- Kategori
- Yapı / İnşaat
Bizim evleri su basar!

Yaptığım bir evin önden görünüşü
Sabaha kadar proje çizdim. İki odası, mutfağı , salonu ve banyosu olan tek katlı altmış metre kare oturma alanlı bir ev istiyordu müşterim. On beş metre kare de verandası vardı evin. İki posta çay demledim. Bu arada iki blog yazdım. Birini yayına vermedim! Maliyet analizi yaptım, net yirmi altı bin Türk lirası malzemesi tutuyor . Mutfak dolabı, banyo aksesuarları dahil malzeme maliyeti bu.
Oğlum okula gidene kadar yattım. Uykumu alamamıştım ama kalktım duşumu aldım. Sabah erkenden poğaça almıştım fırından, onun yarısını ancak yiyebildim çayla.
Düşünüyorum ki ne fiyat vereyim! Hazırlıktan sonra en az yirmi gün arazide iş var. Dört kişiyle gitmemiz lazım.
Önce gittikleri prefabrikçi yirmi bin Türk lirası fiyat vermiş. Dünkü görüşmemizde işi sen yapacaksın Ahmet Abi demişti işin sahibi. İlk çizdiğim proje büyüktü. Haftasonları ve yazın kullanacağız bu evi; onun için biraz daha küçük olsun , hem de kesemize uygun olur demişti .
Görüşmeye giderken projeyi ve maliyet hesabını yaptığım kağıdı da aldım. Kullanacağım malzeme ve yapılacak işlerin bir dökümüydü.
Resmi çok beğendiler. Genelde böyle haftasonu evlerinde oturma alanları geniş tutulur. Salon ve veranda mesela. Çünkü hayat orada geçmektedir.
“Fiyatı ne olur Ahmet Abi?”
“Kırk beş bin Türk lirası!”
“Abi ne yaptın? Dün demedik mi ki gittiğimiz prefabrikçi yirmi bine yapıyor diye?”
“Bak ama benim maliyet analizimde neler var! Bunların hangisi onda var? Duvarları yedi santim onların. Bizim duvar yirmi!”
“Hafta sonu gideceğiz Abi! Lükse gerek yok ki! Hem fındıklık orası!”
“Fındık deposu mu yapalım?”
“Yok canım! Biraz da bir şeye benzesin!”
“Elektrik var mı tarlada?”
“Yok ama köyde var!”
“Su?”
“O da köyde var!”
“Tarlada yok yani!”
“Yok!”
Konuya başka türlü yaklaşayım istedim! Şaka zamanıydı!
“Bir keresinde İtalyanlara bir ev yaptım. Çatısında trapez saç kullanmıştık. Evi teslim ettik. Adam oturmaya başladı. Bir gün nasıl bir yağmur yağıyor bir bilsen. Bir baktım ki bizim İtalyan telaşla ofise doğru geliyor. Anladım tabi; evi su bastı ! Çatı hep su kaçırmış! Odalara leğen yetiştirememiş!”
“Bizim ev kaçırır mı Ahmet Abi?”
“Yok canım! O ilk işimizdi! Bir gün de başka bir ev yandı!”
“Nasıl Abi?”
“Elektrik kontağından! Biliyorsun ahşap kolay tutuşur. En ufak bir kıvılcım görmesin, yanar!”
“Bizimki yanar mı Abi?”
“O da ikinci işimde oldu. Şimdi olmaz!”
Aynen böyle oldu görüşmemiz!
Diyeceksiniz ki bunları niye anlattın Ahmet?
Dünkü intibam kaynağının yetersiz olduğuydu. Ama saygımın sonsuz olduğu bir Ağabeyimin ricasını kıramadım ve en azından proje bazında yardım edeyim diye düşündüm ilk görüşmemizden sonra.
Mizanseni de ukdesinde kalmasın diye hemen oracıkta yazdım. Doğaçlama oldu!
“Projeyi kendiniz de uygulayabilirsiniz. Hatta ben arada bir günübirlik de olsa gelir yapımına nezaret ederim. Bila bedel “
“Projeyi alabilir miyim Ahmet Abi?”
“Tabi! Resmi beğendiğinize memnun oldum !”
Kalktı gittiler. Ben de müsaade istedim Ağabeyimden.