- Kategori
- Futbol
Birinci ETİK Kurulu Raporu, İkinci ETİK Kurulu Raporu! Yersen tabi...

- Başbakan UEFA Başkanı Platini’yle görüştü ve “Kişilerin yapıp ettikleri, kurumları bağlamaz” vecizesini patlattı. Ört ki ölem.
- Bu vecize sonrasında…
- Daha öncesinden bir ETİK Kurul raporundan haberdar olduk. Hatırlayınız… Ne çok şeyler yazmışlardı. “Vah vah vah, her şey tahmin ettiğimizden de kötüymüş” minvalinde laflar dolaşıma sokulmadı mı? Ve harbiden her şey tahmin edilenden de felaketti. Şayet o felaketin gerekleri yerine getirilirse, futbol ekonomisi denen kapitalizmin atar damarı bir sektör herc-ü merç olacaktı. Ve federasyonun başına geldiği anda kucağında bulduğu şike bombasıyla uğraşmaktan başka bir şeyler yapmaya fırsat bulamamış Mehmet Ali Aydınlar istifa etmek zorunda kalmış, Yıldırım Demirören, futbol federasyonunun başına getirilmişti. .
- Ve Yıldırım Demirören, Başbakan’ın vecizesine gönderme yaparak ikinci bir ETİK Kurulu raporundan bahsetti. Sahi bu ETİK Kurul nedir? Yani o bildiğimiz Ahlâk kurulu mudur?
- Neyse biz kaldığımız yerden devam edelim…
- ETİK Kurulu ikinci bir rapor daha yazdı ve raporunda Başbakan’ın vecizesinin paralelinde görüşlere yer verdi. Efendim şikeye teşebbüs varmış amma ve lakin sahaya yansımamış… Efendim biz ilkinde farklı şeyler görmüşüz amma ve lakin yanlış şeyler görmüşüz.
- Tabii ki vaziyete ilişkin bu türden açıklamalar mizah kıvamında değerlendirilmektedir.
- Sanırım Başbakan, UEFA Başkanıyla gerekli görüşme ve anlaşmayı yaptı. Tabii benimki sallama. Ama insan sormadan edemiyor işte, “Neden Başbakan, Platini görüşmesinden sonra vecizesini dolaşıma soktu?”. Demek ki bir anlaşma var. Oysa UEFA’nın kriterleri belli… “Şikeye ilişkin şüphe dahi varsa bir alt kümeye düşürt” demektedir. Bu kadar açık ve net… Yoksa UEFA da mı, para ile ahlâk arasında para karşısında yenilgiye uğradı? Bilemiyoruz tabii… Ama kabul edelim ki Türkiye de küçük bir futbol pazarı değil hani.
- Bu işin adı bellidir. “Şike hadisesini örtme operasyonu.” Tamam adı sanı bu da kardeşim, neden bu alana pençe atıp, ortalığı velveleye verdiniz? Alanın razı olduğu, satanın razı olduğu bu alanda neyi paylaşamadınız da bu alana ilişip, sonra da bu pisliğin üzerini örtmeye kalkıyorsunuz?
- Bu hususu dönderip, dolaştırıp getirip CHP’ye bağlamak elzemdir.
- Normal bir ülkede bu denli sorunlu hususlara ilişkin ana muhalefet partileri siyasal iktidara dünyayı dar eder ama nedense CHP’den tık yok. Şimdi kimi arkadaşlar benim bu cümlemden hareketle CHP’nin yapıp ettiklerinden bahsedebilirler. Lakin iş o değil ki… Bir ana muhalefet partisinin lafı toplumda dalgalanma yaratmaz mı? Oysa CHP’nin konuya ilişkin bir takibinin olup olmadığı dahi bilinmiyor, bırakalım dalgalanma yaratacak kelam etmesini.