- Kategori
- Sinema
Biz, yatağında ölmeye karar verenler...

“Biz yatağında ölmeye karar verenler, kurşunlarla mezara girenlerin şerefine kadeh kaldırıyoruz.” Cümlesiyle akılda kalacak bir film kabadayı. Ha bir de finaldeki diyaloglardaki muhteşem esprilerle.
Dün akşam izlemeye karar verdik eşimle birlikte. Sinema salonu hıncahınç dolu. Ön sıra koltuklar ile oturduğum koltuk arasındaki mesafe dar (dizlerimden sonra 10 cm kalıyor), geçişler zar zor sağlanıyor. Sıkıntılı başlayan bir gece olacak gibi diyorum kendi kendime.…
Film başlangıç ve bitişiyle aynı mekanı kullanıyor. Bu tür ilginçlikleri oldum olası severim. Filmde sevmediğim şeyler arasında; sürenin gereksiz uzun oluşu, bazı diyalogların gereksiz uzatılması, senaryonun yaşadığı kopukluklar.
Eşkıya ayarında bir film beklentisi olanlar için hayal kırıklığı… Bu beklenti ile gelenlerin birkaçı film daha yarılanmadan ayrılıyorlar salondan. Ben ise belki bir anı vardır ki filmin hepsine bedel diye bekliyorum sonuna kadar. Birkaç an yakalamanın sevinci ile ayrılıyorum salondan…
""Ali Osman, zamanın en kıyıcı, sert ve kimilerine göre acımasız kabadayısıdır. Ancak tövbekar olmuştur. Yaşamının büyük bir kısmı hapishanelerde geçmiştir. Malını mülkünü akrabalarına, fakir fukaraya dağıtmış, futbola olan yatkınlığı ve sevgisi nedeniyle halı saha işine girmiştir. Hala dürüst, sözü kanun gibi kabul edilen, çevresinde, mahallesinde sayılan ve sevilen bir kişidir. Seki kabadayı arkadaşlarıyla zaman zaman halı sahada futbol oynamakta, eski günleri yad etmektedir.
Devran, İstanbul’un en karanlık dünyasının kahramanlarındandır. Çok asi, hırslı, korkusuz, bir adamdır. Devran çok zor bir çocukluk geçirmiş, o zamanların izleriyle gözünü tamamen karatmıştır. Hayattaki en büyük tutkusu ve saplantısı Karaca’dır. Ve Karaca’yı elde etmek için yapamayacağı, göze alamayacağı hiç bir şey yoktur.
Murat, Ali Osman’ın şarkıcı Afet’ten olan gizli çocuğudur.Beyoğlu mekanlarının aranan müzisyen ve DJ’lerindendir. Bir barda çalışmaktadır. Aynı barda şarkıcı olarak çalışan Karaca, uğruna her şeyi göze alabilecek kadar büyük bir aşkla bağlı olduğu, hayattaki en büyük tutkusudur.
Karaca, Almanya’da büyümüştür. Oldukça aykırı ve çalkantılı bir yaşam süren Karaca’nın en büyük tutkusu şarkı söylemektir. Karaca’nın kaderi ona tutkuyla bağlı iki erkeğin mücadelesine bağlıdır.
Sürmeli, Murat’ın annesi şarkıcı Afet’in yardımcısı, dostu ve sırdaşıdır. Ali Osman’a can borcu olan Sürmeli, ona bir baba gibi saygı ve sevgi beslemektedir.""
Yaşayışlarıyla farklı dünyanın insanları yaşadıkları ortak şehir İstanbul’da buluşuyorlar. Bize de isteğimize bağlı olarak onları pek de rahat olmayan koltuklarda oturarak beyaz perdeye yansımış görüntülerini izlemek kalıyor.
Sevgiyle ve sevdiklerinizle sağlıklı ve mutlu yaşayın. Sinemayla kalın…