- Kategori
- Doğal Hayat
Birleşik Kentler, Ortak Yaşamlar

Yeryüzünde hayatın başlamasıyla beraber, ortaya büyük bir sorun çıkmıştı!.. Sular onları yaşamalarına elverişli olmayan bölgelere sürüklediği zaman, hayvanların büyük kitleler halinde ölümlerine nasıl engel olunabilirdi?.. Şöyle bir düşünelim mi?.. Acaba böyle bir durum karşısında biz ne yapardık?
Bunun en basit çaresi belki sizin de aklınıza geldi... Hayvan suda yüzeceğine, işine gelen yerde bir kayanın üzerine yapışıp oraya yerleşsin. Böylelikle hayatta kalabilme olanağı artacaktır. Çünkü ona şimdilik yaşamaya elverişli görünen yer, daha bir süre öyle kalmakta devam edecektir. İşte bu yüzden canlı yaratıkların biri yosun tarlasında barınmış, bir diğeri derin bir körfezin girintilerine sığınmış, başka bir tanesi de köpüren dalgaların dövdüğü bir kayaya yerleşmiştir.
Bu yaşam tarzını ilk başlatan canlılar, büyük bir ihtimalle süngerlerdi. İlkel canlıların gözeleri, kendilerini taşıyacak olan bir desteği elbirliğiyle meydana getirip üzerine yerleştikten sonra, bu desteğin içerisinde binlerce küçük kanal açarlar. Her kanalın girişinde duran gözeler hiç durmadan küçük kıllar sallarlar. Bu şekilde her kanalın içerisinde bir akıntı meydana gelir ve deniz suyu, içerisinde başka gözelerin yaşadığı kanalları dolaşır. Bu sürekli hareket, onlara sırasında "eve servis yapmak" şeklinde hem mineral tuzlar, hem besin maddeleri, hem de suda erimiş oksijen taşır.
İçi akıntılı binlerce kanalla bezenmiş bu hayvan kentinin en bilinen örneği, su emmiş bir sünger parçasıdır. Evlerimizde, bilhassa sandallarımızda ziyâdesiyle işimize yarayan bu süngerler, aslında ilkel canlıların, kendilerine barınak olması adına elbirliğiyle kurdukları, içerisi kanal dolu olan destektir.
Lâkin bir noktaya dikkat edelim... Süngerler arasında yalnız Akdeniz'de yaşayan birkaç türün desteği esnek, hâttâ yumuşaktır. Birçok sünger ise ya boynuzu andıran sert bir maddeden, ya kalkerli taşlardan, ya da cama benzeyen elyaflardan meydana gelmiştir.
Süngerlerin içerisindeki gözelerin her biri kendi başına yaşar. Fakat başka bir yerde birleşerek bir hayvan topluluğu oluşturabilirler. Çıplak gözle görülebilecek kadar irice olan canlılar genellikle bu şekilde davranırlar. Bu durumlarda artık bir "topluluk" söz konusudur.
En basit hayvan biçimi, her zaman için, besinlerin gireceği ve sindirileceği bir torba ile onun çevresinde, besinleri yakalayıp ağıza, torbanın girişine götürecek kollar şeklinde olmuştur.
Şurası muhakkak ki, birçok küçük canlı bu basit şemaya uygun olarak yaratılmıştır; ancak bu "çok ayaklı" hayvanları, polipleri, tek başlarına görebilmek çok nadirdir (eski zoolojistler, hangi hayvandan olursa olsun, her çıkıntıya "ayak" ismini takarlardı).
Polipleri çoğunlukla hep birlikte yaşadıkları birleşik kentlerde buluruz. Süngerler bir göze topluluğu oldukları halde polip toplulukları, her biri birçok gözenin birleşmesinden oluşmuş hayvanların birarada bulunmalarından meydana gelir. Çoğunlukla kalkerden, bazen de boynuz türü maddelerden oluşan bu polip kentleri, hayatın gelişmesinde çok büyük bir rol oynamışlardır.
Onları incelemek dahi çok ilginçtir. Bazen bir yere yerleşmiş, bazen yüzen, bazen yüzerek hareket eden bu hayvan kentlerinde iş bölümünün çok iyi örgütlendiği görülür. Bazı organlarda kümelenmiş gözeler besin maddesi olacak avları yakalamakla görevlidir; bir kısmı, herkesin hesabına sindirim işini yerine getirir; bir kısmıysa topluluğa bir iskeletin sağlıyacağı desteği verir; bazıları da, düşmanları geri püskürten zehirli maddeler salarak savunma görevinde uzmanlaşırlar; bir kısmı topluluğun hareket edebilmesini sağlar; bazı gözeler de hayatın en önemli işlevini, yâni üremeyi yerine getirir.