- Kategori
- Kültür - Sanat
Biz kimden kaçıyorduk anne?
İlk kez bir kitabını okuyorum Perihan Mağden'in. Ve bir yazarın yazı yazarken kendinden yazılarına bir şey katmadığına da asla inanmıyorum. Çünkü ne yaparsanız yapın kendinizden kaçmanız bir başkasının kimliğine bürünürken ruhunuzu geride bırakmanız olanaksızdır. Bir seri katili bile yazarken satırlara kendinizden bir şeyler katarsınız mutlaka.
Perihan Mağden'in son kitabını okurken ruhumun bir yerlere sıkıştığını hissettim adeta. Eğer bu kitap onun ruhundan izler taşıyorsa ki taşıyordur mutlaka o zaman çok fena:)) Kitapta asla isim yok, kişilerin belirgin özellikleri yok. Yanlız ve yanlız kaçan bir anne ve onunla beraber kaçmak zorunda kalan dünya güzeli bir kız var. Kimden neden kaçtıkları da çok belirgin değil. Kızına tutku derecesinde bağlı ve onunla asla kimseyi paylaşmayan bir kadının hastalıklı ruh halleri konu edilmiş.
Başkalarının gözünden anne kıza bakış açıları ise sayfaları çevirdikçe ürkütücü bir hal almaya başlıyor. Çünkü zaten ne ilişkilerinde, ne hallerinde ne de yaşantılarında asla normal ve sıradan bir durum yok. Herşey son derece sıra dışıyken rol model anne tarafından sıradan bir şeymiş gibi gösteriliyor. Çünkü ona göre bu kaçışlar, harcanan sınırsız paralar ve insanlara olan acaip bakış açısı son derece normal.
Ben kitabı okuyup bitirdikten sonra kafamda onlarla ilgili net hiç bir bilgi oluşmadı. Aynen kızın annesine sorduğu "biz kimden kaçıyorduk anne"? sorusunu "siz kimden kaçıyordunuz teyze? olarak değiştiriyorum kafamda.
Ama sorun ve esas konu onların kaçmaları değil zaten Perihan Mağden'in dediği gibi. Konu annenin kızıyla hiç kimse olmadan bir dünya yaratmak istemesi ve bence biraz da feminizm. Yani baba figürü olmadan sadece annenin çocuğuna sevgisini vererek çocuğunu tek başına büyütebileceğinin bir göstergesi. Çocuğunu eşinden ayrıldıktan sonra tek başına büyüten Perihan Mağden de kitabına kendinden bir şeyler katmamış mı sizce?En azından bu kadarını...
Okuyun veya okumayın demiyorum.Kitap bundan ibaret.Seçim size kalmış:))))