- Kategori
- İlişkiler
Bizimkisi bir aşk hikayesi, çok renkli film gibi biraz.

Nick Vujicic... Aslında bir çoğumuz onu Sosyal Medya’dan tanıyoruz. Doğuştan kol ve bacakları olmayan fakat milyonlarca insanın yüreğine ulaşmış, herkesin ders alması gereken özel insanlardan biri.
Nick 29 yaşında. Hayranlıkla, ayakta alkışlanması gereken biri. Doğuştan kol ve bacağının olmamasına rağmen hemen hemen bir çok sağlam insanın yapabildiklerini, hatta daha fazlasını dahi yapabiliyor. Davul bile çalıyor. Umutsuz başlayan, başarılarla ve mutlu bir evlilikle devam eden bir hayatı var Nick Vujicic’in.
Benim kollarım ve bacaklarım yerinde çok şükür ama bir bedensel engelli olarak Nick’in yaşadıklarını, ruh halini az çok tahmin edebiliyorum. Zor, çok zor. Nick herşeyden önce beni kendisine başarılarıyla değil özgüveniyle hayran bıraktı. Sahip olduğu bu özgüvenle bir çok seminerler verdi, 2005 yılın’da “Life Without Limbs”(Kolsuz ve Bacaksız Yaşam) adlı kitabını yazdı ve bugün Sosyal Medya’nın gündemi olan sağlıklı ya da engelsiz diye adlandırdığımız kendisi gibi yürekli bir bayanla Şubat ayın’da evlilik yaptı. Nick Vujicic’in başarıları tartışılmaz, az çok“istenirse aşılamayacak, yapılamayacak hiç bir şey yoktur”bilinci günden güne yayılmaya, bu farkındalık oluşmaya başladı ama Nick’in evliliği hala bir şeyleri aşamamış bir toplum olduğumuz gerçeğini bir kez daha tokat gibi yüzümüze çarptı. Bence bu evlilikten yola çıkarak bazı zihniyetlerin kendini sorgulama zamanı geldi.
“Engelli biri engelli biriyle evlenmeli”mantığın da olan kara cahiller; madem sorgulama, öz eleştiri yapma kabiliyetiniz, kapasiteniz yok en azından dürüst olun. Yüreksizsiniz, aşkı sevgiyi her ne kadar kendinize dahi itiraf edemesenizde bedende arıyorsunuz. Gönül gözüyle görmek kavramını cümle olarak biliyor, ama anlam olarak bilmiyorsunuz.
Kabul ediyorum, engelli bir birey ile engelsiz bir bireyin evliliği diğer evliliklere göre kolay olmayacaktır. İki gönül bir olsa bile aile bireyleri devreye girecek, belki de iş küslüklere kadar varacaktır. Yine olay dönüp dolaşıp yüreğe çıkıyor aslında.
Kendim’de engelli sıfatını taşıdığımdan çevremde engelli dostlarım var bir çoğu bu tür sıkıntıları yaşadı. Aileler sorun yarattı, küslükler oldu ama hiçbiri sevgilerinden, aşklarından vazgeçmedi. Aşklarını, sevgilerini bırakmak yerine dik durarak yollarına devam ettiler. Ve bugün karşı çıkan insanlar ki aileleri’de bunlara dahil, takdirle karşılıyorlar.
Önyargılar, Albert Einstein’ın dediği gibi atomu parçalamaktan çok daha zor önyargıları yıkmak. Önyargıları meydana getiren nedir? Öğretilmişlikler, öğrenilmişlikler. Peki öğrenilmişlikler nereden geliyor? Daha önce yaşanmış örneklerden.
Sorun, sıkıntı kokusu almaya başladığımızda hemen vazgeçmeyi seçiyoruz. Pes ediyoruz. Bu hayatın her alanı için geçerli. Engellisiniz, zaten bir çok bireysel ve çevresel sıkıntı mevcut dışarıdan gelen en ufak bir olumsuz hareket sonucu pes ediyorsunuz. Hooooop etiketlenme arkasından geliyor.
Olmuyor işte.
Engelli engelliyle evlensin.
Şimdi dönelim Nick Vujicic’in evliliğine. Nick kolu ve bacağı olmayan bir engelli ama bugün evli üstelik eşi engelsiz. Bu nasıl oldu peki?
Hadi arkadaşım, hadi önce kendine itiraf et sonra zihniyetini, bakışını değiştir.
Sana yardımcı olabilirim ilk adımı atmanda.
Şimdi benimle birlikte tekrarla “ben bir yüreksizim”
“ben bir yüreksizim”
“ben bir yüreksizim”
Sürç-i lisan ettiysek affola.
Sevgilerimle
Ayça AKIN
http://www.aycaakin.com
http://www.facebook.com/aycaakinofficialfanpage
http://twitter.com/aycakn