Bizde böyle... / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Nisan '12

 
Kategori
İlişkiler
 

Bizde böyle...

Bizde böyle...
 

önce diyalog, sonra düşünceler, tahminler, sorular sorular sorular...


*Diyalog (Akşam yemeği sonrası):

Kadın: - Son yazımda anneanneni anlattım.
Erkek: - Onun için mi adını sordun geçen akşam?
- Evet. Okumak ister misin?
- ...
- Sana okumamı ister misin?
- Olur. Oku.

.......

Erkek: - ( Yazının olduğu sayfaya bakar) O ne resmi?
Kadın: - Koruk.
- Hıı, korukla mı ilgili yazdın?
- Hayır. Dinle:

“............ O gün neler konuştuk hatırlamıyorum da, bir o yemek, o bulaşık, bir de iki örük saçın çevrelediği temiz, berrak, sıcacık bir çift mavi göz. Aklımda bir bunlar kalmış...”

Erkek: - Bir de 'koruk'...
Kadın: - Beğenmedin mi?
- Yoo, beğendim. Güzel yazmışsın.
- Sağol.
- Ben hiç hatırlamıyorum. Sen nasıl hatırlıyorsun o kadar? Uydurdun mu yoksa?
- Hayır! Hatırlıyorum... Annen de anlatırdı annesinin hayat hikayesini. Biliyorum ben.
- Ben unutmuşum hepsini...
- Ben unutmam.

**Düşünceler:

Kadın: - " Anlamıyor. 'Ha bir anı!' dedi. Beğenmedi. Siyasetle ilgili olsa sever. Esprili dille yazılmış ya da zekâ eseri, vurucu bir gündem yazısı olsa beğenir."
Erkek: - " Hayret nelere dikkat etmiş?! Hem unutmamış! Her şeyi mi hatırlıyor böyle ince ince? Başka neleri hatırlıyor acaba?"
Kadın: - "Kimbilir neler geçti aklından, dalgınlaştı."

***15 dk. Sonra:

Erkek: - "Cumartesileri bu tartışma programlarının tekrarını veriyorlar; ben ne seyredicem şimdi!? Hımm, Aselsan'la ilgili şu program ilginçmiş. Off, yorulmuşum bütün günnn!... Kanepeme uzanmak varmışşş!"
Kadın: - " Ne düşündü de daldı acaba? İyi kötü her şeyi hatırlama ihtimalim mi düşündürdü onu? O günlerdeki bizi hiç düşünmediği mi geldi aklına? Annesini mi hatırlayıp hüzünlendi? Annesinin ona anlattıklarını hatırlamadığına mı hayıflandı?"

****Yarım saat sonra (hâlâ):

Kadın: - "Ne kadar farklıyız!... Hep derim ya, evlilik neden sürer? Evliliğin, dolayısıyla eşinin iyi ve kötü yanlarını akıl ve duygu terazisine koyarsın; kişiliğin, tavırların, olayların, durumların iyilerini ve kötülerini... Yani kendi açından... İyilerin kefesi ağır basarsa, katlanır, alışır, kanıksar; kötüler yüzünden beraberliği bitirmeye kıyamazsın. Farklı olduğunuzu, her insanın ve tabii kendinin de kusurları olduğunu ve kimseyi değiştiremiyeceğini en başından kabullenmelisin. Her şeye rağmen sürüyorsa bir evlilik, kimi eksiklere göz yumuluyorsa, sebebi vardır mutlaka. Gerçi erkek, rahatını bozmak istemezmiş derler ya... O tarafı muamma... Erkek için ne kadarı sevgi, ne kadarı alışkanlık?... Herhalde huzur önemli. Huzur varsa, erkek fazla derin düşünmeden mutlu hissediyor kendini. Genelleme yapılabilir mi? Bence yapılamaz; ilişkideki iyi'ler, kötü'ler her çift için farklıdır ama şu ‘terazi’ meselesi genel bir kural gibi geliyor bana..." (Yazı yazmaya oturur)

*****Bir kaç saat sonra:

Kadın: - "Bunu da okur mu? Okusa ne der? Lüzumsuz bulur. 'Alem kadınsın sen!' der. Beni tanımıyormuş gibi bakar. Ya da yeni bir yüzümü daha tanımış gibi... Değişik gelir de rahatsız olmuş gibi mi bakar? Yoksa değişiklik cazip gelip ilgiyle mi? Kesin, 'yoo ben öyle şeyler düşünmedim' der; 'neler de kurmuşsun!' der. Unutmuştur zaten düşündüyse de... Unutmasa itiraf eder miydi 'şunu düşünmüştüm' diye?..."

Vs. vs... Önce diyalog, sonra düşünceler, tahminler, sorular, sorular, sorular... İşte böyle süreeer gider. Bizde böyle. Başkalarını bilmem...

 
Toplam blog
: 33
: 3988
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..