- Kategori
- Sosyoloji
Bişey söylüyorum !

"Her insanın kendi hakkındaki tasavvuru, onun iradi davranışlarına yön veren temel etkendir. İnsan kendini nasıl kabul ediyorsa, hareketlerini ona göre ayarlar" ya da " Bazı görevleri yüklenebilmek, o görevleri yüklenmeye yaraştığını anladıktan sonra mümkündür ancak." diyor bir yazar, bir kitabında.
Efendim; şimdi bir hususu, us ile ele alacak olur isek şayet. Temsil-i misal; Umut tacirliğine, bilerek yahut bilmeyerek, girmemek gerek. Mesulü olduğumuz hal ve tavır ve dahi söz temelli sosyal inşaalarımızda , gerek ve yeter şart noktasında ne kadar ön etüt yahut istikşaf yapmamız gerektiği üzerinde önemle ve dahi ciddiyetle durmamız gerektiğinin gereği zaruret derecesindedir vesselam.
Yani demem o ki; Şimdi, kişi lafını esirgemez boyutta beriden aykırı olarak olarak, ağzının dolusu konuşur ve hal ve hareketlerini dal aykırı ortaya koyarsa, anlama yahut anlaşılma noktasında muhatabının gıdım gıdım kalmasını sağlayacağı gibi, şu anda yazarla beraber bu bloğu okuyanı da , bloğun bu paragrafında sıkıntıya sokacaktır. Değil mi ama?
Kısaca durum şudur; kişi alışkanlıklarının, geleneklerinin, yada inandığının dışında bir durumla karşılaşır ise, doğal bir refleks yada savunma olarak, psikolojik manada tedbir alma yöntemine başvuracaktır.
NOT : Yukarıda bahsedilen “arz ve talep” yada beklenti ve cevap” dairesinde ortaya konan yoruma dayalı tespitler. Bir tek “sevda” merkezli yaşamlarda işe yaramaz.
resim: www.kalem.biz