​ Birol Güven’in önerisi ve ötesi… / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '11

 
Kategori
TV Programları
 

Birol Güven’in önerisi ve ötesi…

Birol Güven’in önerisi ve ötesi…
 

İğnemiz fazla batıyorsa suç bizde değil!


Geçtiğimiz günlerde yapılan ‘RTÜK Toplantıları’nda yapımcı Birol Güven’den ‘dizi ligi’ önerisi gelmişti. Önerinin hedefi, diziler içeriklerine göre sınıflandırıp ‘Kuzey Güney’, ‘Muhteşem Yüzyıl’, ‘İffet’, ‘Keşanlı Ali Destanı’ gibi yapımları ikinci kuşağa ötelemek; birinci kuşaktaysa sadece ‘Çocuklar Duymasın’ türü yapımları yayınlatmak. Bu şekilde haksız rekabet önlenecekmiş! İyi ama zaten kim hangi türden hoşlanıyorsa o diziyi izliyor. Yani, ‘özgür’ iradesiyle dizisinin keyfini sürüyor. Öneriyle ortaya konansa, ‘Beğenmesen de izleyeceksin’ diktası! Asıl amaç da, patronlara fazla gelir getirmediği için istenmeyen aile sit-com’larının (bunlardaki aileler de evlere şenlik ya neyse) oynadığı saatte daha kapsamlı içeriğe sahip yapımların ekranda boy göstermesini engelleyerek çok reklam kapmak. Peki, bu uygulanırsa ne olacak? Herkes ‘dayatma’ sonucu aynı türdeki diziler arasında seçim yapacak ve reklam haksızlığı yaşanmayacak. Acaba mı? İzleyicinin genellikle reklam başladığında başka kanallara geçtiği ve bu yolla aynı anda birkaç dizi izlediği bir gerçek. O zaman bu gerçeği de ortadan kaldırmak için bütün kanalların aynı anda reklama girip çıkması gerek. Böylece tam bir uyum sağlanır. Hatta izleyiciler için de uyarıcı komutlar konabilir. Filanca diziyi izlemeyene şu kadar dakika reklam izleme cezası vs…

Komedi izlemek için sinemaya gitmeye gerek yok. Her anımız komedi zaten. Televizyondaki reklam pastasından alabildiğince büyük pay kapmak için bulunan çareler gerçekten üzücü! Şimdiye kadar uzayda yaşanıyormuşçasına bihaber olunan reyting oyunları birden keşfedilir. Bu pek umursanmayınca ardından dizileri dayatma saatlerle izlettirme teklifi bir yandan gündeme sürülür. Diğer yandan ‘çok izlendiği’ için göze batan bir dizi, ikinci sezonu yarılamışken yeniden hedef alınarak dava açma girişimleri başlatılır. Her şey, ‘korumacılık’ adına! Gerçekten mi? Kaygılar ne izleyiciye kalite sunma, ne de çoluk çocuğun gelişimi konusundadır. Eğer dizilerin yanlış yönlendirmesinden duyulan kaygı hakiki olsaydı, reklamlardaki pek çok şeyin hem sağlık hem de geleneksel alışkanlıklar açısından daha zararlı olduğuna da dikkat edilirdi. Gittikçe obezleşen ve özentilerle tüketim canavarına dönen yeni neslin durumu meydanda. Sit-com’larda ‘kahkaha efekti’yle gülme zamanını tayine ya da koca koca adamların, gerçek hayatta çocukların bile yapmayacağı tavırlarını ‘komedi’ niyetine izlemeye alışkın olabiliriz. Ama ‘dayatma’ saatlerle ekran başına oturulmasını istemek bunları aşar.Her yandan bunalan halkın tek eğlencesi televizyon üstünden oyun oynanmasın! Anibal Güleroğlu  http://www.sinematur.com  

 
Toplam blog
: 1210
: 1542
Kayıt tarihi
: 10.04.10
 
 

İstanbul'da başlayan yaşamım, eski İstanbullu ailemden edindiğim kültürle gelişti. Birinciliklerl..