılık ve sevginin sınırları belli değil. Siz böyle 700 yıl önce yaşamış bir dervişe körü körüne bağlı olursanız yeni Mevlanalar, Atatürkler çıkmaz ki ortaya. Geçmişe böyle bağlı kalırsanız geleceği unutun beyler!
Başta peygamberimiz olmak üzere İslam’ın kılıcı Ali ve diğerleri Müslüman Türk milletinin ve İslam âleminin baş tacıdırlar. Bizim eleştirimiz bu değerlerin her şeyin (Hatta hâşâ Tanrı’nın) yerine konulmasınadır. Bazı değerlerimizi ilahlaştırıyoruz. ölçüsüz sevgi fanatizmdir. Peşaver dağlarında savaşan El Kaide’ye kızıyoruz ama Muhammed’imize, Ali’mize, Mevlana, Yunus ya da Atatürk’ümüze bir şey söylense biz de silah alıp dağlara çıkarız; çünkü El Kaide gibi bizler de ölçüsüz sevginin kurbanıyız.